Rüyalar ve Vahiy
👁 Peygamber Rüyaları ve Vahiy: Kur’an’daki Temel Kavramlar Üzerine Bir İnceleme
Fetih 27 Bağlamı: Vahiy mi, Tasdik mi?
Fetih suresi 27. ayette Rasûlullah’ın gördüğü bir rüyanın “tasdik edildiği” belirtilir. Burada geçen “rüya”, bir olaydan önce görülen ve daha sonra gerçekleşen bir görüntüdür. Ancak ayette, bu rüyanın doğrudan bir vahiy olduğu ifade edilmez.
Siyak ve sibak dikkate alındığında, söz konusu rüya ilahi bir emir değil; daha çok Rasûl’ün öngörüsünün, beklentisinin ve tasavvurunun Allah tarafından doğrulanması şeklinde anlaşılmalıdır. Eğer bu rüya baştan itibaren vahiy olsaydı, Hudeybiye sürecinde sahabelerin tereddüt yaşaması anlamsız olurdu. Bu durum, rüyanın başlangıçta vahiy değil, ancak gerçekleştiğinde Allah tarafından tasdik edilen bir işaret olduğunu göstermektedir.
Rüya ile Vahiy Arasındaki Temel Fark
Kur’an’a göre Allah’ın insanla iletişim kurma yolları üçtür: doğrudan vahiy, perde arkasından konuşma (hicab) ve elçi gönderilmesi (Şûrâ, 51).
Rüya ise bu yollar arasında sayılmaz. Bu, rüyanın vahiy kategorisine dahil olmadığını açıkça ortaya koyar. Vahiy, ilahi mesajın açık ve bağlayıcı şekilde iletilmesidir. Rüya ise psikolojik, sembolik ya da manevi bir tecrübe olup, tek başına ilahi emir niteliği taşımaz.
Nebimiz İbrahim’in Rüyası: Sınavın Niteliği
Sâffât suresi 102-105. ayetlerde Hz. İbrahim’in oğlunu kurban ettiğini rüyasında görmesi ve bunu bir emir gibi yorumlaması anlatılır. Ancak Allah, bu eylemin fiilen gerçekleşmesine izin vermemiş; bunun yalnızca bir sınav olduğunu bildirmiştir. Bu olay, peygamberlerin gördüğü her rüyanın vahiy olmadığını; bazılarının imtihan, deneme veya sembolik bir işaret niteliği taşıdığını gösterir.
Peygamber’in Görevi: Tebliğ ve Beyan
Kur’an’da sıkça geçen “قُلْ / De ki” ifadeleri, peygamberin bağımsız bir karar mercii değil; Allah’tan aldığı vahyi insanlara ileten bir elçi olduğunu ortaya koyar. Peygamberin rüyaları bu vahiy sürecinin bir parçası değildir; çünkü rüyalar ne vahiy gibi yazıya geçirilmiştir, ne de mutlak ilahi emir içerir. Nebi’nin görevi, sadece kendisine vahyedileni açıkça tebliğ etmektir (Mâide 67).
Rüyaların Tasdik Edilme Mantığı
Eğer Rasûlullah gördüğü rüyaları doğrudan vahiy olarak ilan etseydi, bunlar vahiy gibi yazıya geçirilir ve sahabeler arasında tartışma konusu olmazdı. Ancak hem Hudeybiye sonrası yaşanan tereddütler, hem de Fetih 27’de gelen tasdik edici ayet, bu rüyaların başlangıçta vahiy olarak değerlendirilmediğini açıkça göstermektedir.
Rü’yâ’nın Anlam Katmanları
Arapçada “رُؤْيَا / ru’yâ” kelimesi yalnızca uyku esnasında görüleni değil; aynı zamanda “görüş, kanaat, öngörü” anlamını da içerir. Dolayısıyla Fetih 27, “Allah, Rasûlünün doğru kanaatini tasdik etti” şeklinde yorumlanabilir. Bu, rüyanın mutlak vahiy değil, bir öngörü olduğunu; Allah’ın ise bu öngörüyü doğruladığını ortaya koyar.
Sonuç: Peygamber Rüyalarının Mahiyeti
Kur’an’da peygamberlerin rüyaları, onların iç dünyalarını, öngörülerini veya imtihanlarını yansıtan deneyimlerdir; ancak bunlar vahiy değildir. Vahiy yalnızca Allah’ın açıkça bildirdiği, yazıya geçirilen ve bağlayıcı mesajlardır. Peygamber rüyalarını vahiy gibi görmek, Kur’an’ın vahiy tanımıyla ve Rasûl’ün görev sınırlarıyla çelişir. Bu yaklaşım, risaletin konumunu aşırı kutsallaştırma eğiliminden kaynaklanır ve Nebi’nin elçilik görevini bulanıklaştırır.
UYARI / HATIRLATMA
Yorumlar
Yorum Gönder