Allah’ı Gökten Yere İndirip Otoriteyi Sorgulama
PUTLARIN MODERN EFENDİLERİ: KUR’AN’DA ŞİRK VE YÖNETİM İSYANI
Tevhid: Tanrı’yı Gökten Yere İndirip Otoriteyi Sorgulama Sanatı
Kur’an’da anlatılan şirk, müzede sergilenen tozlu bir putperestlik hikayesi değil; bugünün siyasal sistemlerini, ekonomik çarklarını ve dokunulmaz liderlerini hedef alan sert bir yönetim eleştirisidir. Şirk, Allah’ın yanına ortak koşmak değil; Allah’a ait olan hüküm sürme, hesap sorma ve rızık dağıtma yetkilerini gasp edip kutsallık zırhına bürünmektir.
1. "Hüküm Allah’ındır" Ne Demek? (Yöneticilerin Korkulu Rüyası)
"Hüküm ancak Allah’ındır" (Yusuf 40) ayeti, bir ruhban sınıfının yönetimi ele geçirmesi için değil; hiçbir ölümlünün mutlak hakikat taslayamaması için indirilmiştir.
- Bu ayet; liderin ağzından çıkanın kanun olduğu, eleştirinin "ihanet" sayıldığı her yapıyı yerle bir eder.
- Eğer bir yönetici "benim sözüm sorgulanamaz" diyorsa, o artık bir siyasi figür değil, bir “yeryüzü ilahıdır.” Kur’an tam olarak bu kibri hedef alır.
2. Yönetimde "Üçleme" ve "Karanlık Odaklar"
Kur’an’ın "Üçün üçüncüsü" (Maide 73) diyerek mahkum ettiği yapı sadece teolojik bir tartışma değildir. Bu, sorumluluğun halktan gizlendiği, kararların şeffaf olmayan gizli konseylerde alındığı her türlü oligarşinin adıdır.
- Sorumluluğu Buharlaştırmak: Karar mekanizmalarını kutsal veya gizemli "üçlü-beşli" yapılar arasına hapsedip suçu birbirine atanlar, aslında halkın iradesini çalan hırsızlardır.
- Kur’an der ki: "Üç kişi gizli konuşsa dördüncüleri Allah’tır." Yani; kapalı kapılar ardında, lobilerde, gizli ittifaklarda ne çevirirseniz çevirin; şeffaf olmayan her yönetim şirk bataklığına saplanmıştır.
3. Melekler: Sistemin "Şirin" Gösterilen Aracılığı
Müşriklerin melekleri "Allah’ın kızları" (şefaatçiler) olarak görmesi, bir biyoloji hatası değil, bir bürokrasi hastalığıdır.
- Duygusal Rüşvet: Halk, "Ulaşılamaz olan Allah" ile kendi arasında nazı geçen, torpil yapabilen "kibar aracılar" (kız evlat imajı) arar.
- Lobicilik Faaliyeti: Bugünün dünyasında bu melekler; liderin etrafındaki "dokunulmaz" danışmanlar, tarikat şeyhleri veya bürokratik şefaatçilerdir.
- Kur’an, "Aracı yok!" diyerek bu sahte torpil mekanizmasını ve bu mekanizmadan beslenen iktidar odağını çökerterek insanı özgürleştirir.
4. Putlar: Dönem Değil, Zihniyet İsimleri
Lat, Uzza ve Menat; Mekke çöllerinde kalmadı. Onlar her devrin yönetim dilidir:
- LAT (Gelenek Faşizmi): "Biz atalarımızdan böyle gördük" diyen, değişime direnen, statükoyu koruyan muhafazakar kalkan.
- UZZA (Güç Tapıcılığı): "Güçlü olan haklıdır" diyen, parası ve silahı olanın önünde eğilenlerin ilahı.
- MENAT (Kaderci Afyon): "Yoksulluk senin kaderin, sabret" diyerek sömürüyü meşrulaştıran, halkı pasifize eden din dili.
- Tevhid, bu üç dili de konuşan ağzı susturmanın adıdır.
5. "Rahman’ın Kulları" Olmak: Zulme İtiraz
Kur’an neden "Allah’ın kulu" yerine ısrarla "Rahman’ın Kulları" (İbadurrahman) der?
- Çünkü Rahman, rızkı ve merhameti ayırmadan, herkese eşit dağıtandır.
- Rahman’ın kulu olan bir birey; rızkını devletten, patrondan veya liderden beklemez. Rızık korkusuyla zalimin önünde eğilmez.
- Bu ifade, gücünü korku ve baskıdan alan (Cebbar/Melik) otoritelere karşı; gücünü şefkat, adalet ve özgürlükten alan bir direniş kimliğidir.
6. Şefaat Aldatmacası: Sorumsuzluk Kültürü
"Şefaat bütünüyle Allah’ındır" (Zümer 44) cümlesi, "beni efendim kurtarır, partim kurtarır, cemaatim kurtarır" diyenlerin elindeki tüm kozları alır.
- Bireyin Özgürlüğü: Kimse senin günahını taşımaz, kimse seni arkadan iterek cennete (veya refaha) taşıyamaz.
- Şefaat beklentisi, halkı koyunlaştıran bir uyuşturucudur. Kur’an bu uyuşturucuyu yasaklar ve herkesi kendi eyleminin sorumlusu yaparak ayağa kaldırır.
7. "Dişilere Dua Etmek": Pasif Otorite ve Sorumsuzluk Kültürü
Kur’an’da müşriklerin Allah’ı bırakıp "dişilere" (inasen) tapındığının söylenmesi, biyolojik bir cinsiyet yerginisinden ziyade, iktidarın karakterine yönelik bir eleştiridir.
- Edilgenlik ve Boyun Eğme: Kadim dünyada "dişillik" kavramı; edilgenlik, pasiflik ve "idare edilen" olma durumuyla özdeşleştirilirdi.
- "Dişilere dua etmek", aslında kendi iradesini kullanmayan, yukarıdan emir bekleyen, inisiyatif almayan ve statükoya tam teslim olmuş bir kitle psikolojisini temsil eder.
- Sorumluluktan Kaçış: Bu tip bir inanç sisteminde kişi, "ben sadece bana söyleneni yapıyorum" diyerek ahlaki sorumluluğu üstünden atar. Kendi aklını ve vicdanını bir kenara bırakıp, pasif bir araç haline gelir.
-
- İktidarın İstismarı: Zalim yönetimler, halkın bu "dişil" (pasif/edilgen) tavrını severler. Çünkü sorgulamayan, itaatkâr ve sadece sığınacak bir liman arayan kitleleri yönetmek kolaydır. Kur’an bu ifadeyle, insanı bu pasiflikten kurtarıp "fail" (etken/sorumlu) bir özne olmaya çağırır.
9. Necm Suresi: Gökten Gelen Emir ve Yerin Sahte "Melikleri"
Necm Suresi, sadece yıldızlardan bahsetmez; gökyüzünün mutlak otoritesinden gelen vahyin, yeryüzünde kutsallık zırhına bürünmüş statükoyu nasıl darmadağın ettiğini anlatır.
- "Kendi Arzusundan Konuşmaz": Vahyin ilk vurgusu, elçinin bir "şahsi iktidar" peşinde olmadığıdır. Yeryüzündeki krallar (melikler) kendi arzularını "tanrı buyruğu" gibi pazarlarken, vahiy bu dili kökten reddeder. 📜
-
- Dişil Aracılar ve İktidar İllüzyonu: Müşrik zihniyet, Allah adına yeryüzünde meliklik yaparken araya "dişil melekleri" koyar. Bu, otoriteyi yumuşatmak ve "şah damarından yakın olan Allah" ile kul arasına bürokratik bir mesafe koymaktır. Kur’an ise melekleri "dişil" (inasen) olarak isimlendirmeyi, bu sahte aracılık kurumunun bir uydurması olarak niteler. 🛑
- Ufuktaki Mutlak Güç: Necm Suresi, Allahdan gelen vahyi"üstün bir güç sahibi" (zû mirretin) olarak tanımlar. Bu, müşriklerin uydurduğu "narin, şefaatçi kız evlat" imajına karşı; göğün emrinin tavizsiz, güçlü ve sarsıcı olduğunu ilan eden bir meydan okumadır. 💪
Son Söz: Tevhid Bir Siyasi Devrimdir
Kur’an, taş heykelleri kırmak için değil, insanı insana kul eden dilleri koparmak için inmiştir.
- Şirk; dikey bir hiyerarşidir, köleliktir.
- Tevhid; yatay bir eşitliktir, sadece Allah’ın karşısında eğilerek geri kalan tüm sahte büyüklüklere "Lâ" (Hayır!) diyebilme cesaretidir.
Bugün "Sistem böyle", "Güçlü olan kazanır", "Liderimiz ne derse o" cümlelerini kuruyorsanız; o putlar hala dimdik ayaktadır.
UYARI / HATIRLATMA

Yorumlar
Yorum Gönder