Kur’ân’da “Ezan” ve “Nidâ”
Kur’ân’da “Ezan” ve “Nidâ”: Kavramsal Ayrım ve Doğru Anlama Üzerine Bir Tahlil Terimlerin Dönüşümü ve Anlam Kayması Bugün “ezan” denildiğinde zihinlerde sabit bir metin, belirli bir makam ve ritüelleşmiş bir form canlanır. Ancak Kur’ânî bağlamda bu kelimenin böyle teknik bir ibadet formunu ifade edip etmediği ciddi bir inceleme gerektirir. Aynı şekilde “salât çağrısı” meselesi de çoğunlukla “ezan” ile özdeşleştirilerek okunur. Oysa Kur’ân, bu iki alanı farklı kelimelerle ifade eder: “ezan” (ilan) ve “nidâ” (çağrı) . Bu ayrım gözden kaçırıldığında, metnin ortaya koyduğu esnek ve ilkesel yapı, tarihsel olarak katı ve şekilci bir forma indirgenir. 1. “Ezan” (أذان): Kur’ân’da Bir Duyuru / İlan Kavramı “Ezan” kelimesi, أ-ذ-ن (ʾ-ḏ-n) kökünden türemiştir ve temel anlamı: bildirmek duyurmak ilan etmektir Kur’ân’daki en açık kullanımı: Tevbe 9/3: “Allah’tan ve Resûlünden insanlara bir ezan (ilan)...” Bu ayette “ezan”: ritüel bir ibadet çağrısı değildir ...