SERVET Ayeti Nasıl Susturuldu? Kur’an’dan Hadis Meşruiyeti Devşirme Sanatı

 


FEY, SERVETİN DOLAŞIMI VE OTORİTE

“Allah’ın, beldeler halkından Resûlü’ne verdiği feyler; aranızda yalnızca zenginler arasında dolaşan bir servet olmasın diye; Allah’a, Resûl’e, yakınlara, yetimlere, miskinlere ve yolcuya aittir. Resûl size ne verdiyse onu alın, sizi neden men ettiyse ondan vazgeçin. Allah’a karşı takvâ sahibi olun. Şüphesiz Allah’ın azabı şiddetlidir.” (Haşr 59/7)

Bu ayet, tarih boyunca yalnızca bir ganimet/fey düzenlemesi olarak değil; iktisadî adalet, servetin dolaşımı, siyasal-ahlâkî otorite ve daha da önemlisi Resûl’ün söz ve uygulamalarının bağlayıcılığı tartışmalarının merkezine yerleştirilmiştir. Ancak bu merkezîlik, ayetin bağlamından koparılarak başka bir alana –özellikle hadislerin mutlak delil kılınması alanına– taşındığında ciddi bir epistemolojik kırılma üretmiştir.

Bu makale, Haşr 7 ayetinin ne söylediğini, ne söylemediğini ve nasıl başka bir şeye dönüştürüldüğünü ortaya koymayı amaçlamaktadır.


1. FEY NEDİR? AYET NEYİ DÜZENLİYOR?

Fey, Kur’an’da teknik bir kavramdır. Savaşmadan, çatışmasız biçimde elde edilen kamu malını ifade eder. Haşr suresinin bağlamı, Medine’de Benî Nadîr mallarının tasfiyesiyle ilgilidir. Ayet;

  • Bireysel mülkiyeti değil,

  • Devlet başkanının keyfî tasarrufunu değil,

  • Peygamber’in şahsî servetini değil,

kamusal bir malın nasıl paylaştırılacağını düzenler.

Ana ilke açıktır:

Servet, toplum içinde yalnızca zenginler arasında dolaşan kapalı bir devreye dönüşmemelidir.

Bu, Kur’an’ın iktisat ahlâkının omurgasıdır. Ayetin kalbi buradadır.


2. “RESÛL SİZE NE VERDİYSE ONU ALIN” İFADESİ NEYE DAİRDİR?

Ayetin en çok istismar edilen bölümü şudur:

“Resûl size ne verdiyse onu alın; sizi neden men ettiyse ondan vazgeçin.”

Bu cümle, bağlamından koparıldığında şöyle okunmuştur:

“Peygamber’in söylediği her söz, yaptığı her yasak, Kur’an dışı da olsa mutlak dindir.”

Oysa ayetin bağlamı nettir:

  • Konu fey mallarının dağıtımıdır.

  • “Verme” ve “men etme”, ekonomik paylaştırma yetkisine ilişkindir.

  • Resûl burada vahiy tebliğ eden değil, kamusal düzeni uygulayan liderdir.

Ayet, Resûl’ü iktisadî adaletin garantörü olarak konumlandırır; bağımsız bir yasa üreticisi olarak değil.


3. ZENGİNLİK DOLAŞIMI AYETİ NASIL HADİS DELİLİNE DÖNÜŞTÜRÜLDÜ?

İşte kırılma noktası burada başlar.

Bu ayet, tarihsel süreçte şu şekilde yeniden kurgulanmıştır:

  1. Ayetteki “Resûl” ifadesi bağlamdan koparıldı.

  2. Fey ve kamu malı konusu görmezden gelindi.

  3. Cümle, evrensel ve bağlamsız bir ilkeye dönüştürüldü.

  4. Ardından şu iddia üretildi:

“Resûl’ün Kur’an dışı sözleri de bağlayıcıdır; çünkü ‘Resûl size ne verdiyse onu alın’ denmiştir.”

Böylece:

  • Servet adaletini hedefleyen bir ayet,

  • Hadis külliyatının sigortasına dönüştürüldü.

Bu, metnin değil; otorite ihtiyacının ürünüdür.


4. KUR’AN’IN ANA İLKESİYLE ÇELİŞKİ

Kur’an, kendi iç tutarlılığında şunu ısrarla vurgular:

  • Din yalnızca vahiydir.

  • Hüküm koyma yetkisi Allah’a aittir.

  • Resûl’ün görevi tebliğ ve uygulamadır.

Eğer Haşr 7 ayeti, Resûl’e Kur’an dışı mutlak norm üretme yetkisi veriyor olsaydı:

  • Bu yetki başka ayetlerde açıkça tanımlanırdı.

  • “Bugün dininizi kemale erdirdim” beyanı anlamsızlaşırdı.

  • Kur’an’ın kendi kendine yeterliliği çökerdi.

Oysa ayet, sosyo-ekonomik adalet için indirilmiştir; epistemolojik bir yetki devri için değil.


5. ASIL SARSICI NOKTA: AYETİN GÖRMEZDEN GELİNEN MERKEZİ

En çarpıcı ironi şudur:

  • Ayetin asıl derdi servetin zenginler arasında dönmemesi iken,

  • Tarih boyunca bu ayet,

  • Dini otoritenin zümreler arasında dolaşmasını meşrulaştırmak için kullanılmıştır.

Servet ayeti, iktidar ayetine çevrilmiştir.

Kur’an’ın fakirleri, yetimleri, miskinleri ve yolcuları merkeze alan dili;

  • Fıkhî otoriteyi,

  • Rivayet zincirlerini,

  • Mezhebî hiyerarşileri

koruyan bir kalkan hâline getirilmiştir.

Bu, ayetin ruhuna yapılmış en büyük haksızlıktır.


6. SONUÇ: FEY AYETİ NEYİ EMREDER?

Haşr 7 ayeti şunu emreder:

  • Servet dolaşımını,

  • Sosyal adaleti,

  • Kamu malında eşitliği,

  • Güç yoğunlaşmasına karşı dengeyi.

Şunu emretmez:

  • Kur’an dışı dini kaynak üretimini,

  • Resûl’ün beşerî tasarruflarının mutlaklaştırılmasını,

  • Rivayetlerin vahiy seviyesine çıkarılmasını.

Ayetin son uyarısı boşuna değildir:

“Allah’a karşı takvâ sahibi olun. Şüphesiz Allah’ın azabı şiddetlidir.”

Bu uyarı, ayetleri bağlamından koparanlara yöneliktir.

Çünkü Kur’an’da en ağır tehdit, ilâhî mesajı başka bir şeye dönüştürme cür’etidir.


UYARI / HATIRLATMA


Bu metinlerde yer alan görüş, yorum ve çıkarımlar, beşerî çabanın bir ürünüdür.

Lütfen her ifadeyi Kur’an’ın bütünüyle değerlendirin; ayetlerin rehberliğinde tartın, ölçün ve doğrulayın. 

Hakikatin tek ölçüsü Allah’ın kitabıdır. Yanlış varsa bize, doğru varsa Allah’a aittir.

Diğer kategorize edilmiş yazılarımıza aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz

Yorumlar

Öne çıkan Makaleler

Kurana göre Sevgi ile Aşk ❤

YASAK MEYVE ? 🍎

Habibullah demek ŞİRKTİR 📣