Bizi Doğru Yoldan Ayırma” mı, “Bizi Doğru Yola İlet” mi?
Dua Dilinde Zann “Bizi Doğru Yoldan Ayırma” mı, “Bizi Doğru Yola İlet” mi? İnsan dua ederken sadece bir talepte bulunmaz; aslında o anda kendisi, Rabbi ve hakikat karşısındaki konumu hakkında bir hüküm verir. Gündelik dilde sıkça kullandığımız “Rabbimiz bizi doğru yoldan ayırmasın” cümlesi ilk bakışta masum ve dindar bir temenni gibi görünür. Ancak bu ifadenin derinliklerinde, farkında olmadan inşa edilmiş tehlikeli bir zan gizlidir: “Ben zaten doğru yoldayım, sadece bu konumumu korumak istiyorum.” Oysa Kur’an’ın inşa ettiği mümin bilinci, bir "varış" sarhoşluğu değil, bir "oluş" ve "arayış" disiplinidir. 1. Doğru Yolun Sahibi ve Konumu Kur’an’da “sırât-ı müstakîm” (dosdoğru yol), insanın üzerine kurulduğu sabit bir mülk değil; kaynağı Allah olan dinamik bir hakikat hattıdır. Hûd Suresi 56. ayette buyurulur: “Şüphesiz Rabbim dosdoğru yol (sırât-ı müstakîm) üzeredir.” Bu ayet, sarsıcı bir gerçeği fısıldar: Doğru yol, insanın statik bir ...