Kaderin İnce Ayarları
İrade ve Meşiyet: Kaderin İnce Ayarları
Kur’an’da sıkça geçen iki kelime, irade ve meşiyet, çoğu zaman eş anlamlı gibi görülür. Oysa dikkatle bakıldığında bu ikisinin arasındaki fark, kader anlayışının en kritik düğümünü çözmemize yardım eder.
1. İrade: Plan ve Proje Boyutu
“İrade”, kökü itibarıyla bir şeyi istemekle kalmayıp onu aramak, peşine düşmek ve üzerinde plan yapmak anlamına gelir. Dolayısıyla irade, zihinsel bir yoğunlaşma, bir tasarımdır. Allah’a nispet edildiğinde, bu O’nun küllî tasarımını ifade eder: Evrenin yasaları, hayatın akışı, imtihanın kuralları…
Şaşırtıcı olan şu: Kur’an, Allah’ın iradesinden bahsederken, çoğu kez onun kaçınılmazlığına vurgu yapar. “O ne dilerse, onu yapar” (Hud 107; Bürûç 16). Yani Allah’ın iradesi, sadece niyet değil, aynı zamanda kesin sonuçtur. Bizim irademiz plan aşamasında kalabilir; Allah’ın iradesi sonuç doğurur.
2. Meşiyet: Anlık Varoluş İsteği
“Meşiyet” ise farklıdır. İrade, planlama aşaması iken, meşiyet “o planı fiilen varlık alemine çıkarma isteği”dir. Yani ani karar anıdır. İradesiyle “ne olacak?”ı belirleyen Allah, meşiyetiyle “şimdi olsun!” der. Bu yüzden Kur’an’da meşiyet hep “kün/ol” emriyle yan yana gelir (Yasin 82; Nahl 40).
Burada ilginç olan şudur: Bizim kullandığımız “şey” kelimesi de aynı kökten gelir. Yani şey, aslında “Allah’ın isteyip varlık alanına çıkardığı şey” demektir. Evrenin her nesnesi, meşiyetin izini taşır.
3. Kulun Meşiyeti: Cüz’î Dilek
İnsanda da hem irade hem meşiyet vardır. İnsan bir şeyi tasarlar, planlar (irade); sonra da onu yapmaya yönelir, teşebbüs eder (meşiyet). Ancak şaşırtıcı olan, Kur’an’ın bu süreci Allah’ın meşiyetine bağlamasıdır:
“Siz dileyemezsiniz, ancak Allah dilerse dilersiniz.” (Tekvir 29; İnsan 30)
Yani kulun meşiyeti, Allah’ın meşiyetiyle desteklenmedikçe sonuç vermez. Fakat bu, cebr değil; çünkü Allah, kulun seçimini yaratır ama ona zorla yön vermez. Nitekim kötülüğe “razı olmadığını” özellikle vurgular (Zümer 7).
4. Kesb: Kulun Katkısı
Kelâm literatüründe kesb denilen şey tam da burada devreye girer. İnsan, iradesiyle seçer, meşiyetiyle harekete geçer; Allah da o seçimi yaratır. Elektrik lambası benzetmesi bu noktada çarpıcıdır: Biz şalteri indiririz, ışığı ise elektrik akımı yakar. Lambayı biz yakmıyoruz ama bizim hareketimiz olmadan da yanmıyor.
5. Hidâyet ve Dalâlet: Kime Nasip Olur?
Kur’an’da en kafa karıştıran noktalardan biri, Allah’ın “dilediğini saptırır, dilediğini doğruya iletir” (Fatır 8; Nur 46) ifadeleridir. Yüzeyden bakıldığında bu keyfî gibi görünebilir. Ama metinlere yakından bakıldığında ortaya şu çıkar:
-
Hidayet verilenler: kendilerini değiştirmek isteyenler, Allah’a yönelenler, salih amelde bulunanlar, fakirlere yardım edenler, cihat edenler, sözü dinleyip en güzeline uyanlar.
-
Saptırılanlar: kibirliler, zalimler, münafıklar, fasıklar, Kur’an’dan yüz çevirenler, nankörler, dünyayı ahirete tercih edenler.
Yani Allah’ın meşiyeti, kulun eğilimiyle uyumlu olarak tecelli ediyor. İrade kuldan, yaratma Allah’tan.
6. “Maşallah” ve “İnşallah”: Yaşayan İki Sembol
-
Maşallah: “Allah dilemiş de olmuş.” Burada vurgu meşiyetin gerçekleşmesinedir. Yani gördüğün güzellik, senin başarın değil, Allah’ın yaratmasıdır.
-
İnşallah: “Eğer Allah dilerse.” Bu ise henüz olmamış şeyler için, geleceğin Allah’ın meşiyetine bağlı olduğunu hatırlatan tevazu formülüdür.
Asıl şaşırtıcı olan: “Maşallah” bir geçmiş gerçekleşmenin, “İnşallah” ise bir gelecek ihtimalin dilidir. Biz ise çoğu kez bunları sıradan temenni sözcüklerine indirgemişiz.
Sonuç: İrade – Meşiyet Dengesi
İrade, tasarımdır. Meşiyet, onun fiile dönüşmesidir. Kul seçer, Allah yaratır. Bu ilişkiyi anlamadan kader meselesi ya kör bir kadercilik ya da sınırsız özgürlük zannedilir. Oysa Kur’an’ın sunduğu model, **“Allah’ın yasaları içinde özgür seçim”**dir.
Kaderin şaşırtıcı boyutu işte burada ortaya çıkar: Bizim küçücük bir tercihimiz, Allah’ın kudretiyle evren çapında bir olaya dönüşür.
UYARI / HATIRLATMA
Yorumlar
Yorum Gönder