Kur’an’da "Yarılma"nın İzleri
Kur’an’da "Yarılma"nın İzleri Kur’an’da geçen kelimeler sadece bir eylemi anlatmaz; bize varlığın nasıl işlediğini gösterir. Ş-K-K (Yarılma) kökü de böyledir. Çoğu zaman “çatlamak, bölünmek, yarmak” diye karşıladığımız bu kök; bir bütünün içten gelen bir zorlamayla açılmasını, kabuğunu kırmasını ifade eder. Ancak bu yarılma hikâyesi Kur’an’da iki farklı yöne akar: Evrende: Boyun eğme ve yeni bir oluş. İnsanda: Dikleşme ve karşı cephe kurma. 1. Göğün Yarılması: Teslimiyetin Doğallığı İnşikak Suresi adını bu "yarılma"dan alır. Ayet der ki: “Gök yarıldığında...” (84:1). Buradaki yarılma bir parçalanma, bir bozulma değildir. Ayetin devamı bu durumu netleştirir: “Gök, Rabbine kulak verdi; zaten ona yaraşan da buydu.” Doğada gördüğümüz yarılma, bir emre uymaktır. Tohum toprağı yarar; çünkü içinde hayat saklıdır. Gök yarılır; çünkü hakikatin vakti gelmiştir. Evrende yarılma bir başkaldırı değil, tam bir bağlılıktır. Düzenin bozulması değil, bir üst aşamaya geçilmesidi...