Kanalları Kapat, Sistem Kurusun
Kur’an’da Dönüşüm Mantığı: Kanalları Kapat, Sistem Kurusun
Beklenmedik Bir Hakikat
İslam eleştirilerinde en sık tekrarlanan iddialardan biri, köleliğin İslam tarafından meşrulaştırıldığıdır. Oysa Kur’an’a yakından bakıldığında bambaşka bir tablo ortaya çıkar: Köleliği kalıcı bir hukuk kurumu hâline getirmek yerine, onu adım adım çözen ve özgürlüğü insanın asli hâli olarak inşa eden bir perspektif.
Kur’an, mevcut zulüm düzenlerini kutsamaz; onları içeriden dönüştürerek etkisizleştirir. Kölelik meselesi bunun en çarpıcı örneklerinden biridir.
1. Kölelik Öncesi Dünyada İnsanlık Manzarası
İslam öncesi dünyada kölelik, sadece Arap toplumuna özgü bir uygulama değildi. Roma’dan Pers’e, Hindistan’dan Çin’e kadar bütün büyük medeniyetlerde kölelik ekonomik ve askerî düzenin ayrılmaz parçasıydı. İnsan:
Savaşta esir alınıyor,
Pazarlarda alınıp satılıyor,
Doğuştan köle olarak dünyaya geliyordu.
İnsan onuru, düzenin değil; düzen insanın üstündeydi.
2. Kur’an’da Dönüşüm Mantığı: Kanalları Kapat, Sistem Kurusun
Kur’an’ın toplumsal dönüşüm yöntemi ani yıkım değil, beslenme kanallarını keserek kurutma yöntemidir. Çünkü kölelik gibi köklü yapılar bir gecede yasaklandığında ortadan kalkmaz; sadece biçim değiştirir ve daha görünmez zulümler üretir.
Kur’an bu yüzden şu yolu izler:
Sistemi bir anda yıkmaz,
Ama onu ayakta tutan meşruiyet damarlarını tek tek keser,
Alternatif bir ahlâk ve bilinç inşa eder.
Bu yöntem, Kur’an’ın pek çok alanda kullandığı temel ıslah stratejisidir.
Kölelikte bu kanallar şunlardır:
Ekonomik kanal: Köle, üretim aracıdır. Kur’an, köleliği ekonomik avantaj olmaktan çıkarır; köle azadını mali bir külfet ama ahlâkî bir kazanç hâline getirir.
Hukuki kanal: Köle, mülktür. Kur’an bu dili terk eder; köleyi hak ve sorumluluk dairesine sokar.
Ahlâkî kanal: Kölelik ayıp değildir. Kur’an, boyunduruk çözmeyi erdemin zirvesi yaparak algıyı tersine çevirir.
Bu kanallar kapandığında sistem kendi kendine çöker.
3. “Mâ Meleket Eymânuhum”: Statü Değil, Geçici Bir Yarılma
Kur’an’da “cariye” kelimesi doğrudan kullanılmaz. Bunun yerine “mâ meleket eymânuhum” ifadesi yer alır. Bu ifade:
İnsanların ontolojik değerini değil,
Tarihsel bir güç ilişkisini tanımlar.
Kur’an bu ilişkiyi idealize etmez; aksine onu daraltır, kayıtlar ve özgürlüğe açar:
Evlilik yoluyla özgürleşme (Nisâ 4/25),
Fuhşa zorlamanın kesin yasağı (Nûr 24/33),
Ahlâkî ve hukuki sorumluluk dairesine dâhil edilme.
Şaşırtıcı olan şudur: Kur’an’da cariyeliği teşvik eden tek bir emir yoktur; özgürleşmeyi teşvik eden onlarca emir vardır.
4. Kitabın Hayata Yansıması: Boyundurukların Pratik Çözülüşü
Kur’an’ın teorisi, pratiğinde de karşılık bulur:
Köle edinme değil, köle azadı öne çıkar.
“Müminler kardeştir” ilkesiyle köle–efendi ayrımı ahlâken reddedilir.
Azad edilmiş bir köle, Peygamber’in en yakını ve Kur’an’da adı geçen tek sahabe olur.
Bu, “boyundurukları çözün” çağrısının canlı bir tezahürüdür.
5. Çok Eşlilikle Aynı Islah Mantığı
Kur’an, kölelikte olduğu gibi çok eşlilikte de aynı yöntemi uygular:
Mevcut durumu tanır,
Ağır bir adalet şartı koyar,
Ardından bu şartın fiilen taşınamaz olduğunu ilan eder (Nisâ 4/129).
Böylece ruhsat, kendi içinde hükümsüzleşir. Kur’an izin dağıtmaz; ıslah eder.
6. Kölelikten Hürriyete: Evrensel İlke
Kur’an, köleliği doğrudan yasaklamaz; çünkü ani bir yasak, daha büyük zulümler üretirdi. Bunun yerine merhaleci bir özgürlük devrimi başlatır.
Diğer dinî ve felsefî sistemlerin aksine Kur’an, köleliği ahlâkî bir ayıp olarak kodlar. Bu yüzden kölelik, İslam’ın indiği toplumda kısa sürede meşruiyetini kaybetmeye başlar.
Sonuç: Boyunduruklardan Kurtulmak
Kur’an’ın hedefi nettir:
“Onların üzerindeki ağır yükleri ve zincirleri kaldırır.” (A‘râf 7/157)
Bu çağrı yalnızca fiziksel kölelik için değil; zihinsel, ekonomik ve politik esaretler için de geçerlidir.
İslam, insanı esaretin değil; özgürlüğün öznesi olarak inşa eder. Köleliği kutsamaz; onu ahlâk dışı hâle getirerek tarihin çöplüğüne yollar.
Bu yönüyle Kur’an, insanlık onurunu merkeze alan en radikal özgürlük metinlerinden biridir.
UYARI / HATIRLATMA

Yorumlar
Yorum Gönder