DİNİ GÖSTERİYE ÇEVİRMEK



​DİNİ GÖSTERİYE ÇEVİRMEK: SECDE EDEN BEDENLER, UYANMAYAN BİLİNÇLER

​Ritüel Çok, Ahlâk Yok

​Bugün toplumda derin bir çelişki yaşanıyor: İbadetlerin sayısı artarken ahlâk geriliyor; dini semboller her yeri kuşatırken adalet duygusu kayboluyor. Kur’an’ın şiddetle eleştirdiği bu durum, dindarlık değil; dini bir gösteriye (spectacle) dönüştürmektir. Kur’an’a göre din; sergilenen bir kimlik etiketi değil, taşınan bir sorumluluk bilincidir.

​1. Gösteri Dindarlığı: Allah İçin Değil, İnsanlar İçin

​Kur’an’da ibadetin tek bir hedefi vardır: Allah’a yöneliş ve bu yönelişin insanı dönüştürmesi. Ancak gösteri dindarlığında ibadet, kişiyi dönüştürmek yerine kişinin vitrini hâline gelir. Kur’an bu durumu sarsıcı bir dille eleştirir:

"Yazıklar olsun o salât edenlere… Onlar gösteriş yaparlar." (Maûn 107/4–6)


​Burada yerilen "namazın yokluğu" değil, namazın bir bilinç eğitimi olmaktan çıkıp sahneye dönüştürülmesidir. Sorun eylemin kendisinde değil, amacın sapmasındadır.

​2. Dini Yalanlamak: Adaletsiz İbadet

​Kur’an, dini yalanlamayı sadece inançsızlıkla sınırlamaz. Asıl yalanlama; ibadet edip adaleti ve merhameti üretmemektir. Sosyal karşılığı olmayan her eylem, Kur'an dilinde içi boş bir tekrardır:

"Dini yalanlayanı gördün mü? İşte o yetimi iter, yoksulu doyurmaya teşvik etmez." (Maûn 107/1–3)


​Yetimi iten, kul hakkını umursamayan, zulmü normalleştiren bir toplumda kılınan namaz ve tutulan oruç, Kur’an perspektifinde "anlam kaybına" uğramıştır.

​3. Gizli Şirk: Toplumsal Onay Putu

​Gösteriş (riyâ), masum bir karakter kusuru değil, bir otorite sapmasıdır. İbadet, Allah’ın rızası yerine insanların takdirini kazanmak için yapılıyorsa, orada tevhid zedelenmiş demektir.

  • Kulluk Adresi: Eğer ibadet "görülmediğinde" değersizleşiyorsa, odak noktası Yaratıcı değil, izleyicidir.
  • Korku ve Onay: "İnsanlardan korkarlar; Allah’tan korkmaları gerekirken..." (Nisâ 4/77). Bu ayet, gösterişin özünü ifşa eder: Toplumsal onay, ilah yerine konmuştur.

​4. Semboller Ahlâkın Yerine Geçtiğinde

​Başörtüsü, sakal, tesbih veya dini jargonlar, ahlâkın kendisi değil, ancak birer sembol olabilirler. Bu semboller dürüstlüğün, adaletin ve liyakatin yerine geçtiği anda din çöker. Kur’an’da gerçek ölçü takvadır:

"Allah katında en değerliniz, takvaca en ileri olanınızdır." (Hucurât 49/13)


​Takva; bağırmaz, pazarlanmaz ve sergilenmez. Takva, gizli ve açıkta gösterilen tutarlılıktır. Eğer bir ibadet "insanı hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoymuyorsa" (Ankebût 29/45), ortada bir ibadet değil, sadece bedensel bir egzersiz vardır.

​5. Modern Sahne: Sosyal Medya Dindarlığı

​Günümüzde ibadetler artık Allah’a değil, algoritmalara sunulmaktadır. "Sağ elin verdiğini sol el bilmesin" ilkesinden, "paylaşılmayan ibadet yapılmamış sayılır" noktasına gelinmiştir. Bu durum, dindarlığın siyasal meşruiyet ya da sosyal statü aracı olarak kullanılmasının modern bir tezahürüdür.

​Sonuç: Kur’an’ın Sert Hükmü

​Kur’an’ın bu konudaki dili nettir:

  • ​Gösteriş için yapılan ibadet, ibadet değildir.
  • ​Adalet üretmeyen din, din değildir.
  • ​Ahlâk doğurmayan ritüel, batıldır.

​Kur’an’a göre makbul olan; sadece eğilip kalkan bir beden değil, secde eden bir bilinçtir. Dini gösterişe çevirmek, onu Allah’tan koparıp toplumsal bir vitrine asmaktır ki bu, imanın ruhunu öldüren en büyük hastalıktır.

UYARI / HATIRLATMA


Bu metinlerde yer alan görüş, yorum ve çıkarımlar, beşerî çabanın bir ürünüdür.

Lütfen her ifadeyi Kur’an’ın bütünüyle değerlendirin; ayetlerin rehberliğinde tartın, ölçün ve doğrulayın. 

Hakikatin tek ölçüsü Allah’ın kitabıdır. Yanlış varsa bize, doğru varsa Allah’a aittir.

Diğer kategorize edilmiş yazılarımıza aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz

Yorumlar

Öne çıkan Makaleler

Kurana göre Sevgi ile Aşk ❤

YASAK MEYVE ? 🍎

Habibullah demek ŞİRKTİR 📣