Kayıtlar

sorumluluk etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Kur’an’da “Yeterli Ömür” ve “Uyarıcının Gelişi”

Resim
  Kur’an’da “Yeterli Ömür” ve “Uyarıcının Gelişi”: Sorumluluğun Tamlığı Üzerine Bir Tahlil 1. Giriş: Sorumluluğun İki Temeli Kur’an-ı Kerim , insanın sorumluluğunu sadece emir ve yasaklar üzerinden değil, bu emirlerin anlaşılmasını mümkün kılan şartlar üzerinden temellendirir. Bu çerçevede Fâtır Suresi 37. ayet, ilahi adaletin temelini oluşturan iki ana unsuru ortaya koyar: “Size öğüt alacak kimsenin öğüt alabileceği kadar bir ömür vermedik mi? Size uyarıcı da gelmedi mi?...” Bu ayet, ahiretteki pişmanlıkların geçersiz olduğunu ilan eden bir “mazeret reddi”dir. Burada sorumluluk, şu iki unsurun birleşmesiyle doğar: İmkân (zaman) + Uyarı (bilgi) = Sorumluluk 2. “Yeterli Ömür”: Sürenin Uzunluğu Değil, İşlevi Kur’an’da ömür, sadece yaşanan yılların toplamı değildir. O, insanın hakikati fark edebileceği bir fırsat süresidir. Ayette geçen “öğüt alabilecek kadar” ifadesi, herkese aynı uzunlukta bir zaman verilmesini değil, herkes için yeterli olacak bir süre tanınmasını ifad...

BİLGİ ve YETKİNİN MEŞRUİYETİ

Resim
BİLGİ ve YETKİNİN MEŞRUİYETİ Kur’an’da Kim Konuşabilir, Kim Hüküm Verebilir, Kimin Sözü Muteberdir? Modern dünyada “dinî otorite” tartışmaları çoğu kez fıkıh mı, tefsir mi? düzeyinde dolaşırken, Kur’an’ın merkeze yerleştirdiği daha temel bir sorunsal gözden kaçmaktadır: Meşruiyetin kaynağı nedir? Kimin sözü “delil” sayılır? Kimin hükmü uygulanabilir? Kimin konuşma hakkı vardır? Kur’an bu soruları yalnızca dinî bağlamda değil, bilgi, siyasî (iktidar) ve toplumsal (düzen) bağlamda beraber ele alır. 1. Meşruiyet: Delile Dayalı Konuşma Hakkı Kur’an’ın temel ilkesi şudur: Otorite delilden doğar. Söz, soy ile değil hakikat ile muteber olur. “Onlara açık bir delil (sultân) getirdik.” (Nisâ 174; Tâhâ 47; Mü’min 22 vb.) “Burhân”, “Beyyine” ve “Sultan” kavramları Kur’an’da epistemik olduğu kadar siyasî terimlerdir. Bu üçü, hak iddiasını ispat , meşrulaştırma , yetkilendirme fonksiyonları görür. 2. Zan ve Delil Ayrımı: Bilgi + İktidar Çatışması Kur’an’da zan , yalnızca “eksik...

Söz ile Fiil Arasındaki Uçurum

Resim
  ​Söz ile Fiil Arasındaki Uçurum: Saff Suresi 2. Ayet Üzerinden Dini Tutarlılık Eleştirisi ​"Ey iman edenler! Yapmayacağınız şeyleri niçin söylüyorsunuz?" (Saff, 61/2) Söylem Çağında Sözün Yükü ​Bugünün insanı, tarihte hiç olmadığı kadar çok konuşan, ama bir o kadar da az yaşayan bir varlığa dönüştü. İnanç da bu gürültülü çağda bir söylem alanı hâline geldi; iman, hayatı inşa eden bir duruş olmaktan çıkıp, sözde bir kimlik beyanına indirgendi. ​Kur’an’ın Saff Suresi’nde sorduğu o sarsıcı soru, bu çağın tam kalbine dokunur: “Yapmayacağınız şeyleri niçin söylüyorsunuz?” ​Bu sadece bir ahlak uyarısı değil, imanın özüyle ilgili, çetin bir tutarlılık sorgulamasıdır. ​1. Evrenin Tutarlılığı ve İnsanın Çelişkisi ​Saff Suresi, “Göklerde ve yerde olan her şey Allah’ı tesbih eder” ayetiyle başlar. Bu, evrenin bütün varlıklarının, sözsüz bir itaat ve tutarlılık içinde, yaratılış gayesine uygun yaşadığını ifade eder. ​Bu evrensel uyumun ortasında, insanın kendi sözüyle fiilin...