Allah’a Yönelen Kulların Basiretinin Açılması
Allah’a Yönelen Kulların Basiretinin Açılması
Basiret Bir Bilgi Değil, Bir Hâl
Kur’ân literatüründe basiret, yalnızca görmek değil; hakikati yerli yerine koyabilme, doğru ile yanlışı ayırt edebilme kudretidir. Bu yönüyle basiret, kalbin, aklın ve iradenin birlikte çalıştığı bir hakikat sezgisidir. Allah’a yönelen (inâbe eden) kul için basiret, zihinsel bir kazanımdan ziyade ilahî bir açılımdır. Dünya aynı dünya olarak kalır; değişen, kulun bakışı ve ölçüsüdür.
Kur’ânî Bir Meşale: Furkan Yetisi
Basiret, Kur’an’da çoğu zaman “Furkan” kavramıyla kesişir. Furkan; ayıran, berraklaştıran, hakikati sahtesinden ayıklayan ilahî bir ölçüdür. Bu ölçü, kulun talebiyle değil; kulun takvâsı (sorumluluk bilinci) nispetinde Allah tarafından hibe edilir.
“Ey iman edenler! Eğer Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız, O size iyiyi kötüden ayırt edecek bir anlayış (furkan) verir…” (Enfâl, 8/29)
Bu ayet, basiretin öğrenilen bir teknik değil; yönelişle gelen bir lütuf olduğunu tesciller. İnsan iradesini Allah’ın rızasına kilitlediğinde, tutkuların ve korkuların oluşturduğu sis dağılır; geriye eşyanın çıplak hakikati kalır.
Yönelme (İnâbe): İstikamet Değişimi
Allah’a yönelmek, yalnızca şekilsel bir ibadet pratiği değil; istikamet değiştirmektir. Niyetin, hedefin ve değer ölçüsünün yeniden ayarlanmasıdır. Kur’an’da inâbe, kalbin sürekli bir dönüş hâlinde olmasını ifade eder. Bu dönüş, pusulası şaşmış bir geminin yeniden kuzeyi bulması gibidir. Basiret, işte bu doğrultu netleştiğinde doğar.
“Bu benim yolumdur; ben ve bana uyanlar basiret üzere Allah’a çağırırız.” (Yûsuf, 12/108)
Basiretsiz davet gürültüdür; basiretli davet ise sükûnetli bir iknadır.
Şeytani Vesvese Karşısında Basiret: Tezekkür
Basiret, yalnızca sükûnet anlarında değil; nefsin ve şeytanın kuşatması altında hayati bir rol oynar. Allah’a yönelen kulun kalbi, sarsıntı anında hemen aslına döner.
“Takvaya erenler var ya, onlara şeytan tarafından bir vesvese dokunduğunda, (Allah’ı) hatırlayıp hemen bakarsın ki basiretleri açılıvermiştir.” (A‘râf, 7/201)
Burada basiret bir refleks olarak belirir. Mümin, hataya sürüklenmek üzereyken inâbe sayesinde uyanır. Bu uyanış, karanlık bir odada ansızın yanan bir ışık gibidir; gizlenen tehlikeyi görünür kılar.
Basiretin Önündeki Engel: Kalp Mühürlenmesi
Yönelmenin karşıtı olan yüz çevirme (i‘râd), basireti köreltir. Kur’an, hakikati göremeyişi fiziksel bir kusurla değil; kalbin kilitlenmesiyle açıklar.
“Doğrusu gözler kör olmaz; fakat göğüslerdeki kalpler kör olur.” (Hac, 22/46)
Kalp; kibir, dünya hırsı ve inkârla ağırlaştığında, basiret işlevini yitirir. Allah’a yönelen her samimi adım, bu perdelerden birini yırtar; görüş alanını genişletir.
Bilgi ve Hikmet Arasındaki Köprü
Modern çağın en büyük yanılgılarından biri, enformasyonu basiret zannetmektir. Oysa Kur’an, bilgiyi değil hikmeti merkeze alır. Hikmet; bilginin, basiret süzgecinden geçerek hayata ve ahlâka dönüşmesidir.
İbrahimî Basiret
Hz. İbrahim, göklerin ve yerin melekûtuna (iç yüzüne) yöneltildiğinde, yakîne erenlerden olması için ona özel bir görüş verilmiştir (En‘âm, 6/75). Bu, aklî bir astronomi değil; ontolojik bir basirettir.
Yusufî Basiret
Hz. Yusuf’un Züleyha’nın daveti karşısında Rabbine sığınması (inâbe), ona zindanı saraydan daha aydınlık kılan bir basiret kazandırmıştır. Mekân kararmamış; ölçü aydınlanmıştır.
Bakış ile Görüş Arasındaki Fark
Kur’an’da nazar (bakmak) ile basiret (görmek) aynı şey değildir. Bakmak herkeste vardır; görmek ise yönelenlere mahsustur. Bu yüzden ilahî ayetler, ancak basiret sahipleri için gerçek birer ibrete dönüşür:
“Şüphesiz bunda basiret sahipleri için ibret vardır.” (Nâzi‘ât, 79/26)
Basiret, insana itidal kazandırır. Olaylar karşısında savrulmaz; gürültüye değil, anlama odaklanır.
Dua ve Süreklilik
Basiret bir son durak değil; sürekli bir yolculuktur. Her yöneliş yeni bir ufuk açar. Bu yolculuğun dili duadır.
“Rabbim! Göğsümü genişlet ve işimi kolaylaştır.” (Tâhâ, 20/25–26)
Bu dua, yalnızca bir işin çözümünü değil; o işin hakikatini kavrayacak bir gönül genişliğini talep eder.
Sonuç: Basiret Açıldığında
Allah’a yönelen kulların basireti açıldığında dünya değişmez; göz değişir. Kaybın içindeki kazanç, sessizliğin içindeki mesaj, imtihanın içindeki rahmet görünür hâle gelir. Basiret, müminin iç nurudur. Bu nur, yönelmenin samimiyeti kadar parlar; yönelme sürdükçe derinleşir, derinleştikçe kul Rabbine daha da yaklaşır.

Yorumlar
Yorum Gönder