KUR’AN’DA MEŞRUİYETİN MÜHRÜ
KUR’AN’DA MEŞRUİYETİN MÜHRÜ: SULTAN KAVRAMI
Giriş: Hakikat ve Selahiyet Arasındaki Bağ
Kur’an-ı Kerim, insanı sadece bir şeye inanmaya çağırmaz; inandığı şeyin dayanağını sorgulamasını da emreder. Bu sorgulamanın merkezinde "Sultan" (سُلْطَان) kavramı yer alır. Günümüzde sadece siyasi bir makam adı olarak algılansa da sultan, Kur’an sözlüğünde bir iddianın gökten yere, bilgiden eyleme kadar sahip olması gereken "ilahi onay ve sarsılmaz delil" demektir. Sultanı olmayan her iddia "batıl", her otorite "tağut" ve her inanç "kuruntu" (zann) mesabesindedir.
1. Semantik Köken: Kalbe ve Akla Nüfuz Eden Kuvvet
"S-u-l-t" kökü, sözlükte sertlik, keskinlik ve galibiyet demektir. Ancak Kur’an bu kelimeyi maddî bir kılıçtan ziyade, "hüccet" (kesin kanıt) anlamında kullanır. El-İsfahani’nin tabiriyle sultan; muhatabın aklını ve kalbini susturan, reddedilmesi mümkün olmayan "beyyine" (açık delil) demektir.
Kur’an’da bu kavram şu üç unsuru cem eder:
İlim (Marifet): Gerçeğe uygun bilgi.
Hüküm (Kazâ): Karar verme yetkisi.
Kudret (İmkan): Uygulama gücü.
2. "Sultanı Olmayan Din": Hurafelerin İptali
Kur’an, müşriklerin ve ehli kitabın uydurduğu bid’atleri mahkum ederken tek bir soru sorar: "Buna dair bir sultanınız var mı?"
"Onlar, Allah’ın kendisi hakkında hiçbir sultan (indirilmiş delil ve yetki) indirmediği şeyleri O’na ortak koşuyorlar." (Âl-i İmrân, 151)
Bu ayet-i kerime, din adına ortaya konulan her türlü uygulamanın "Tenzil" (vahiy) kaynaklı bir yetki belgesine dayanması gerektiğini ihtar eder. Eğer Allah bir şeye "sultan" indirmemişse, o şey insanın kendi nefsinden uydurduğu bir "isimden" ibarettir (Necm, 23). Yani sultan, dinin asalet ve saflığını koruyan ilahi bir bariyerdir.
3. Otorite Teorisi: Kimin Adına, Hangi Hakla?
Kur’an’ın otorite felsefesinde "sultan", bir "yetki zinciri" kurar. Hiç kimse kendiliğinden bir şeyi helal veya haram kılamaz (Nahl, 116). Bu yetki ancak Allah’ın verdiği bir sultan ile mümkündür.
İnançta Sultan: Taklit değil, tahkik (delil) ister.
Amelde Sultan: Heva değil, şeriat (meşruiyet) ister.
Hükümde Sultan: Zulüm değil, adalet (hakk) ister.
4. İblis ve Sultan: İradenin Dokunulmazlığı
İnsan ile şeytan arasındaki mücadelede, Allah Teâlâ şeytanın alanını daraltırken "sultan" kavramını kullanır:
"Şüphesiz kullarım üzerinde senin bir sultanın (zorlayıcı gücün ve hukuki yetkin) yoktur." (Hicr, 42)
Buradaki incelik şudur: Şeytanın "vesvesesi" (fısıltısı) vardır ama "sultanı" yoktur. Yani şeytan insanı günaha zorlayamaz, sadece davet eder. İnsan, sultanı (delili ve meşruiyeti) olmayan bir davete uyduğunda sorumluluk kendisine ait olur. Bu da gösterir ki sultan, aynı zamanda bir "sorumluluk" sınırıdır.
5. Siyasi ve Sosyal Meşruiyet: Güç ve Beyyine Dengesi
Kur’an’da sultan, sadece zihnî bir delil değil, bazen de zalime karşı verilen **"haklılık gücü"**dür. Nitekim Hz. Musa, Firavun’un karşısına sadece sözle değil, "Sultanun Mübin" (apaçık bir yetki ve mucize) ile çıkmıştır (Hûd, 96).
Eğer güç varsa ama delil/yetki (sultan) yoksa, buna Kur’an lisanında "Zulüm" denir.
Eğer delil/hakikat var ama uygulama gücü yoksa, bu "Mustaz’af" (zayıf bırakılmışlık) halidir.
Sultan, hakkın kuvvete bürünmüş halidir.
6. Uhrevi Boyut: Hesap Gününde Sultanın Kayboluşu
Ahiret sahnelerinde, dünyadaki sahte otoritelerin ve sığınılan meşruiyet zeminlerinin nasıl çöktüğü sultan üzerinden anlatılır:
"Sultanım (gücüm, delilim ve yetkim) benden yok olup gitti!" (Hâkka, 29)
Dünyada rütbesine, malına veya uydurma inançlarına dayanarak kendine meşruiyet devşirenler, mizan başında bu "sultanın" asılsız olduğunu anlayacaklardır. Gerçek sultan, sadece "Mülkün Sahibi" olan Allah’a aittir.
Sonuç: Dinî Emniyetin Teminatı
Özetle Kur’an-ı Kerim’de "sultan" kavramı; bir iddianın doğruluğunu kanıtlayan delil, bir eylemi meşrulaştıran izin ve bir hükmü yürüten kudretin sentezidir.
"Allah buna dair bir sultan indirmedi" cümlesi, Müslüman zihnini her türlü hurafe, keyfilik ve ruhbanlık baskısından özgürleştirir. Bu kavram bizlere öğretir ki: Sultanı olmayan bir din anlayışı, sadece bir tahayyüldür; sultanı olmayan bir otorite ise sadece bir tahakkümdür.
UYARI / HATIRLATMA
.jpg)
Yorumlar
Yorum Gönder