Kayıtlar

casiye suresi etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Hakikati Duyan Ama Alaya Alan Zihin

Resim
​Hakikati Duyan Ama Alaya Alan Zihin ​Sorun Bilgisizlik Değil, Tavırdır ​Kur’an’da inkâr çoğu zaman bir "bilmeme" hali değil, bildiği halde yüz çevirme ve üstünlük taslama hali olarak tanımlanır. Câsiye Suresi, tam da bu zihniyetin anatomisini çıkarır. 9. ayet ise bu teşhirin merkezinde durur: ​ "Ayetlerimizden bir şey öğrendiği zaman, onu alay konusu yapar. İşte onlar için aşağılayıcı bir azap vardır." (Câsiye, 45/9) ​Bu ayet, vahiyle hiç karşılaşmamış bir cahili değil; bizzat ayetle temas kurmuş, ondan bir miktar bilgi (ilim) edinmiş ama bu bilgiyi kalbine indirmek yerine nefsine kalkan yapmış bir zihniyet tipini anlatır. ​"Bir Şey Öğrendiği Zaman": Bilginin Sorumluluğundan Kaçış ​Ayetin "İzâ ‘alime min âyâtinâ şey’en" (Ayetlerimizden bir şey öğrendiği zaman) ifadesi çok kritiktir. Burada sözü edilen kişi, ayeti duymuş ve anlamını kavramıştır. Ancak bu "öğrenme" eylemi onu takvaya değil, alaycılığa sürüklemiştir. ​Bugün b...

"Dinde Yahudileşme: Şeriat Varken Mezhebe Tapmak!"

Resim
📜 Câsiye 18. Ayet Bağlamında Hevâ Dini ve Yahudileşme Eğilimi 🔹 Giriş: İlahi Yol ile Hevâ Dini Arasındaki Çatışma Kur’an’ın Câsiye 18. ayetinde geçen "Seni de işin bir şeriatı üzerine koyduk; şimdi ona uy, bilmeyenlerin hevâlarına uyma" ifadesi, yalnızca bir öğüt değil, tarihsel ve evrensel bir uyarıdır. Bu ayet, ilahi şeriatın vahiy yoluyla insana indirildiğini, buna karşılık insan topluluklarının zamanla bu yolu bırakıp hevâlarına uymaya başladığını bildirir. Bu bağlamda özellikle İsrailoğulları örneği dikkat çekicidir. Kur’an, onların nasıl ilahi vahyi terk ederek, din adamlarının uydurduğu hükümleri “şeriat” gibi benimsediklerini, bu yolla “dini çarpıttıklarını” birçok kez hatırlatır. İşte bu süreç, Kur’an’da "hevâya uyma", gelenekte ise “Yahudileşme” olarak tanımlanabilecek bir dinî yozlaşma biçimidir. --- 📌 Kur’an’ın Tanıklığıyla: İlahi Şeriattan Sapma Süreci 1️⃣ Bilgi Geldiği Halde Ayrılığa Düşme (45:17) “Onlara işin apaçık delilleri verildi; ama kendileri...