Allah’a Çağıran Kim?
Çağrıya Kulak Vermek ya da Sapmanın İçine Düşmek Kur’an-ı Kerim’in Ahkâf Suresi 32. ayeti, insanın varoluşsal konumunu son derece net bir denklemle ortaya koyar: Bir çağrı vardır ve bu çağrıya verilen (ya da verilmeyen) cevap, kişinin hakikatle olan bağını tayin eder. Bu ayette mesele salt bir "inanma" eylemi değil; hakikatin sesini tanıma, ona icabet etme ve bu cevapla inşa edilen yeni bir benlik tasarımıdır. 1. “Allah’a Çağıran Kim?” — Çağrının Mahiyeti ve Sürekliliği Ayetin merkezindeki “Allah’a çağıran kimse” (Dâ’iyallâh) ifadesi, tarihsel bir figürden öte, hakikatin her an devam eden seslenişini temsil eder. Vahyin Kendisi: Kur’an, bizzat bir davet metnidir. Okuyan her zihni doğrudan muhatap alır ve pasif bir bilgiyi değil, aktif bir yönelişi talep eder. 2. “İcabet Etmemek” — Bilinçli Bir Mesafe Ayet, "duymamak" değil, "icabet etmemek" (uymamak) fiilini kullanır. Bu, epistemolojik bir eksiklikten ziyade iradi bir tercihtir. Duymak bilgi düzeyidi...