DÜNYA HAYATI "Yakın, Geçici ve Alt Seviyeli"
Kur’an’da ḥayâtü’d-dünyâ: Yakın, Geçici ve Alt Seviyeli Hayatın Anlamı
1. Dilsel Köken ve Temel Tanım
“ḥayâtü’d-dünyâ” (حَيَاةُ الدُّنْيَا) ifadesi iki kelimenin birleşiminden oluşur:
-
ḥayât (حياة)
-
Kök: ḥ-y-y (ح ي ي)
-
Anlam: “Yaşamak, diri olmak, canlılık, varoluş.”
-
Kur’an’da hem biyolojik yaşam hem de manevî dirilik anlamında kullanılır.
-
-
dünyâ (الدنيا)
-
Kök: d-n-w (د ن و) → “yakın olmak” veya “alçak olmak” anlamında.
-
Karşıtı: ulvâ (yüksek, üstün).
-
Ahirete kıyasla “yakın” olduğu için zamansal anlam taşır; manevî olarak “aşağı” seviyede olduğu için değer anlamı taşır.
-
2. Kur’an’daki Ana Temalar
a) Geçici ve Oyalanma Niteliği
Kur’an, dünya hayatının kalıcı bir değer taşımadığını vurgular:
“Dünya hayatı ancak bir oyun ve oyalanmadır. Ahiret yurdu ise, işte asıl hayat odur, keşke bilselerdi.” (Ankebût 29:64)
“Bilin ki dünya hayatı ancak oyun, oyalanma, süslenme, aranızda övünme, mal ve evlat çoğaltma yarışıdır...” (Hadîd 57:20)
Bu ayetlerde ḥayâtü’d-dünyâ sahne dekoru gibidir: göz alıcı, ama gösteri bitince anlamı kalmaz.
b) Ahirete Karşı Tercih Edilmesi
“Ahireti bırakıp dünya hayatını tercih edenler…” (İbrahim 14:3)
“Siz dünya hayatını tercih ediyorsunuz. Oysa ahiret daha hayırlı ve daha kalıcıdır.” (A’lâ 87:16–17)
Burada “tercih etmek” bir zihinsel yönelimdir. ḥayâtü’d-dünyâ, ahiret karşısında bir alternatif yaşam felsefesi gibi konumlanır.
c) Aldatıcı Çekiciliği
“Dünya hayatı sizi aldatmasın, o aldatıcı (şeytan) sizi Allah ile aldatmasın.” (Lokman 31:33)
Burada ḥayâtü’d-dünyâ, insanın aklını ve değer ölçüsünü çelen bir “parıltı tuzağı”dır. Bu, sadece dünyevî zenginlik değil, insanın kendini “tamamlanmış” hissettiği her geçici başarıyı kapsar.
d) Gerçek Hayatın Ahirette Oluşu
Kur’an, hakiki varoluşun ahiret hayatı olduğunu özellikle vurgular:
“…Ahiret yurdu ise, işte asıl hayattır, keşke bilselerdi.” (Ankebût 29:64)
Bu bakışa göre ḥayâtü’d-dünyâ, asıl hayatın provasıdır; eksik, gölgeli, kısa süreli bir tecrübe.
3. Temsilî ve Sembolik Boyut
Kur’an bağlamında ḥayâtü’d-dünyâ, bir mekân tanımı değil, bir bilinç hâlidir.
-
Eğer insan, yaşamını sadece maddî tatmin ve geçici çıkarlar üzerine kuruyorsa, o “dünya hayatını” yaşamaktadır.
-
Eğer amacı kalıcı değerler ve ahiret bilinci ise, yaşadığı coğrafya “dünya” olsa bile “ahiret hayatı” yönelimindedir.
Bu nedenle Kur’an’da dünya hayatı eleştirisi, “gezegen” eleştirisi değil, değerler sistemine yönelik bir eleştiridir.
4. Kavramsal Denge
Kur’an, dünyayı bütünüyle reddetmez;
-
Onu imtihan alanı olarak görür (Mülk 67:2),
-
Dünyadaki nimetleri Allah’ın rahmeti olarak tanımlar (A’râf 7:32),
-
Ama bu nimetlere bağımlı olmayı ve onları asıl amaç hâline getirmeyi eleştirir.
5. Sonuç
Kur’an’da ḥayâtü’d-dünyâ,
-
Sadece “bu dünya”yı anlatan coğrafî bir terim değil,
-
Geçici, aldatıcı ve alt seviyedeki yaşam tarzını ifade eden ahlâkî bir kavramdır.İnsanı gerçek hayata — ahirete — hazırlayan bir geçiş sürecidir.Asıl hedef, bu süreçte kalıcı değerler inşa ederek “ahiret hayatına” geçmektir.
Yorumlar
Yorum Gönder