Kayıtlar

bilgi etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

RUH, 50.000 YIL VE DÜZENİN BOZULMASI

Resim
  RUH, 50.000 YIL VE DÜZENİN BOZULMASI Kur’an’da Zaman ve Hukukî Düzenin Çözülme Anı 1. GİRİŞ — Zamanı Ölçen Düzen, Düzeni Bozan Zaman Kur’an’da kıyamet anlatısı çoğu zihinde “felaket”, “kaos”, “yıkım” imgeleriyle dolaşır; oysa Kur’an kendi iç dilinde kıyameti bir zaman ve düzenin kopuşu olarak çizer. Bu kopuşun dili sadece kozmik değil; hukukî , idari ve bilgisel dir. Mearic’te geçen meşhur ifade: “Melekler ve Rûh ona çıkarlar — miktarı elli bin yıl olan bir günde.” (Me'aric 70:4) Bu, fevkalade teknik bir ifade: sübjektif değil, masalsı değil, astronomik değil. Düzenin işlediği zaman ile düzenin bozulduğu zaman arasındaki farkı gösterir. 2. “Rûh” — Kozmik İdare ve Bilgi Taşıyıcısı Kur’an’da Rûh : vahyin taşıyıcısı (Şuarâ 193) bilgiyi ulaştıran unsur (Nahl 102) “iş” ve “emir” ile bağlantılı (Kadr 4) yaratılışta “form veren nefes” (Hicr 29) Bu bağlamlar Rûh’u “kozmik emir protokolünün taşıyıcısı” konumuna yerleştirir. Nebe 38’de “Rûh ve...

BİLGİ ve YETKİNİN MEŞRUİYETİ

Resim
BİLGİ ve YETKİNİN MEŞRUİYETİ Kur’an’da Kim Konuşabilir, Kim Hüküm Verebilir, Kimin Sözü Muteberdir? Modern dünyada “dinî otorite” tartışmaları çoğu kez fıkıh mı, tefsir mi? düzeyinde dolaşırken, Kur’an’ın merkeze yerleştirdiği daha temel bir sorunsal gözden kaçmaktadır: Meşruiyetin kaynağı nedir? Kimin sözü “delil” sayılır? Kimin hükmü uygulanabilir? Kimin konuşma hakkı vardır? Kur’an bu soruları yalnızca dinî bağlamda değil, bilgi, siyasî (iktidar) ve toplumsal (düzen) bağlamda beraber ele alır. 1. Meşruiyet: Delile Dayalı Konuşma Hakkı Kur’an’ın temel ilkesi şudur: Otorite delilden doğar. Söz, soy ile değil hakikat ile muteber olur. “Onlara açık bir delil (sultân) getirdik.” (Nisâ 174; Tâhâ 47; Mü’min 22 vb.) “Burhân”, “Beyyine” ve “Sultan” kavramları Kur’an’da epistemik olduğu kadar siyasî terimlerdir. Bu üçü, hak iddiasını ispat , meşrulaştırma , yetkilendirme fonksiyonları görür. 2. Zan ve Delil Ayrımı: Bilgi + İktidar Çatışması Kur’an’da zan , yalnızca “eksik...

Rabbimizin Kelimeleri ve Kur’an’ın Yeterliliği

Resim
"De ki”: Kur’an’ın Kendini Savunması Rabbimizin Kelimeleri ve Kur’an’ın Yeterliliği  Neye İtiraz Ediliyordu? Kur’an’da bazı ayetler vardır ki doğrudan bir itiraza, bir sınırlandırma girişimine veya bir “yetmezlik” iddiasına cevap olarak gelir.  Kehf 109 ve Lokman 27 bu ayetlerdendir. Bu ayetler, vahyin henüz iniş sürecindeyken ortaya atılan şu iddiaya karşı nazil olmuştur: “Bu kadar mı? Bundan ibaret mi? Daha fazlası yok mu?” Yani mesele ayet sayısı değil, otorite meselesidir. 1. “De ki” (قُل) Neden Başlıyor? Kehf 109 ayeti “De ki” emriyle başlar. Kur’an’da “De ki” ile başlayan ayetler, peygamberin şahsi görüşünü değil, doğrudan ilahî cevabı bildirir.  Burada muhatap: Vahyi sınırlı görenler Allah’ın kelimelerini bitmiş, tamamlanmış, tüketilebilir zannedenler Peygamberden Kur’an dışında ek açıklama, ek bilgi, ek “kaynak” bekleyenlerdir Bu yüzden hitap nettir: “De ki…” Yani: Bu senin değil, Rabbinin cevabıdır. 2. “Rabbinin Kelimeleri” Ne Demektir? Kur’an, kendisini “lafızla...

Zikir Ehli Kimdir?

Resim
Zikir Ehli Kimdir? Kur’an’da Zikir Ehli: Hafızlar mı, Âlimler mi, Yoksa Hatırlayan Bilinçler mi? Kur’an’da geçen "zikir ehli" (أَهْلَ الذِّكْرِ) ifadesi, çoğunlukla “dini ilim sahipleri” olarak yorumlanagelmiştir. Ancak bu yorumun yüzeyinde kalan anlayışlar, kavramın Kur’an’daki derin anlam katmanlarını göz ardı eder. Acaba gerçekten Kur’an’ın işaret ettiği “zikir ehli”, yalnızca fıkıh kitaplarıyla haşır neşir olmuş bir zümre midir, yoksa çok daha kapsayıcı ve bilinçsel bir topluluğa mı işaret eder? 🌿 1. Kur’an’da Zikir Ne Demektir? Önce “zikir” kelimesinin anlamından başlamalıyız. Kur’an’da zikir (ذِكْر), sadece Allah’ı anmak değil; aynı zamanda bilgi, hatırlatma, öğüt, farkındalık ve uyarı anlamlarına da gelir. Bu bağlamda Kur’an’ın kendisi “zikir”dir (Hicr 15:9), yani hem bir hatırlatma hem de bir hakikat bildirisi dir. Zikir sadece “tesbih” değildir! Kur’an’da geçen zikir kavramı; Unutulmuş bir hakikatin hatırlatılması (Bakara 2:231), Bilgisel farkındalık...

Kuranda İzin, Bilgi ve İrade İlişkisi

Resim
Bi-İznillâh Kavramı Üzerine: Kur’an’da İzin, Bilgi ve İrade İlişkisi Kur’an’da sıkça karşılaşılan “bi-iznillâh” ifadesi, çoğu zaman “Allah’ın izniyle” şeklinde çevrilir. Ancak bu çeviri, Türkçe’deki “izin” kelimesiyle Arapça’daki “izn” kelimesini eşanlamlı sanmakla ortaya çıkan bir anlam daralmasıdır. Oysa Arapça’daki “izn” kavramı, çok daha derin, bilgiye ve ilahî takdire dayanan bir içeriğe sahiptir. 1. “İzn”in Gerçek Anlamı: Bilgi ve Bilgilendirme Arapça’da “izn” kelimesi, “bilgi, bilmek ve bildirmek” kökünden gelir. Fiil çekimi de bunu destekler: اَذِنَ / ezine : bildi اَذَنَ / e’zene : bildirdi, haber verdi Bu bağlamda “izn” , sadece bir “müsaade” değil, bir bilgilendirme, haberdar etme, onay verme anlamı taşır. Dolayısıyla Kur’an’daki bi-iznillâh ifadesi, sadece “müsaade” değil, “ Allah’ın bilgisiyle ”, “O’nun bilgilendirmesi ve onayıyla”, “O’nun iradesi çerçevesinde” gibi daha kapsamlı bir anlam taşır. Bu, aynı zamanda olayların ancak Allah’ın bilgisel kuşa...

Musa Nebimizin Portresi ⚡

Resim
--- ⚡ Kur’an’daki Musa: Sadece Firavun’la Değil, Zihniyetle Savaşan Adam 🧠 1. Musa’nın Savaşı "Firavun" ile Değil, Firavunluk Zihniyetiyleydi Kur’an'daki Firavun sadece bir kişi değil; “Ben sizin en yüce Rabbinizim” (79:24) diyen her çağdaki otoriter aklın temsilidir. Musa'nın mücadelesi bu tiran aklın yıkılması için bir devrimdir. Musa’nın misyonu: Bir toplumu sadece fiziksel kölelikten değil, zihinsel teslimiyetten de kurtarmaktı. "Siz hâlâ sihirle mi büyülenmişsiniz?"  (26:49) diyen Firavun’un halkı, sorgulamayan kalabalıkları temsil eder. 🔥 2. Musa’nın Asası: Sihir Değil, Anlamın Yıkıcı Gücü Kur’an’daki asa, sadece bir değnek değil. Asa: Kavramların devrimci dönüşümüdür. Deyim yerindeyse “sözün kamçısıdır.” (Bak: 7:117 – “Asasını attı, hemen uydurduklarını yuttu.”) Asa, Musa'nın hakikatle beslenen iradesidir. Firavun’un büyücüleri ise düzeni koruyan söz ustaları, algı yöneticileridir. 📖 3. Musa’nın Kitabı: Taş Levhalar Değil, Toplumsal Bilinç Kur’...

Yanlış Algılanan Sözcükler: Ruh

Resim
📖  8. Bölüm: Ruh (رُوح)  – Nefes mi, Varlık mı? Kur’an’da Yanlış Algılanan Sözcükler Serisi 🌬️  Giriş: Ruh Kavramına Genel Bakış Kur’an’da “ruh” kelimesi hem çok geçer hem de derin, çok katmanlı anlamlara sahiptir. Genel algı çoğunlukla: İnsan ruhu = ölümsüz, soyut bir varlık Ruh = sadece nefes almak, yaşam enerjisi Peki Kur’an’da “ruh”un gerçek anlamı nedir? İsrailiyat ve sonraki yorumlarda ne gibi çarpıtmalar oldu? Bu bölümde Kur’an’daki “ruh”un anlamını açacağız. 📖  1. Ayetler: Ruh Kelimesinin Kullanımı Kur’an’da “rûh” kelimesi yaklaşık 70 yerde geçer. Örnekler: “Onu, senin kalbine uyarıcılardan olasın diye açık bir Arapça ile Rûhulemîn ( Güvenilir bilgi ) indirmiştir..”   (Şuara 26:192) “Ruh, Rabbimin emrindendir.”   (Nahl 16:102) “Ruhumu üfledim.”   (Sad 38:72) 📌  2. Arapça Kelime Tahlili 📝  “Rûh” (رُوح) Köken:  Hareket ve esinti anlamlarına bağlı, rüzgar Literal:  Nefes, esinti, canlılık veren güç, bilgi Mecaz: Canlıl...

CİN SURESİ "farklı toplumlar"

Resim
🌍 “Cin” = Yabancı Topluluklar mı? Kelime kökeniyle başlayalım: 🔤 Cin (جِنّ) – Kök anlamı: “örtülü olmak, gizli kalmak, görünmemek” Bu bağlamda "cinler" , Toplumdan gizlenmiş, kenarda kalmış, yabancı, azınlık, farklı dil/kültürden olan topluluklar olabilir. Arapların dışladığı, aşağıladığı veya korktuğu Yahudi, Hristiyan, Habeşli, Farslı, köleler, başka kabileler... Kur’an bu "ötekileri" merkez yapıyor! 📢 1. Ayet: “Cinler Kur’an’ı dinledi ve iman etti” “De ki: Cinlerden bir topluluk dinledi ve şöyle dedi: Doğrusu biz harikulade bir Kur’an dinledik.” (72:1) ➡️ Cinler = Dış halklar, Mekke toplumunun "öteki" gördüğü insanlar İlk iman edenler kimdi? Bilâl, Süheyb, Selmân… Hepsi Mekke’nin yerli kodlarından farklıydı. 💡 Yani ilk “cinler”, ilk "iman eden yabancılar” olabilir mi? 🌌 8-9. Ayet: “Gökten bilgi almaya çalıştık ama engellendik” “Biz göğe ulaşmak istedik ama onu bekçiler ve alevlerle dolu bulduk.” Bu ayet şöyle okunabi...

ALAK SURESİ "Bilgi Tekeline karşı OKU !"

Resim
UYARI / HATIRLATMA Bu metinlerde yer alan görüş, yorum ve çıkarımlar, beşerî çabanın bir ürünüdür. Lütfen her ifadeyi  Kur’an’ın bütünüyle  değerlendirin;  ayetlerin rehberliğinde tartın, ölçün ve doğrulayın.  Hakikatin tek ölçüsü  Allah’ın kitabıdır.  Yanlış varsa bize, doğru varsa Allah’a aittir. Diğer kategorize edilmiş yazılarımıza aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz 🗝 KONU BAŞLIKLARI 🔻