Melekler neden dişil isimlendirildi❓️
Mitolojiden Hakikate: Kur’an’ın Melek Tasavvurunda Cinsiyet Reddi
Kur’an-ı Kerim, indiği toplumun yerleşik algılarını sarsan ve zihinsel bir devrim gerçekleştiren bir metindir. Bu dönüşümün en belirgin olduğu alanlardan biri de "melek" kavramıdır. İslam öncesi cahiliye toplumunda ve çevre kültürlerde melekler, ilahî hiyerarşinin dişil unsurları olarak kabul ediliyordu. Ancak Kur’an, bu isimlendirmeyi ilahî bir gerçeklik olarak değil, aksine insan zihninin ve kültürel bagajının bir yakıştırması (mitolojik bir sapma) olarak tanımlar ve şiddetle eleştirir.
1. Dişilik İddiası: Ontolojik Bir Sapma
Kur’an, meleklerin dişil kabul edilmesini basit bir isim hatası değil, hiçbir bilgiye dayanmayan kurgusal bir iddia olarak sunar. Bu konudaki temel vurgu, insanın şahit olmadığı bir alan hakkında hüküm vermesindeki tutarsızlıktır:
- Zuhruf Suresi 19: "Onlar, Rahman’ın kulları olan melekleri dişi saydılar. Onların yaratılışına şahit mi oldular? Onların bu şahitlikleri yazılacak ve sorgulanacaklardır."
- Necm Suresi 21: "Demek erkek size, dişi O’na mı?"
Kur’an’a göre meleklerin dişil isimlendirilmesi vahyin öğretisi değil, vahyin düzeltmeye geldiği zihinsel bir yanılsamadır.
2. Kültürel ve Zihinsel Arka Plan: Neden Dişil?
İnsanlığın melekleri dişil kalıplara hapsetmesinin arkasında köklü zihinsel ve mitolojik gerekçeler yatar:
- Aracılık ve Estetik Algı: Eski toplumlarda kaba güç "eril" olanla sembolize edilirken; ilham, aracılık, koruma ve zarafet "dişil" olanla ilişkilendirilmiştir. Tanrı ile insan arasında köprü kuran, vahiy taşıyan ve koruyucu birer "ruh" olan melekler, bu nazik işlevlerinden ötürü dişil formlarda betimlenmiştir.
- Mitolojik Miras: Antik Yunan’daki ilham perilerinden (Muses) Mezopotamya’daki kanatlı koruyucu ruhlara kadar geniş bir coğrafyada, tanrısal hiyerarşinin alt basamakları genellikle dişil figürlerle temsil edilmiştir. Bu şema, Yahudi ve pagan etkilerle İslam öncesi Arap zihnine de sirayet etmiştir.
- Ataerkil Çelişki: Kur’an, dönemin toplumundaki ahlaki tutarsızlığa dikkat çeker: Kız çocuğuna sahip olmayı bir utanç vesilesi görüp onları dışlayan zihniyetin, en yüce varlık olan Allah’a "kız evlatlar" (melekler) isnat etmesi, zihinsel bir kaosun ve ahlaki bir ikiyüzlülüğün dışavurumudur.
3. Ontolojik Hakikat: Meleklerin Cinsiyetsizliği
Kur’an’ın çizdiği melek portresi, biyolojik bir varlığın çok ötesindedir. Melekler; cinsellik, üreme, yeme-içme ve arzu gibi beşerî kayıtlardan münezzehtirler. Onlar, evrensel yasaların ve ilahî iradenin "işlevsel" temsilcileridir.
"Onlar Allah’ın kendilerine emrettiği şeylerde O’na isyan etmezler ve emrolundukları şeyi yaparlar." (Tahrîm, 6)
Bu ayet, meleklerin irade çatışması yaşamayan, tamamen "görev" ve "ilke" odaklı varlıklar olduğunu gösterir. Biyolojik bir cinsiyet, biyolojik bir ihtiyacı ve evrimi gerektirir; oysa melekler saf bilinç, uygulama gücü ve düzenleyici unsurlardır.
4. Kavramsal Sonuç: İlke ve Yasaların Cinsiyeti Olmaz
Modern ve kavramsal bir okumayla melek; evrendeki bilinçli yasaları, düzenleyici unsurları ve ilahî ilkeleri temsil eder. Bir fizik yasasının, yerçekiminin veya evrensel bir ahlak ilkesinin cinsiyetinden söz etmek nasıl imkansızsa, meleklerin de dişil ya da eril olarak nitelendirilmesi o denli absürttür.
Kur’an, melekleri cinsiyetten arındırarak aslında dini mitolojiden arındırmıştır. Onları "tanrıların çocukları" veya "gökyüzü perileri" olmaktan çıkarıp; sistemin kusursuz işleyen memurları ve ilahî iradenin görünmez elleri konumuna yerleştirmiştir. Hakikat, cinsiyet kalıplarının ötesinde, saf bir görev bilinci ve ontolojik bir ilkedir.
UYARI / HATIRLATMA

Yorumlar
Yorum Gönder