HİCR: Kayanın Ötesinde Bir Sınır
HİCR: Kur’an’da Kayanın Ötesinde Bir Sınır, Bir Sır
Kur’an’da “hicr” kelimesi, genel olarak “kaya” veya “taş” anlamıyla bilinir. Ancak bu kelimenin anlamı çok daha derindir ve Kur’an’da farklı bağlamlarda çeşitli anlam katmanları taşır. Özellikle Fecr Suresi 5. ayette geçen “ذِى حِجْرٍ (zi hicr)” ifadesinde, kelime bu kez bambaşka bir boyut kazanır.
Fecr 5’te Hicr: Akıl ile Bağlantısı
Fecr/5’te geçen “حجر (hicr)” sözcüğü, men etmek, alıkoymak anlamındadır. Men edilen, alıkonulan şeyden kasıt ise “akıl”dır. Çünkü Arapçada kişiyi kötülükten men etmesi itibariyle akla “nuha”, münasebetsizlikten alıkoyması itibariyle ise “hicr” denmektedir. Dolayısıyla ayetteki “ذى حجر (zi hicr)” ifadesi “tam akıl sahibi” anlamına gelmektedir.
Bu durumda ayet, ilk dört ayette yemin edilerek dikkat çekilen konuların, tam akıl sahipleri için Allah’ın varlığına ve tek oluşuna dair ikna edici, sağlam kanıtlar olduğuna işaret etmektedir.
Hicr Neden Sadece Taş Değildir?
Bir taş, sert ve hareketsizdir; ancak Kur’an’da “hicr” kelimesi, taşın sertliğinin ötesinde bir anlam taşır. Hicr, sınırlandırma, korunma ve muhafaza kavramlarının simgesidir. Hicr, sadece bir engel değil, aynı zamanda bir koruma zırhı, güvenlik alanıdır.
İnsanın nefsi kendi sınırları içinde dolaşır. Bu sınırlar nerede başlar, nerede biter? Özgürlük nerede başlar, esaret nerede? Kur’an bu sınırları “hicr” kelimesiyle ifade eder; çünkü insan hem özgür hem sınırlıdır. Özgürlüğümüz ve tutsaklığımızın ortasında “hicr” bulunur.
Hicr: Bir Kavmin İsmi mi, Evrensel Bir Sınır mı?
Kur’an’da “Hicr” aynı zamanda Allah’ın peygamberi Salih’in kavminin yaşadığı taşlık, sert topraklar olarak geçen bir bölgenin adıdır. Bu kavim, peygambere karşı çıktığı için helak edilmiştir. İlginç olan, “hicr” kelimesinin hem bu helak edilen kavmin adı olması, hem de sınır ve koruma anlamlarını taşımasıdır.
Yani “hicr”, yıkımı ve korumayı aynı anda içinde barındırır. Taş hem engel hem sığınaktır. Bir taraftan bir kavmin sonunu getirirken, diğer taraftan insan nefsi ve ruhunun sınırlarını anlatır. Bu paradoks, “hicr” kelimesinin Kur’an’daki çok katmanlı anlamını gösterir.
Kur’an’da Taş Kavramının Çok Katmanlılığı: “Hicr” ile İlişkisi
Makaledeki “hicr” kavramı ile Kur’an’da geçen “yakıtı taşlar” veya “taşlardan su fışkırması” ifadeleri arasında doğrudan bir kelime bağı olmasa da, bu ayetler “taş” kavramının Kur’an’daki çok katmanlı anlamını destekler. Makalede bahsedilen “hicr” kelimesi daha çok soyut bir sınır ve engel anlamını taşırken, aşağıda belirtilen ayetlerdeki “taşlar” ise somut ve fiziksel nesneler olarak ele alınır; ancak onların da derin sembolik anlamları vardır.
Yakıtı İnsanlar ve Taşlar Olan Ateş
Kur’an’da cehennemin yakıtı olarak insanların ve taşların kullanılacağından bahsedilir. Bu, özellikle Bakara Suresi 24. ayette ve Tahrim Suresi 6. ayette geçer. Burada “taşlar” için kullanılan kelime Arapça’da “el-hicâre”dir.
-
Bakara Suresi 24:“Eğer yapamazsanız — ki hiçbir zaman yapamayacaksınız — yakıtı insanlar ve taşlar olan o ateşten sakının. O, kâfirler için hazırlanmıştır.”
-
Tahrim Suresi 6:“Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi yakıtı insanlar ve taşlar olan o ateşten koruyun.”
Buradaki “taşlar” ifadesi, cehennem ateşinin şiddetini ve yakıcı gücünü vurgular.
Taşlardan Su Fışkırması
Taşlardan suyun fışkırması olayı ise Bakara Suresi 60. ve 74. ayetlerde geçmektedir. Burada da Arapça’da “hicr” kelimesinin çoğulu olan “el-hicâre” (taşlar) kelimesi kullanılır.
-
Bakara Suresi 60:“Hani Musa, kavmi için su istemişti de biz de ‘Asan ile taşa vur!’ demiştik. Bunun üzerine taştan on iki pınar fışkırmıştı.”
-
Bakara Suresi 74:“Bundan sonra kalpleriniz yine katılaştı; taş gibi, hatta daha da katı oldu. Çünkü taşlardan öylesi var ki, içinden ırmaklar kaynar. Öylesi de var ki, çatlar da içinden su fışkırır...”
Bu ayetler İsrailoğullarının katılaşan kalplerini, su veren taşlarla karşılaştırarak taşların bile insanlardan daha yumuşak ve duyarlı olabileceği mesajını verir.
Hicr ve Modern İnsan: Görünmez Sınırlar
Bugün “hicr” sadece eski bir kavmin yaşadığı taşlık alan ya da somut kaya değildir. Modern insanın da kendi “hicr”leri vardır: Dijital duvarlar, sosyal medya engelleri, psikolojik bariyerler…
Bu sınırlar taş gibi sert olmasa da görünmez engellerdir. Fecr 5. ayette anlatılan nefis sınırları, bugün dijital çağ insanının sınırlarını da simgeler. Hepimiz bu “hicr”lerin içinde dolaşıyor, bazen esir oluyoruz.
Sonuç: Hicr, İnsanlığın Hem Kalesi Hem Hapishanesidir
Kur’an’da “hicr” kelimesi;
-
Bizi kötülükten alıkoyan akıl,
-
Bizi koruyan sınır,
-
Bizi sınırlayan engel,
-
Hem bir kavmin coğrafyası, hem insan ruhundaki alan,
-
Hem de özgürlük ile esaret arasındaki ince çizgidir.
Yorumlar
Yorum Gönder