Kur’an’da Ebediyet: “Yer ve Gök Durdukça” İfadesi
Kur’an’da Huld ve Ebediyet: “Yer ve Gök Durdukça” İfadesi
Giriş
İnsanın en köklü arzularından biri, kalıcılık ve ölümsüzlüktür. Kur’an bu arzuyu “huld” kavramıyla ifade eder. Bu kavram, kimi zaman insanın aldanışını (Âdem kıssasında “huld ağacı”), kimi zaman da ilahî ödülü (cennet tasvirlerinde) simgeler. Özellikle Hud suresinde geçen “yer ve gök durdukça” ifadesi, hem cennet hem de cehennem için kullanılan ebediyet vurgusuyla dikkat çeker.
Huld Kavramının Dilsel Kökeni
“Huld” kelimesi, خلد (ḫ-l-d) kökünden türemiştir. Bu kök, “devam etmek, kalmak, uzun zaman sürmek” anlamlarını taşır. Fiil ve türevleri:
-
halede (خلد) → kalıcı olmak, yerleşip sürmek.
-
yahlüdü (يخلد) → devam eder, kalıcı olur.
-
hulden (خلداً), hulûden (خلوداً) → ebediyet, süreklilik.
Ayrıca birleşik kullanımları da sürekliliği pekiştirir:
-
halede ileyhi: ona meyletti, bağlandı.
-
halede bihi: onunla birlikte kalıcı oldu.
-
haledehû: onu ebedîleştirdi.
el-Müfredât gibi klasik sözlüklerde de bu kökün ana ekseni hep “süreklilik, ebediyet” üzerine kuruludur.
Kur’an’daki Kullanımları
Kur’an’da “huld” kavramı farklı bağlamlarda karşımıza çıkar:
a) Elçilerin ölümsüz olmadığı (Enbiyâ 7–8)
“Biz senden önce de ancak kendilerine vahyettiğimiz olgun kimseleri gönderdik. … Ve onları yemek yemez cesetler yapmadık; onlar ölümsüz de değillerdi.”
Buradaki “وما كانوا خالدين (ve mâ kânû hâlidîn)” ifadesi, peygamberlerin dünyada ebedî olmadıklarını vurgular. Böylece ölümsüzlüğün insana değil, yalnızca Allah’a ait olduğu netleşir.
b) Âdem’in aldanışı (Tâhâ 120)
Şeytan, Âdem’e “sana huld ağacını göstereyim mi?” diyerek ölümsüzlük arzusunu kışkırtır. Burada “huld”, ebedî hayatın yanlış bir arayış biçimini temsil eder.
c) Cennet ve cehennemde kalıcılık (Hud 105–108)
Bu pasajda hem cennet hem cehennem için “hâlidîne fîhâ” (orada ebedî kalıcılar) ifadesi kullanılır. Ayrıca,
-
107. ayette cehennem için: “gökler ve yer durdukça… Rabbinin dilediği hariç.”
-
-
ayette cennet için: “gökler ve yer durdukça… bu bitmeyen bir ikramdır.”
-
Burada “dâme” (süreklilik) kelimesi ve “gayru mecdhûz” (arkası kesilmeyen, tükenmeyen) ifadesiyle kesintisiz ebediyet pekiştirilir.
“Yer ve Gök Durdukça” İfadesi
Ayetlerdeki “مادامت السماوات والأرض (yer ve gök durdukça)” tabiri Arap dilinde sonsuzluğu ifade eden bir deyimdir.
Bu kalıp yalnızca Arapçada değil, birçok dilde vardır:
-
Türkçede: “güneş doğdukça” → “daima.”
-
Eski İbranice’de: “göğün ve yerin varlığı kadar” → “sonsuz.”
-
İngilizcede: “as long as heaven and earth endure.”
Dolayısıyla bu ifade, sınırlı bir süreyi değil, insanın aklına gelebilecek en büyük zaman ufkunu temsil eder.
Teolojik Tartışma
-
Çoğunluk görüşü: Hem cennet hem cehennem ebedîdir. “Rabbinin dilediği hariç” kaydı, Allah’ın mutlak iradesini vurgular.
-
Azınlık görüşü: İbn Teymiyye ve İbn Kayyim gibi bazı bazıları, bu kaydın cehennemin bir gün sona erebileceğine işaret edebileceğini ileri sürmüştür.
Cennet için ise Kur’an özellikle “gayru mecdhûz” (bitmeyen ikram) ifadesini kullanarak onun mutlak ebedîliğini netleştirir.
Sonuç: Ebediyet Kime Mahsus?
Kur’an’daki “huld” kavramı, dilsel olarak “uzun süre kalmak, ebedî gibi sürmek” anlamına gelir. Ancak dikkat edilirse, Kur’an hiçbir yerde yaratılmış varlıklara mutlak ebediyet atfetmez. Çünkü mutlak ebediyet yalnızca Allah’a mahsustur:
-
“O’ndan başka her şey helâk olacaktır.” (Kasas 88)
-
“Yeryüzünde olan her şey fânidir; ancak celâl ve ikram sahibi Rabbinin yüzü (zatı) bakidir.” (Rahman 26–27)
Bu ayetler, kalıcılığın sadece Allah’a ait olduğunu kesin biçimde ortaya koyar.
Buna karşılık cennet ve cehennem için kullanılan “hâlidîne fîhâ” kalıbı ile “yer ve gök durdukça” ifadesi, insan bakış açısından ebediyet anlamına gelir. Yani:
-
Cennet için: Allah’ın “kesilmeyen ikramı” olarak ebedîlik vurgulanır.
-
Cehennem için: “Rabbinin dilediği hariç” kaydı ile Allah’ın iradesine açık bırakılır.
Dolayısıyla şunu söylemek mümkündür:
-
Mutlak ebediyet (sonsuzluk) sadece Allah’a mahsustur.
-
Cennet ve cehennem yaratılmış olmaları sebebiyle “şartlı ebediyet”tir; yani Allah’ın dilemesiyle süren bir kalıcılıktır. İnsan için bu “sonsuz” görünse de, Allah’ın kudretine bağlıdır.
Bu bakış açısıyla, Kur’an’da ebediyet vurgusu aslında insanın kalıcılık arzusunun Allah’ın mutlak iradesine bağlandığını gösterir. Böylece insanın ölümsüzlük arayışı yönlendirilir:
-
Yanlış yol: Âdem kıssasında görüldüğü gibi, kendi çabasıyla ölümsüzlüğe ulaşma.
-
Doğru yol: Allah’ın ikramı olarak verilen kalıcılığı kabul etmek.
📌
Ebediyet sadece Allah’a mahsustur. Cennet ve cehennem, insan için “sonsuzluk” ifade etse de aslında Allah’ın dilemesine bağlı olan birer yaratılmış varlıktır. Bu yüzden onların ebediliği mutlak değil, izafîdir.
UYARI / HATIRLATMA
Yorumlar
Yorum Gönder