Kur’an’da "Farz Kılınma" Kavramı
Kur’an’da Farz Kılınma Kavramı Kur’ân-ı Kerîm’de dinî yükümlülükler, klasik fıkıh literatüründe yerleşmiş olan ef’âl-i mükellefîn (farz, vacip, sünnet, mendup vb.) tasnifinden ziyade; hitap, misak (ahd) ve fıtrat eksenli bir dil üzerinden inşa edilir. Kur’an’ın emir kipleri, “ketebe” (yazıldı/farz kılındı), “vasiyet”, “ahd” ve “hudûd” gibi kavramlarla kurduğu bağlayıcılık, kul ile Rabbi arasındaki ilişkiyi salt bir hukukî zorunluluk olmaktan çıkararak, derin bir varoluş sözleşmesi hâline dönüştürür. 1. “Farz” Kelimesinin Kur’an’daki Semantik Sınırları Klasik fıkıhta “terki azabı gerektiren kesin emir” şeklinde tanımlanan farz kavramı, Kur’an’da teknik bir ibadet terimi olarak değil; kök anlamı olan takdir etmek, paylaştırmak, ölçü koymak ve sınır belirlemek manalarında kullanılır. a) Hükmün Kesinleşmesi “Allah, peygamberine farz kıldığı (فَرَضَ اللَّهُ) şeylerde ona bir güçlük çıkarmaz.” (Ahzâb, 33:38) Bu ayette farz, ilahî ölçünün meşruiyetini ve bağlayıcılığını ifa...