Kayıtlar

fitne etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

İlahi İkazlar Karşısında İnsanın Gafleti

Resim
​İlahi İkazlar Karşısında İnsanın Gafleti ​ ​Kur’an-ı Kerim’de "imtihan" kavramı, sadece bir deneme değil; insanın özündeki iyilik ve kötülüğü birbirinden ayıran ilahi bir eleme sürecidir.  Tevbe Suresi 126. ayet, bu sürecin belirli aralıklarla tekrarlandığını ve insanın bu sarsıntılar karşısındaki tutumunu ibretlik bir şekilde gözler önüne serer.  ​1. Fitne: Özü Tortudan Ayıklama İşlemi ​Ayette geçen "yuftenûn" kelimesinin kökeni olan fitne , esasen altının ateşe atılarak içindeki yabancı maddelerden temizlenmesi demektir. Bu bağlamda Kur’an’daki sınanma, Allah’ın kulunu ateşe atıp yakması değil, kulun içindeki sahtelikleri yakıp saf olanı (sıdkı) ortaya çıkarmasıdır. ​Bu süreçte şu temel ilkeler işler: ​ Ayrışma: Hak ile batılın, samimi mümin ile ikiyüzlü münafığın birbirinden tefrik edilmesi. ​ Açığa Çıkma: Kişinin dille söylediği "inandım" sözünün, hayatın zorlukları karşısında ne kadar karşılığı olduğunun ispatlanması. ​2. Sınanmanın Mahi...

FİTNE "Ateşin Ayırdığı Hakikat"

Resim
  Ateşin Ayırdığı Hakikat: Kur’an Semantiğinde Fitne ve Firavun’un Ontolojisi Modern zihin “fitne” kelimesini çoğu kez siyasî kargaşa, dedikodu yahut toplumsal bozgunculuk ile ilişkilendirir. Oysa Kur’an-ı Kerim’in kelime evreninde fitne; kaosun değil, tasfiyenin adıdır. Kelimenin kökünde yer alan “madeni ateşle saflaştırma” fiili, insanın ancak imtihan ateşiyle saf bir öz hâline dönüşebileceğini sezdirir. Fitne böylece bir ceza değil; bir ayıklama ve teşhis süreci olarak karşımıza çıkar. Teğabun 15, malların ve evlatların birer imtihan olduğunu bildirirken; Bakara 191 fitneyi “öldürmekten daha şiddetli” olarak nitelendirir. Çünkü ölüm bedeni yok ederken, fitne ruhun hakikatle bağını koparır. Bu bağlamda fitne yalnızca dışarıdan gelen bir baskı değil; insanın iç dünyasını ortaya çıkaran bir turnusol kağıdı dır. 1. Fitnenin İşlevi Kur’an’da fitne, varlığı üç düzlemde işler: İfşa eder: Gizli niyetleri, sahte sadakatleri, korkuları ve zaafları görünür kılar. Ayrıştırır:...

FİTNE "sınanma" 🔥

Resim
🔥 Kur’an’da Fitne: Yakmak, Sarsmak, Saflaştırmak! "Fitne, öldürmekten beterdir" – Peki neden? Kur’an’da “fitne” kavramı; sadece kargaşa, bozgunculuk ya da isyanla sınırlı olmayan, çok daha derin, sarsıcı ve çok boyutlu bir anlam evrenine sahiptir. Öyle ki, Bakara 191 gibi ayetlerde doğrudan şu ifade yer alır: “Fitne, öldürmekten daha kötüdür.” وَٱلْفِتْنَةُ أَشَدُّ مِنَ ٱلْقَتْلِ Bu ifade, bizi sarsması gereken bir gerçeği vurgular: Ölüm değil, bozulma daha büyük tehlikedir. Peki neden? 🧪 Fitne: Eriterek Ayıklamak – Kavramın Kökeni Arapça'da “fitne” (فِتْنَة), köken itibariyle “yakmak, potaya atmak, saflaştırmak” anlamındadır. Lisanü’l-Arab gibi klasik sözlüklere göre, altın ve gümüş gibi değerli madenler, içlerindeki yabancı maddelerden (cüruf) arındırılmak için ateşte eritilir. İşte bu işlem “ fitne ”dir. Yani “fitne”, değersiz olanı ayıklamak ve öz’ü ortaya çıkarmaktır. Bu kökten gelen “fettân” kelimesi: Maden ustası anlamına geldiği gibi, ...

Ahlaki Yargı, Empati ve Sınanmışlık Bilinci Üzerine

Resim
Ahlaki Yargı, Empati ve Sınanmışlık Bilinci Üzerine Günah ve Sınav: İnsanın Zaaf Alanları Kur’an, insanın zaaflarla donatıldığını açıkça bildirir:  “İnsan zayıf yaratılmıştır.” (Nisâ 4/28) Bu zayıflık, fiziksel ya da zihinsel bir eksiklik değil, sınanma potansiyeli olan yönlere işarettir. Her birey farklı alanlarda imtihana tabi tutulur: Kimisi öfkesini kontrol etmekte zorlanır, kimisi şehvetini, kimisi mal ve güç hırsını dizginlemekte. Bu çeşitlilik, insanların aynı günahlar üzerinden değil, kendi zaaf noktaları üzerinden sınandığını gösterir. --- Masumiyetin Koşullu Görünürlüğü Bir kişinin belli bir günaha bulaşmamış olması, onun mutlak anlamda masum olduğu anlamına gelmez. Belki de o kişi, o günah ile sınanacak zemine hiç çıkmamıştır. Örneğin, yoksullukla sınanmayan birinin hırsızlıktan uzak durması, ahlaki erdemden çok şartların lütfu olabilir. Bu, şöyle bir Kur’anî uyarıyla örtüşür:  “Eğer Allah insanlara rızkı bol bol verseydi, kesinlikle yeryüzünde azarlardı. Ancak O, d...

Müddessir Suresindeki "19" BÖLÜM 2

Resim
Sekar: Ateşte Pişen Levha ve Müddessir Suresi’nin Gizli Hafızası Sayıdan Zaman Ölçüsüne, Harften Meleğe Uzanan Bir Okuma Saygıdeğer Okuyucular, Kur’an, parça parça inmiş; fakat anlamını yalnızca bütünlük içinde açan bir kitaptır. Bazı sureler vardır ki, bir kavramı sadece bildirmez; onu imtihan , ayıklama ve ifşa aracı olarak kullanır. Müddessir Suresi tam olarak böyledir. Bu yazıda, Müddessir Suresi’nde geçen ve çoğu zaman soyut, mistik ya da matematiksel okumalarla ele alınan “üzerinde on dokuz vardır” ifadesini; Sekar, ateş, levha, yazı, harf, melek, Kamer ve kitap ehli bağlamında, tarihsel ve vahyî bir süreklilik içinde yeniden ele alacağız. 1. Sekar: Yakan Değil, Açığa Çıkaran Ateş Müddessir Suresi’nde cehennem için kullanılan isimlerden biri Sekar dır: “Onu Sekar’a sokacağım.” (74:26) Sekar, klasik cehennem tasvirlerinden farklıdır. Kur’an Sekar için şunu söyler: “Ne bırakır ne de esirger; beşeri kavurur.” (74:28–29) Buradaki “beşer” kelimesi özellikle dikkat...

Müddessir Suresindeki "19" BÖLÜM 1

Resim
🔹 Giriş Kur’an’da sayılar, sadece niceliksel bilgi aktarmak için değil; çoğu zaman sembolik, denetleyici veya bilinç açıcı öğeler olarak karşımıza çıkar. Bu sayılar aracılığıyla Kur’an, insanın sadece aklını değil; dikkatini, ön yargılarını ve teslimiyetini de test eder. Özellikle Müddessir Suresi 30. ayette geçen “Üzerinde on dokuz vardır” ifadesi, bu özelliği en vurucu şekilde ortaya koyar. Benzer şekilde Kehf Suresi'nde Ashâb-ı Kehf'in sayısını tartışan zihniyet, Kur’an tarafından eleştirilmektedir. --- 🔹 Müddessir Suresi: "19" Sayısı ve Mecazî Katmanlar "Onun üzerinde on dokuz vardır." (Müddessir 30) Bu ayet, ilk bakışta cehennem bekçilerinin sayısını bildiriyor gibi görünse de, hemen ardından gelen ayet bu sayının aslında bir imtihan aracı, bir zihin ayıklayıcısı olduğunu belirtir: "Biz cehennemin bekçilerini ancak melekler kıldık; sayılarını da inkârcılar için bir deneme kıldık..." (Müddessir 31) Burada 19 sayısı, sıradan bir bilgi değil;...

MUHAMMED SURESİ "işler”i boşa çıkaran tek sure"

Resim
🌪️ 1. Kur’an’da “âmâl = işler”i boşa çıkaran tek sure: “O inkâr edenlerin işlerini Allah boşa çıkarmıştır.” (Muhammed 47:1) Bu, Kur’an’da çok nadir geçen bir ifade tarzıdır. Genellikle “günahkârlar cezalandırılır” şeklinde geçer. Ama burada doğrudan "amellerin iptali" (أَضَلَّ أَعْمَالَهُمْ) vurgusu vardır. Bu şu demektir: İnsanın yaptığı iyi işler bile, niyet ve bilinç yozlaşmışsa sıfırlanabilir.   🧠 2. Bilgi ile eylem arasında bağ kuran ayet: “Onlar Kur’an üzerinde hiç düşünmüyorlar mı? Yoksa kalplerinin üzerine kilit mi vurulmuş?” (Muhammed 47:24) Kur’an’da “kalplerin mühürlenmesi” çok yerde geçer, ama burada ilk defa bu doğrudan Kur’an'ı düşünmemekle bağlantılıdır. Bu ayet, düşünmeyen bir toplumun sadece iman değil, vicdan ve akıl işlevlerinin de kilitlendiğini söyler. 🧬 3. Yeryüzünde bozgunculuk ifadesinin “iman” eksenli tanımı: “Yeryüzünde bozgunculuk yapmayın.” (47:22) Buradaki “bozgunculuk” sadece maddî anarşi değil. Ayet bağlamında ...