İnsanın Ayrılmaz Eşi: Arkadaş, Akran ve İblis’in Rolü
Kur’ân’da Karîn Kavramı İncelemesi
1. Dilsel Köken
-
قرين [karîn] sözcüğü, Arapça’da “yakın, beraber, eş, akran, yoldaş” demektir.
-
Türkçe’deki “akran” kelimesi de bu kökten gelir.
-
“Kur’an’da karîn” denildiğinde, kişiye sürekli eşlik eden, onunla birlikte yaşayan bir “yakın eşlikçi” kastedilir. Bu eşlikçi, hem arkadaş hem de ayartıcı güç (İblis/şeytan) bağlamında geçer.
2. Kur’an’daki Kullanımları
Sözcük, Kur’an’da 7’si tekil, 1’i çoğul olmak üzere 8 kez geçer. Bunları tek tek görelim:
a) Kaf Suresi (50/19-29)
Burada kıyamet sahnesi anlatılır. Her insana “bir karîn” eşlik etmektedir. Hesap günü bu karîn şöyle der:
“İşte yanımdaki hazır!” (50:23)Buradaki karîn, kişinin dünyadaki kötü yönünü temsil eden “İblis”tir. O, kişiyi ayartan, onunla doğan ve mahşere kadar ayrılmayan yoldaştır.
b) Saffat Suresi (37/51-53)
“Benim bir karîn’im vardı, bana ‘Öldüğümüzde gerçekten mi yeniden diriltileceğiz?’ derdi.”Buradaki karîn, inkârcı akran/arkadaş anlamındadır. Yani dünya hayatında kişiyi inkâra teşvik eden yakın dost.
c) Zuhruf Suresi (43/36-38)
“Rahman’ın zikrinden yüz çevirene bir şeytanı musallat ederiz, o artık onun karîni olur… Ne kötü karîndir!”Buradaki karîn, şeytanın kişiye sürekli eşlik etmesi anlamında kullanılır. Kişi bunu “dost ve rehber” zanneder, ama aslında yoldan çıkarıcıdır.
d) Nisa Suresi (4/36-38)
İyilik yapılacak çevre sayılırken şöyle denir:
“…yanındaki arkadaşa (el-ceri’l-karîb), yol arkadaşına…”Burada karîn kelimesi, yakın dost/arkadaş anlamındadır. İnsan ilişkilerinde “yanında bulunan karîn” iyi ilişkiler kurulması gereken bir yakındır.
e) Fussilet Suresi (41/25)
“Onlara birtakım karînler (eşlikçiler) sardık, onlar da önlerindekini ve arkalarındakini süslü gösterdiler.”Burada karînler çoğul olarak geçer ve inkârcıları aldatan şeytanî dostlar kastedilir.
3. Anlam Katmanları
Kur’an’da karîn iki düzlemde anlam kazanır:
-
İnsanî Düzlem:
-
Akran, arkadaş, yakın dost (Nisa 4/36; Saffat 37/51).
-
İnsanın sosyal hayatındaki etkili çevresini temsil eder.
-
-
İblis/Şeytanî Düzlem:
-
Kişinin sürekli yanında olan, onu yanlış yola sevk eden şeytan (Zuhruf 43/36-38; Fussilet 41/25; Kaf 50/23).
-
Bu yönüyle karîn, insanın içsel düşmanı (nefs/iblis) veya dışsal ayartıcı güç olarak görülür.
-
4. Kıyamet Bağlamında Karîn
Kaf 19-29’da mahşer sahnesinde karîn’in rolü öne çıkar:
-
Karîn, kişiyi mahşere getirir ve aleyhinde şahitlik yapar.
-
Günahkâr kişi ise İblis’i suçlamak ister, ama İblis onu reddeder (İbrahim 14/22).
-
Böylece karîn, hem dünyada hem ahirette kişiye eşlik eden, ama sonunda onu yüzüstü bırakan şeytandır.
5. Teolojik Sonuçlar
-
Karîn, kişiden ayrı bir varlık değil, kişinin kötü yönünün somutlaşmış hâli olabilir. (Yani “iblisleşmiş benlik” veya “içsel düşman” gibi.)
-
Kur’an’da insanın sorumluluğu, karîn’in etkisine rağmen bireysel olarak vurgulanır: “Benim size zorlayıcı gücüm yoktu, sadece çağırdım, siz icabet ettiniz” (İbrahim 14/22).
-
Bu, insanın özgür iradesi ile imtihana tabi tutulduğunu gösterir.
Sonuç
-
Karîn, Kur’an’da hem arkadaş/akran hem de iblis/şeytanî eşlikçi anlamlarında kullanılır.
-
Dünya hayatında kişiyi sürekli etkiler, mahşerde ise onun aleyhine tanıklık eder.
-
Karîn ile insan arasındaki ilişki, insanın sosyal çevresi ve içsel benliği üzerinden okunabilir: doğru dost “hidayete”, yanlış dost ise “sapmaya” götürür.
Yorumlar
Yorum Gönder