Ritüel Bolluğu, Ahlâk Kıtlığı
Ritüel Bolluğu, Ahlâk Kıtlığı Geleneksel Din Anlayışının Medeniyet Krizi Görünürlük Artarken Kaybolan Hakikat Bugün İslam coğrafyasında paradoksal bir manzara hakim: Camiler dolup taşarken güven azalıyor; dini semboller kamusal alanı kuşatırken adalet mekanizması çöküyor. Yalanın sıradanlaştığı, rüşvetin kılıfına uydurulduğu ve "kul hakkı" kavramının sadece vaazlarda kaldığı bu tablo, bireysel bir zaaftan ziyade kurumsallaşmış bir zihniyet sorunudur. Bu çalışma; Ehl-i Sünnet ve Şia geleneklerinin, Kur’an’ın inşa etmek istediği "ahlak merkezli medeniyet" tasavvurundan nasıl koptuğunu irdelemektedir. 1. Şahısların Gölgesinde Kalan İlkeler: Kişi Merkezli Din Kur’an, dini kişilere değil ilkelere; şahıslara değil hakikate bağlar. Ancak tarihsel süreçte hem Sünni hem Şii gelenek, dini şu üç sütun üzerine inşa etmiştir: Kutsanmış Şahıslar: Dokunulmaz otoriteler ve hatasız kabul edilen önderler. Rivayet Zincirleri: Metnin (Kur'an) önüne geçen sözlü ...