KIYAMET: Gafletin Kırılması
KIYAMET: Gafletin Kırılması, Düzenlerin Çöküşü ve Hakikatin Çıplaklığı
Kıyamet, sadece gökyüzünün yarılması değil; sahte maskelerin düşmesi, saklanan kayıtların açılması ve insanın kendi hakikatiyle kaçınılmaz yüzleşmesidir.
1. Sûr: Gecikmiş Bir Geleceğin Çöküşü
“Sûr’a üflenir… İşte bu, vaktiyle uyarıldığınız gündür.” (Kâf, 20)
Kur’an, kıyameti aniden patlayan bir doğa olayı gibi değil; "zaten söylenmiş olanın" gerçekleşmesi olarak anlatır. Buradaki vuruş, insanın duymazdan geldiği vicdanına ve ertelediği sorumluluklarına yapılan son çağrıdır.
Yaklaşan yaklaştı. Onu Allah’tan başka açığa çıkaracak yoktur.” (Necm, 57-58).
Bu, kıyametin bir son değil, uzun bir bekleme odasının kapısının kırılması olduğunu gösterir.
2. Sevk Edici ve Şahit: Kayıtlı Hayatın Mahkemesi
“Her nefis, yanında bir sürükleyici ve bir şahit ile gelir.” (Kâf, 21)
Bu tablo, ilahi adaletin işleyiş mekanizmasını açıklar:
Sürükleyici: Kaçışı imkansız kılan uygulama gücü.
Şahit: Bilgi, hafıza ve kanıt.
Hiçbir eylem boşlukta kaybolmaz. Bugün "nasılsa kimse görmedi" dediğimiz her şey, o gün kendi tanıklığıyla karşımıza dikilir.
“Kitap ortaya konmuştur; suçluların onda yazılı olanlardan korkuya kapıldığını görürsün: 'Vay halimize! Bu nasıl bir kitapmış ki küçük büyük hiçbir şeyi dışarıda bırakmadan hepsini sayıp dökmüş!' derler.” (Kehf, 49)
3. Gaflet Perdesinin Yırtılması: Acı Veren Berraklık
“Andolsun sen bundan gaflet içindeydin… Perdeni kaldırdık; bugün artık bakışın keskindir.” (Kâf, 22)
İnsanın bu dünyadaki en büyük engeli "gaflet" yani dalgınlıktır. Günlük işlerin, paranın ve gücün dumanı arasında hakikat kaybolur. Ancak o gün:
Sis dağılır: Yalan üzerine kurulu sistemler çöker.
Görüş keskinleşir: İnsan, hayatının gerçek anlamını bir cerrah titizliğiyle görür. Fakat trajedi şudur: Hakikati reddetmek değil, onu iş işten geçtikten sonra tüm çıplaklığıyla fark etmektir.
4. Yakın Arkadaşın İtirafı: Kişi ve Çevre Suç ortaklığı
“Yanındaki arkadaşı (yandaşı) der ki: İşte yanımda hazır olan budur.” (Kâf, 23)
İnsan tek başına suç işlemez; onu cesaretlendiren arkadaşı, içine dahil olduğu çıkar grubu veya alkışlayan çevresi vardır. O gün, kişiyi suça iten "yoldaşlar" bile kendilerini kurtarmak için tanıklık ederler.
“O gün zalim, ellerini ısırarak şöyle der: Keşke peygamberle birlikte bir yol tutsaydım! Yazıklar olsun bana! Keşke falanı dost edinmeseydim!” (Furkân, 27-28)
5. Katılaşmış Akıl: Nankör ve İnatçı
“Atın cehenneme, her inatçı nankörü!” (Kâf, 24)
Burada iki temel engel tanımlanır:
Nankörlük: Gerçeğin üzerini çıkarla örtmek.
İnatçılık: Hakikati bile bile reddeden, kurulu düzenini bozmamak için direnen akıl.
6. Üçlü Engel Mekanizması: Engelleyen, Saldıran, Şüphe Yayan
“Hayra engel olan, sınırı aşan, şüpheci olanları (atın).” (Kâf, 25)
Bu üç tip, adaletin önündeki temel engellerdir:
Hayrı Engelleyen: Toplumsal faydanın önüne set çekenler, kaynakları tekeline alanlar.
Sınırı Aşan: Hukuku çiğneyen, başkasının hakkına tecavüz eden zorbalar.
Şüphe Yayan: Doğrunun üzerine belirsizlik bulutu çökerterek insanları eylemsiz bırakanlar.
7. Sahte Otoriteler: Ortak Koşma Yanılgısı
“Allah ile beraber başka bir tanrı edineni (atın).” (Kâf, 26)
Bu sadece puta tapmak değildir. Gücü, parayı, makamı veya kendi arzusunu "en yüce değer" haline getiren herkes bu kapsamdadır. Bu, hakikatten kopup geçici olanı mutlaklaştırmanın adıdır.
SONUÇ: Kıyamet Bir Hesap Değil, Bir İfşadır
Bu ayetler silsilesi bize şunu fısıldar: Kıyamet, henüz gerçekleşmemiş bir felaket senaryosu değil, şu an içinde yaşadığımız hayatın "hasat" vaktidir.
Kayıtlar şu an tutuluyor.
Şahitler şu an izliyor.
Sürükleyiciler şu an hazırlanıyor.
En can alıcı nokta: Kıyamet, hakikatin çok geç konuşmasıdır; Kur’an ise hakikatin erken konuşma fırsatıdır. Sarsıntı başlamadan uyananlar, o gün bakışları "keskinleştiğinde" pişmanlık değil, bir kavuşma sevinci yaşayacaklardır.
UYARI / HATIRLATMA

Yorumlar
Yorum Gönder