Kayıtlar

ikame etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

KAYYİM DİN "Varlığın Omurgası"

Resim
Varlığın Omurgası Kur’ân’da Kayyûm ve Kayyim Din Tasavvuru Kur’ân’ın kavram dünyasında bir kelimenin köküne inmek, bir ağacın yer altındaki devasa kök sistemini keşfetmek gibidir. Yüzeyde tek bir kelime görülür; fakat kökün derinliklerinde varlığı, insanı ve toplumu birbirine bağlayan geniş bir anlam ağı vardır. ق و م (K-V-M) kökü de Kur’ân’ın bu en temel köklerinden biridir. Bu kök yalnızca “ayakta durmak” gibi fiziksel bir eylemi anlatmaz; aynı zamanda varlığın neden çökmeyip düzen içinde kaldığını, toplumların hangi ilke sayesinde ayakta durduğunu ve insanın nasıl onurlu bir duruş sergileyebileceğini açıklayan ilahi bir ekseni ifade eder. Bu kök Kur’ân’da çok farklı biçimlerde karşımıza çıkar: Kayyûm Kayyim Kıyam İkame Kıvâm Kavvâm Kıyamet Bu kelimelerin tamamı aynı temel fikri taşır: Ayağa kalkmak, ayakta tutmak, doğrultmak ve düzeni sürdürmek. Bu kökün zirvesinde Allah’ın Kayyûm ismi yer alırken, yeryüzündeki hayat düzeni olarak karşılığı ise “ed-Dînü’l-Kayyim” , yani kayım olan...

Gazâ’dan İkameye: Kur’an’da Karar ve Uygulama

Resim
​Gazâ’dan İkameye: Kur’an’da Karar, Uygulama ve Salâtın Gerçek Anlamı ​Unutulan Bir Dil, Donmuş Bir Din ​İslam düşüncesinde birçok kavram, zamanla dilsel ve kavramsal bağlamından koparılarak daraltılmıştır. Bunlardan biri de halk arasında genellikle “kaçırılan namazın telafisi” gibi algılanan kazâ / gaza kavramıdır. Oysa Kur’an’da mesele, bir ritüelin vakit hesabı değil; karar alma, hükme bağlama ve ardından bu kararı hayata geçirme sürecidir. Dindarlık, zamanın içinde donmuş bir "borç ödeme" mekanizması değil; anın içinde alınan bir sorumluluk ve bu sorumluluğun yeryüzünde ete kemiğe büründürülmesidir. ​1. Gazâ (قَضَى): Karara Bağlamak, Hükmü Kesinleştirmek ​Arapça q–d–y kökü, Kur’an’da "bir işi hükme bağlamak, karar vermek ve süreci neticelendirmek" anlamlarına gelir. Kur’an’da bu kavram hiçbir zaman “kaçırılan bir ibadeti telafi etmek” anlamında kullanılmaz. ​ Nisâ 103: “Fe izâ kudiyetis salât…” (Salât karara bağlandığında…) ​Buradaki "kudiyet...

Bilinçle Yürüyen Din 🧭

Resim
  ​Bilinçle Yürüyen Din: Korkudan Değil Hakikatten Doğan İman ​ I. Korkunun Gölgesindeki Din: Cehalet mi, Bilinç mi? ​Korku, insanın içgüdüsel savunma refleksidir; hayatta kalmayı sağlar, ancak hakikati göstermez. Korkan insan, sorgulamaz; sadece sığınır. Kur’an ise sığınmayı değil, bilinçli bir yönelişi (îmân) ister. "Gerçekten bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” (Zümer 9) sorusu, tam da bu ayrımı ortaya koyar: Korku cehaletin kalkanıdır; bilinç ise hakikatin anahtarıdır. ​Bugün din, çoğu kez korku üzerinden yaşatılır: cehennem tehdidiyle, yasak listeleriyle, günah kataloğuyla… Oysa Kur’an, hakikat yolunun “takvâ” , yani bilinçli korunuşla yürüneceğini bildirir. Korkudan doğan dindarlık itaat üretir; ama bilinçten doğan iman, adalet üretir. ​ II. İman: Durağan Kabul Değil, Dinamik Yöneliş ​İman, bir kimlik değil, bir yöneliştir . Bu yöneliş, dışsal bir otoriteye değil, içsel bir farkındalığa dayanır. “Rabbimiz Allah’tır” deyip sonra dosdoğru olanlar (Fussilet 30), inan...