Putlar Allah’a yaklaştırmaz❗️
Putlar Allah’a yaklaştırmaz.
Ama insanlar yaklaştırdığını zanneder. Mekanizma burada işler.
Kur’an’ın ifadesi çok net:
“Biz onlara sadece bizi Allah’a daha çok yaklaştırsınlar diye kulluk ediyoruz.” (Zümer 3)
Yani mesele “Allah yok” demek değildir.
Tam tersine: Allah vardır ama ulaşılmaz görülür.
1. Put nasıl “yaklaştırıcı” olur?
Put, Allah’ın yerini almaz, önüne geçer.
İnsan zihni şunu kurar:
Allah mutlak, yüce, korkutucu
Ben sıradanım, kirliyim, eksiğim
O hâlde aracı gerekir
Put bu boşluğu doldurur:
Somut
Dokunulabilir
Kontrol edilebilir
Pazarlık yapılabilir
Bu yüzden Kur’an putperestliği “inkâr” değil şirk olarak adlandırır.
2. Yaklaştırma iddiası bir aldatmadır
Kur’an bu iddiayı psikolojik ve ontolojik bir sapma olarak görür:
“Onların çoğu Allah’a iman eder ama şirk koşmadan iman etmez.” (Yusuf 106)
Yani:
Allah’a inanıyor
Ama yetkiyi, aracılığı, hüküm koymayı başkasına veriyor
Put burada taş değildir.
Yetki verilen her şey puttur.
3. Modern putlar daha tehlikelidir
Bugün kimse taşın önünde secde etmiyor ama mekanizma aynı:
Şeyh → Allah’a daha yakın sanılıyor
Mezhep → Allah’ın ne dediğini belirliyor
Hadis → Kitabın önüne geçiyor
Sistem → Ahlakı tanımlıyor
Para / güç / statü → Güven kaynağı oluyor
Kur’an buna tek cümleyle cevap verir:
“Allah’a yakınlık yalnızca O’nun izniyledir.”
(Yunus 18’in bağlamı)
4. Hakikat şu; Put yaklaştırmaz, uzaklaştırır.
Çünkü:
Sorumluluğu devreder
Aklı askıya alır
İtaati parçalar
Tevhidi bölüştürür
Bu yüzden İbrahim’in kırdığı şey taş değil, zihniyetti.
5. Put, Metin ve Şefaat: Allah’a Yaklaştırma Yalanı
Kur’an’ın en sert itirazlarından biri, insanın Allah’a yaklaşma yetkisini başkasına devretmesidir. Putperestlik çoğu zaman taş heykellerle sınırlı sanılır. Oysa Kur’an’ın hedef aldığı asıl problem, insanın iki eliyle ürettiği şeyleri ilahî merciye dönüştürmesidir. Bu üretim bazen taş olur, bazen metin; bazen kişi, bazen kurum; bazen de “şefaat” adıyla pazarlanan bir kurtuluş vaadi.
6.“İki El” Meselesi: Putun Doğum Anı
Kur’an, kötülüğün kaynağını tarif ederken tekrar tekrar şu ifadeyi kullanır: “İnsanların elleriyle yaptıkları.” Bu vurgu rastgele değildir. “İki el”:
- Bilinçli üretimi,
- Kasıtlı kurguyu,
- Emek verilmiş inşayı anlatır.
Put, gökten düşmez; insan tarafından yapılır. İnsanın trajedisi şudur: Kendi ürettiğine teslim olur.
İbrahim’in kavmine yönelttiği soru hâlâ geçerlidir:
“Kendi yonttuklarınıza mı kulluk ediyorsunuz?”
Buradaki eleştiri taşla sınırlı değildir. Yontulan her şey, kutsandığı anda putlaşır.
7. Taştan Metne: Put Evrim Geçirir
İlk putlar taştandı. Görünürdü. Kırılabiliyordu. Bu yüzden tehlikesi sınırlıydı. Zamanla put soyutlaştı:
- Heykel gitti, sembol geldi
- Sembol gitti, metin geldi
Kur’an bu noktada sarsıcı bir uyarı yapar:
“Vay hâline o kimselerin ki Kitabı elleriyle yazarlar, sonra ‘Bu Allah katındandır’ derler.”
Burada suç yazmak değildir. Suç, yazılana ilahî yetki yüklemektir.
Metin putlaştığında:
- İnsan sözü dokunulmaz olur
- Yorum, vahyin önüne geçer
- Ayet, rivayetle yargılanır
Bu, taş puttan daha tehlikelidir. Çünkü secde artık bedende değil, zihinde gerçekleşir.
8. Yazılı Otorite: Sessiz Putperestlik
Metin putu bağırmaz, çağırmaz. Sinsi çalışır.
“Âlim dedi ki…”, “Gelenek böyledir…”, “Ümmet böyle anlamış…” cümleleri, ilahi hüküm gibi dolaşıma girer.
Sonuçta:
- Kitap, Kitap’ın önüne geçer
- Şerh, aslı bastırır
- Rivayet, vahyi sınırlar
Kur’an bu zihniyeti tek kelimeyle teşhis eder: zan.
9. Şefaat: Putlaştırmanın Zirvesi
Şefaat inancı, put mekanizmasının en rafine hâlidir.
Açık iddia şudur:
“Doğrudan Allah’a gitme. Araya birini koy.”
Bu iddia, Zümer 3’teki putperest savunmanın aynısıdır:
“Biz onlara sadece bizi Allah’a daha çok yaklaştırsınlar diye kulluk ediyoruz.”
İsimler değişmiştir:
- Put → veli
- Heykel → salih kul
- Tapınak → türbe
- Sunu → adak
Ama mantık aynıdır: Allah uzak, aracı yakın.
Kur’an ise bu anlayışı kökten reddeder:
- Şefaat Allah’ın iznine bağlıdır
- İzin, keyfî değildir
- Hiç kimse otomatik kurtarıcı değildir
Şefaatin putlaşması şunu üretir:
- Sorumluluk devri
- Ahlak ertelemesi
- “Nasıl olsa biri kurtarır” rehaveti
Bu yüzden Kur’an’da şefaat umudu değil, hesap bilinci öne çıkar.
10. Ortak Mekanizma: Yetki Devri
Taş put, yazılı put ve şefaat putu aynı yerden beslenir:
Yetki devri.
İnsan şunu yapmak ister:
- Allah’ın mutlaklığını bölmek
- Hesabı paylaşmak
- Sorumluluğu hafifletmek
Kur’an’ın tevhidi ise şunu söyler:
“Hüküm yalnızca Allah’ındır.”
Bu cümle sadece hukuk değil, kulluk manifestosudur.
11. Sonuç: Put Nerede Başlar?
Put:
- Taşta başlamaz
- Heykelde başlamaz
- Türbede başlamaz
Put:
- Yetki verilen yerde başlar
- Dokunulmaz ilan edilen yerde başlar
- Allah adına konuşulan yerde başlar
İnsan:
- Eliyle yapar
- Diliyle kutsar
- Zihniyle teslim olur
Kur’an’ın mücadelesi putlarla değil, putlaştırma refleksiyledir.
Ve en sarsıcı gerçek şudur:
Allah’a yaklaştırdığı iddia edilen her şey, O’nun yetkisini paylaşıyorsa, yaklaştırmıyor; uzaklaştırıyordur.
UYARI / HATIRLATMA

Yorumlar
Yorum Gönder