Kuran'da Sema'nın Sırları
Göğe İsim Vermek: Kur'an'da Sema'nın Sırları
Kur'an, varoluşu sadece bir fiziksel gerçeklik olarak değil, aynı zamanda anlam yüklü bir metin olarak sunar. Bu metnin en temel eylemlerinden biri isim vermektir. Bir şeye isim vermek, onu bir etiketten öte, varlık sahnesindeki hakikatiyle buluşturmaktır. Âdem kıssasında geçen "Allah, Âdem’e bütün isimleri öğretti" (Bakara 31) ayeti, insanın evrendeki her varlığın anlam kodlarını çözebilme yeteneğini ve bu sayede meleklere üstünlüğünü simgeler. İşte bu anlam verme ve anlama eyleminin en görkemli tecellilerinden biri, göğe, yani sema'ya verilen isimde gizlidir.
1. Sema: Yüksek Olanın İsmi
Arapça'da "sema" kelimesi, "yüksek olmak, üstün olmak, yücelmek" anlamlarına gelen "s-m-w" kökünden türemiştir. Bu kelime, Kur'an'da sadece fiziksel bir gökyüzü değil, aynı zamanda varoluşun üst düzlemi, kozmik düzeni ve ilahi yasaları ifade eder. Rahman Suresi'nin 7. ayetinde "O, göğü (semayı) yükseltti ve mizanı koydu" buyurulurken, sema artık mavi bir kubbe olmaktan çıkar, evrenin temel dengesini ve yasasını temsil eden bir kavram haline gelir. Bu, ismin sadece bir mekânı değil, o mekânın taşıdığı anlamı da belirlediğini gösteren çarpıcı bir örnektir.
2. İsimlendirilmiş Göğün Canlı Dili
Kur'an'da sema'nın isimlendirilmesi, onun yedi katmanlı bir düzen olarak tasvir edilmesiyle devam eder: "O, yedi göğü yaratandır." (Mülk 3). Burada geçen "yedi" sayısı, modern astronominin katmanlarından çok, Arap edebiyatındaki tamlık ve bütünlük sembolüdür. Yani "yedi gök", tüm varoluşsal katmanları, tüm ilahi düzenleri kapsayan bir bütünü ifade eder.
Ancak Kur'an'ın asıl çarpıcı yönü, sema'yı canlı bir varlık gibi konuşturmasıdır. Fussilet Suresi'nin 11. ayetinde şöyle buyrulur:
"Sonra duman halindeki göğe yöneldi, ona ve yere dedi ki: 'İsteyerek veya istemeyerek gelin!' Onlar: 'İsteyerek geldik' dediler."
Burada sema, irade sahibi bir varlık gibi konuşur ve Allah'ın emrine teslimiyetini bildirir. Bu tasvir, sema'nın sadece cansız bir boşluk değil, Allah'ın koyduğu düzene tam bir uyum içinde olan bilinçli bir varlık olarak algılanması gerektiğini düşündürür. İsim verilerek bu düzenin farkına varmak, onunla diyalog kurmanın ilk adımıdır.
3. İsim Vermek ve Sema'ya Karşı Sorumluluk
İsim, bir şeyi tanımakla kalmaz, aynı zamanda üzerinde tasarruf etme yetkisi ve sorumluluğu da verir. Âdem'e öğretilen isimler, insanın evrene anlam yükleme ve onu imar etme yetkisini gösterir. Bu bağlamda, "sema" ismini ve onun katmanlarını anlamak, insanın evrensel düzeni okuma, anlama ve bu düzenle uyum içinde yaşama sorumluluğunu simgeler.
Kur'an'da "Allah gökleri ve yeri isimlendirdi" şeklinde doğrudan bir ifade bulunmasa da, göklerin katlarını, işlevlerini ve özelliklerini tek tek sayması, adeta onları kategorize etme ve insanlığa bu kategorileri öğretme sürecidir. Bu süreç, insanın evrenin haritasını eline almasını ve kendi varoluşsal konumunu bu harita üzerinde belirlemesini sağlar.
4. Sonuç: Bilinç Ufkuna Bakış
Eğer sema, sadece "üstteki boşluk" değil, aynı zamanda bilinç katmanlarının, kozmik yasaların ve bilgi ufkunun adıysa, ona isim vermek, insanın evrensel bilincin haritasını çıkarması demektir. Bu durumda, Kur'an'daki "Göğe bakın!" (Ğaşiye 18) emri, sadece teleskopla yıldızlara bakmak değil, aynı zamanda kendi içsel semamıza, bilinç ufkumuza ve varoluşun üst katmanlarına bakmak anlamına gelir.
Böylece isim vermek, sema ve isimlendirilen gök üçlüsü; Kur'an'da hem dilsel hem de sembolik olarak, insanın varlık haritasını eline almasını ve evrenle bilinçli bir ilişki kurmasını anlatan derin bir mesaj taşır. Bu ilişki, sadece gözlemle değil, aynı zamanda anlam verme ve isimlendirme eylemiyle kurulur.
---
Göğe İsim Vermek:
1. İsim Vermek ve Hakikat Bağı
Kur’an’da isim vermek, salt bir etiketleme değil, varlığın hakikatini idrak etmek ve o hakikati dile getirmek anlamına gelir. “Allah Adem’e bütün isimleri öğretti” (Bakara 2:31) ayeti, insanın evrendeki gerçekleri tanıma ve anlamlandırma gücünü simgeler. İsim, varlığın bilinçte yükselmiş bir ifadesidir.
2. “İsim” ve “Sema” Kelimelerinin Ortak Kökü: س م و (s-m-w)
Arapça “isim” (اِسْم) ve “sema” (سَماء) kelimeleri aynı kök olan س م و’den gelir. Bu kök “yükselmek”, “üstün olmak”, “yücelmek” anlamını taşır.
-
سَماء (Sema): Gökyüzü, üst katman, yüce düzen anlamına gelir.
-
اِسْم (İsim): Bir şeyi diğerlerinden ayıran, onu yücelten ad, belirgin kılan işaret.
Bu dilbilimsel bağlantı, isim vermenin bir anlamda “bilinçte yükselmek”, “hakikate ulaşmak” olduğunu gösterir.
3. Sema: Fiziksel Gökten Daha Fazlası
Kur’an’da “sema”, sadece atmosfer ya da fiziksel gökyüzü değil, aynı zamanda kozmik düzen, evrensel yasalar ve bilinç katmanlarını ifade eder. Örneğin:
-
“O, göğü yükseltti ve teraziyi koydu” (Rahman 7) → Göğün yükselmesi, evrenin düzeninin kurulmasıdır.
-
“Size semadan su indirdi” (Bakara 22) → Sema, ilahi rahmetin kaynağıdır.
4. İsim Vermek: Bilinçte Semaya Yükselmek
İsim vermek, bir şeyin özünü ve yüceliğini kavrayıp dile getirmektir. Sema köküyle bağlandığında, isim vermek; varlıkları evrenin yüce gerçeklikleriyle ilişkilendirmektir.
Bu bağlamda, Adem’in isimleri öğrenmesi, insanın evrensel bilinç ve hakikate uzanışının simgesidir.
5. İsimlendirilen Göğün Şaşırtıcı Yönü
Kur’an’da gökler yedi kat olarak anlatılır: “O, yedi göğü yaratandır” (Mülk 3). “Yedi” sayısı tamlığı, bütünlüğü ifade eder.
Ayrıca:
“Sonra duman halindeki göğe yöneldi, ona ve yere dedi ki: ‘İsteyerek veya istemeyerek gelin!’ Onlar: ‘İsteyerek geldik’ dediler.” (Fussilet 11)
Burada gökler, bilinç sahibi varlıklar olarak betimlenmiştir. Bu tasvir, göklerin sadece fiziksel değil, ruhani ve bilinç düzeyinde bir gerçeklik olduğunu gösterir.
6. İsim Vermekle Göğe Hâkim Olmak
İsim vermek, evreni anlamlandırmak ve üzerinde tasarruf etmek demektir. Adem’e verilen isimler, insanın evrenin sırlarına erişmesi ve bilinçle ilişki kurmasıdır.
Dolayısıyla “isimlendirilen gök”, evrenin bilinçle şekillendirilmesi, hakikate ulaşılmasıdır.
7. Modern Yorumu: Bilinç Ufku Olarak Sema
Eğer sema, evrensel bilinç katmanları ise, isim vermek bu katmanlarda bilinçle gezinmektir.
Kur’an’daki “Göğe bak!” (Ğaşiye 18) emri, sadece fiziksel gözlemi değil, bilinç ufkuna, yüce gerçeklere bakışı teşvik eder.
Sonuç:
Kur’an’da isim vermek, sema kökünden gelen “yükselmek” fikriyle iç içedir. İsim vermek, varlıkları hakikatleriyle yüceltmek, evrensel bilinçte yükselmek demektir. Bu, insanın evrenle bilinçli bir ilişki kurma kapasitesini simgeler.
Yorumlar
Yorum Gönder