FİTNE "Ateşin Ayırdığı Hakikat"
Ateşin Ayırdığı Hakikat: Kur’an Semantiğinde Fitne ve Firavun’un Ontolojisi
Modern zihin “fitne” kelimesini çoğu kez siyasî kargaşa, dedikodu yahut toplumsal bozgunculuk ile ilişkilendirir. Oysa Kur’an-ı Kerim’in kelime evreninde fitne; kaosun değil, tasfiyenin adıdır. Kelimenin kökünde yer alan “madeni ateşle saflaştırma” fiili, insanın ancak imtihan ateşiyle saf bir öz hâline dönüşebileceğini sezdirir. Fitne böylece bir ceza değil; bir ayıklama ve teşhis süreci olarak karşımıza çıkar.
Teğabun 15, malların ve evlatların birer imtihan olduğunu bildirirken; Bakara 191 fitneyi “öldürmekten daha şiddetli” olarak nitelendirir. Çünkü ölüm bedeni yok ederken, fitne ruhun hakikatle bağını koparır. Bu bağlamda fitne yalnızca dışarıdan gelen bir baskı değil; insanın iç dünyasını ortaya çıkaran bir turnusol kağıdıdır.
1. Fitnenin İşlevi
Kur’an’da fitne, varlığı üç düzlemde işler:
-
İfşa eder: Gizli niyetleri, sahte sadakatleri, korkuları ve zaafları görünür kılar.
-
Ayrıştırır: Hakikatin yanında duran ile çıkarın peşinde koşanı birbirinden ayırır.
-
Sınar: İnsanın değerini, tercihini ve ahlaki direncini açığa çıkarır.
Bu üç işlev, fitneyi salt “kaos” olmaktan çıkarıp bir laboratuvara dönüştürür.
2. Firavun: Fitne Olarak Konumlandırılmış Güç
Kasas 41. ayet, fitne kavramının en dikkat çekici zirvelerinden biridir:
“Biz onları ateşe çağıran önderler kıldık.”
Bu bağlamda Firavun ve avanesi yalnızca birer diktatör ya da zalim değil; zalimler için fitne kılınmış, cezbedici ve saptırıcı bir güç odağıdır. Firavun cazibesi üç kanaldan işler:
-
Söylemle (meşruiyet kurma): Hakikati tahrif eder, kutsiyet ithal eder.
-
Güçle (korku üretme): İtaatin alanını genişletir.
-
Dağıtımla (çıkar örgüsü): Halkı sınıflara ayırır, bağımlılık üretir.
Bu üçlü mekanizma, fitnenin toplumsal yüzünü oluşturur: Güç sadece zorla değil, ihtiyaç ve korku üzerinden çalışır.
3. Musa: Mihenk Taşı Olarak Hakikat
Musa’nın sahneye çıkışı, kıssayı bir anlatıdan öteye taşır. Musa:
-
tebliğ eden,
-
direniş üreten,
-
sabrı öğreten,
-
dengeyi kuran,
-
fitneyi bozan
bir mihenk taşıdır. Musa ile birlikte toplumda tarafsızlık imkânı ortadan kalkar; çünkü tevhid “seyirci kabul etmeyen” bir iddiadır.
Musa’nın gelişiyle birlikte fitne süreci hızlanır: Firavun’un büyüsü dağılır, güç ilişkileri çözülmeye başlar, toplumsal maskeler düşer.
4. İsrailoğulları: İmtihan Toplumu
Kıssanın en çıplak hakikatlerinden biri, fitnenin yalnızca Firavun’un zulmüyle değil; İsrailoğulları’nın psikolojik zaaflarıyla da işlediğidir. Onlar:
-
korku ile güven,
-
esaret ile özgürlük,
-
konfor ile hakikat
arasında gidip gelen bir topluluktur. Bu nedenle fitne dışarıdan değil, içeriden de akar. Firavun’un ölmesiyle fitne son bulmaz; çünkü asıl Firavun bazen nefse, konfora ve alışkanlığa taşınır.
5. Tasfiyenin Sonu
Mısırdan çıkış kıssada bir zafer değil; ayıklamanın tamamlanmasıdır. Firavun’un boğulması tarihsel bir son değil; güç cazibesinin, zulmün ve korku imparatorluğunun tasfiyesidir. Ayakta kalan Musa ve onunla yürüyenler değil; tevhidî duruşun kendisidir.
6. Modern Sosyolojik Perspektif: Firavun Bir Sistemdir
Musa–Firavun kıssası modern dünyaya taşındığında Firavun tek bir kişiyi değil; merkezi güç ağlarını temsil eder. Bugünün Firavun’u:
-
konfor sağlar,
-
güvenlik vadeder,
-
statü dağıtır,
-
propaganda üretir.
Modern fitne çoğu kez baskıyla değil; cazibe ile işler. İnsan baskıdan değil; “konforun bedelinden” kaçar. Bu nedenle kitleler Firavun’u çoğu zaman gönüllü seçer. Modern psikoloji bu durumu “itaat ekonomisi” olarak tanımlar; Kur’an ise “fitne” adını verir.
Musa ise modern bağlamda rahatsızlık çıkaran hakikattir. Çünkü Musa’nın mesajı konforu değil özgürlüğü çağırır; özgürlük ise bedel ister.
7. Çağdaş İnsan ve Fitnenin İç Boyutu
Modern insan İsrailoğulları gibi:
-
özgürlük ister ama zahmetten kaçar,
-
hakikat ister ama konforunu korur,
-
Firavun’u reddeder ama sistemini sürdürür.
Bu nedenle Kur’an fitneyi yalnız dışsal bir zulüm değil; içsel bir ayrışma ocağı olarak tanımlar.
Sonuç: Fitne Çağın Aynasıdır
Fitne, Kur’an’da ceza değil; eleme sistemidir. Firavun kişi değil; cazibe ve sapma üreten sistemdir. Musa kişi değil; tevhidî ayardır. Deniz tufan olur taşar her dönemde, Firavun her dönemde boğulur; fakat asıl mesele, insanın hangi safın içinde olduğudur.

Yorumlar
Yorum Gönder