Kayıtlar

ihbitu etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

BİLİNÇ SEVİYESİ ve BİLİNCİN KIRILMASI

Resim
  ÂDEM KISSASI: CENNET MEKÂN DEĞİL, BİLİNÇ SEVİYESİ — CENNETTEN DÜŞÜŞ DEĞİL, BİLİNCİN KIRILMASI 1. Giriş: Hikâye Değil, İnsan Bilincinin Anatomisi Kur’an’daki Âdem kıssası, çoğu anlatıda “ilk insanın cennetten kovulması” şeklinde yorumlanır. Fakat metin dikkatle incelendiğinde mekânsal bir düşüş değil, bilinçsel bir kırılma anlatıldığı görülür: Cennetin tanımlı bir coğrafyası yok, ne “sonsuzluk bahçesi” olarak tasvir edilir ne de ölüm sonrası yurt olarak konumlanır. “Ağaç” maddi bir meyve ağacı değil, değerlerin sınandığı alan olarak ortaya çıkar. “İblîs’in vesvesesi”, dışsal bir varlıktan çok, insanın kendi iç gerekçelendirme mekanizmasının adı hâline gelir. “Örtülerinin açılması” ise bedensel çıplaklık değil, bilincin açığa çıkan zaaflarıdır . Kur’an’ın sembolik dili, kıssayı tarihten çıkarıp her insanın zihninde her gün yaşanan bir imtihan hâline getirir. 2. “Cennet”: Daha Yüksek Bir Bilinç, Daha Esenlikli Bir Durum Kur’an’daki ifade şöyledir: “Ey Âdem!...

Kuran’da Çarpıtılan Kelime: İHBİTU

Resim
Kur’an’da “İhbitû” Sözcüğü: Anlamı, Kullanımı ve Âdem Kıssasındaki Gerçek Yeri 1. Giriş: Neden Önemli? Kur’an’daki bazı kelimelerin yanlış veya dar anlamda çevrilmesi, büyük teolojik çarpıtmaların kapısını açmıştır. Bunlardan biri de “اهبطوا” (ihbitû) kelimesidir. Geleneksel tefsirlerde bu kelime çoğunlukla “ininiz” diye çevrilmiş, Âdem kıssası da “cennetten yeryüzüne sürgün” şeklinde anlatılmıştır. Oysa Kur’an’ın kendi ayetleri ve kelimenin kök anlamı, bunun fiziksel bir gökten iniş değil, makam/durum/ortam değişimi olduğunu göstermektedir. 2. Dilsel Köken “İhbitû”, هبط (hbt) kökünden türemiş çoğul emir kipidir. Kök anlamları: Alçalmak, aşağı inmek Rütbe veya değer kaybı Zillet, sefillik, gözden düşme Eksiliş, moral veya sağlık kaybı Bu anlam ekseninde kelime, صعود (yükselmek) ve ارتفاء (irtifa kazanmak) kelimelerinin karşıtıdır. Yani hem fiziksel hem de mecazî inişi ifade edebilir. 3. Kur’an’daki Kullanımlar 3.1. Âdem Kıssasında Bakara 36, 38 A‘râf 2...