KUR’AN’DA “GÜÇLÜ KULLAR”



​KUR’AN’DA “GÜÇLÜ KULLAR” VE MEDENİYET YASASI: İSRÂ SURESİ ÜZERİNDEN BİR SOSYOLOJİK OKUMA

​Kur’an-ı Kerim, geçmiş toplumların hikâyelerini birer kronoloji aktarımı veya ulusal trajedi kaydı olarak sunmaz. Onun temel amacı, insanlık tarihinin akışını belirleyen "değişmez yasaları" (Sünnetullah) ilan etmektir. 

İsrâ Suresi’nin ilk ayetlerinde anlatılan ve geleneksel tefsirde genellikle Babil veya Roma’nın Kudüs’ü işgali olarak yorumlanan "iki bozgunculuk" ve "güçlü kulların gelişi" anlatısı, aslında tarihsel bir vakadan ziyade bir medeniyet muhasebesidir.

​1. Kur’an Neyi Anlatmaz? Tarihselciliğin Tuzağından Kurtulmak

​İsrâ Suresi 4-7. ayetler incelendiğinde; "Babil", "Roma", "Pers" gibi siyasi isimlerin ya da "M.Ö. 586" gibi spesifik tarihlerin geçmediği görülür. Kur’an bir tarih kitabı ya da kronoloji öğretmeni değildir. Onun anlatmadığı her detay, aslında anlatılanın evrenselliğine hizmet eder.

  • İsimsizlik: Olayın kahramanlarının gizlenmesi, bu sürecin sadece İsrailoğulları’na özgü olmadığını; aynı şartlar oluştuğunda her toplumun aynı sonuçla karşılaşacağını vurgular.

  • Mekanizmaya Odaklanmak: Kur’an "ne olduğuyla" değil, "neden olduğuyla" ilgilenir.

​2. İktidarın Şirkleşmesi: İfsad ve Uluvv

​Ayet metninde geçen iki kavram, toplumsal çöküşün formülünü verir: İfsad (Bozgunculuk) ve Uluvv (Kibirli Yükseliş).

Buradaki bozgunculuk, bireysel ahlaki hataların ötesinde, sistemik bir adaletsizliği ifade eder. "Büyük bir kibirle azgınlaşmak" ise yönetimin kutsallaştırılması, gücün tek merkezde toplanarak denetlenemez hale gelmesi yani "iktidar şirki"dir. Mabet, bu süreçte adaletin değil, statükonun kalesi haline dönüştüğünde ilahi yasalar devreye girer.

​3. "Kullarımız" (İbâden Lenâ) Kavramının Ontolojik Boyutu

​Ayetin en çok tartışılan kısmı olan "Üzerinize, çok şiddetli güç sahibi kullarımızı gönderdik" ifadesindeki "kul" kavramı, genellikle yanlış anlaşılmaktadır.

  • Seçilmişlik Değil, Memuriyet: Kur’an lügatinde "kul", her zaman mümin veya adil kişi demek değildir. Varlığıyla Allah’ın yasalarına (fiziksel veya toplumsal) boyun eğen her şey kuldur.

  • Zalimin Zalimle Terbiyesi: Allah, adaletten sapan bir toplumu cezalandırmak için "kendi yasasını" yürütecek bir güç gönderir. Bu güç, bazen ondan daha zalim bir ordu, bazen yıkıcı bir sistemdir. Allah bu güçleri "sevdiği için" değil, yasasını işletmek için "istihdam eder."

​4. Mabedin Dokunulmazlığı Yanılgısı

​İsrâ 7. ayette geçen "İlk girdikleri gibi yine mescide girsinler" ifadesi, dinsel bir sarsıntıdır. Bu ifade bize gösterir ki:

  • Mabet Korunmaz, Adalet Korunur: Eğer mabet, vahyin ruhundan boşaltılıp sadece bir güç gösterisi veya aidiyet sembolü haline gelirse, Allah o mabedi korumaz.

  • Maneviyatın İflası: Kutsal mekanlar, içinde yaşayan toplumun ahlaki kalitesiyle anlam kazanır. Toplum çürümüşse, mabet ilk yıkılacak yerdir.

​5. "Gönderdik" Eylemi: Sosyolojik Bir Nedensellik

​İlahi iradenin bir toplumu "göndermesi", gökten meleklerin inmesi değil; sosyolojik süreçlerin olgunlaşmasıdır. Bir toplum içten çöktüğünde (adalet bittiğinde, liyakat yok olduğunda), dışarıdaki "daha güçlü ve sert" bir yapının o toplumu istila etmesi kaçınılmaz bir doğa yasasıdır. Bu bir ceza operasyonu değil, bozulan dengenin yeniden kurulmasıdır.

​Tespit ve Analiz: Bugüne Bakan Yönü

​Bu anlatıdan yola çıkarak günümüz toplumları için şu tespitleri yapmak mümkündür:

  1. Gücü Kutsayan, Güçle Ezilir: Bir toplum adaleti değil de sadece askeri veya ekonomik gücü (bas) kutsamaya başlarsa, ondan daha şiddetli bir güç (be's) tarafından tasfiye edilmesi kaçınılmazdır. Bu bir ilahi ironidir.
  2. Modern İsrailoğullaşma: Vahyin rehberliğini bırakıp "seçilmişlik" iddiasıyla kibre kapılan, mabedi siyasal bir kalkan olarak kullanan her yapı, bugünün "İsrailoğulları"dır.
  3. Tokatın Biçimi Değişebilir: "Güçlü kullar" bazen bir işgal ordusudur, bazen de toplumu içten bitiren ekonomik bir kriz ya da küresel bir sömürü sistemidir.

​Sonuç

​Kur’an’daki mabet yıkımı anlatısı, bir kavmin tarihsel dramı değil; şirkleşmiş iktidarların kaçınılmaz sonunun manifestosudur. Kur’an bize şunu fısıldar: Allah’ın evi adalettir. Adalet yıkıldığında, taş binaların hiçbir hükmü kalmaz. İlahi yasa (Sünnetullah) her zaman çalışır: "İyilik ederseniz kendinize, kötülük ederseniz yine kendinize."

UYARI / HATIRLATMA


Bu metinlerde yer alan görüş, yorum ve çıkarımlar, beşerî çabanın bir ürünüdür.

Lütfen her ifadeyi Kur’an’ın bütünüyle değerlendirin; ayetlerin rehberliğinde tartın, ölçün ve doğrulayın. 

Hakikatin tek ölçüsü Allah’ın kitabıdır. Yanlış varsa bize, doğru varsa Allah’a aittir.

Diğer kategorize edilmiş yazılarımıza aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz

Yorumlar

Öne çıkan Makaleler

Kurana göre Sevgi ile Aşk ❤

YASAK MEYVE ? 🍎

Habibullah demek ŞİRKTİR 📣