Şuayip Nebi: İnanç, Ahlâk ve Ekonomi Üçgeni
Şuayip Nebî: İnanç, Ahlâk ve Ekonomi Üçgeni
Nebilerimizden Şuayip’in mücadelesi, Kur’an’ın dindarlık algısını "vicdanlara hapsolmuş bir ritüel" olmaktan çıkarıp, "çarşıya, pazara ve sosyal adalete" taşıdığı en net örnektir.
1. "İçeriden" Bir Ses: Kardeşleri Şuayip
Kur’an, Hz. Şuayip’i Medyen halkına gönderirken özellikle "kardeşleri" (A‘râf 7/85) ifadesini kullanır. Bu vurgu üç temel gerçeği simgeler:
- Aynılık: O, halkın içinden biridir; onların dilini, dertlerini ve zaaflarını bilir.
- Samimiyet: Uyarısı elitist bir üst dilden değil, toplumsal bir sorumluluktan beslenir.
- Liyakat: Peygamberlik, bir ruhban sınıfı imtiyazı değil, bir ıslah vazifesidir.
2. Tevhidin Sosyal Yüzü: İman Terazide Başlar
Şuayip (as) çağrısında Tevhid ile dürüstlüğü birbirinden ayırmaz.
“Allah’tan başkasına kulluk etmeyin; ölçüyü ve tartıyı eksik yapmayın.” (Hûd 11/84)
Bu sıralama tesadüf değildir: Allah’a kulluk, O’nun yarattığı kulun hakkına riayet etmeyi gerektirir. Kur’an burada dini "pazara indirir" ve imanı terazide sınar.
3. Bozgunculuk (Fesâd): Ekonomik Ahlâksızlık Toplumsal Çöküştür
"Islah edildikten sonra yeryüzünde bozgunculuk yapmayın." (A‘râf 7/85) ayeti, ekonomik suçları birer çevre ve düzen suçu olarak tanımlar. Bu bağlamda bozgunculuk:
- Haksız kazanç yoluyla piyasa dengesini bozmaktır.
- Güçlünün zayıfı ezdiği tekelleşmiş bir zulüm düzenidir.
- Ahlâkın çöküşü, kaçınılmaz olarak toplumsal sistemin çöküşüdür.
4. Tarihsel Çatışma: "Namazın Ticaretimize mi Karışıyor?"
Halkın Hz. Şuayip’e verdiği tepki, bugünün sekülerleşmiş dindarlığına tutulmuş bir aynadır:
“Ey Şuayip! Senin salâtın mı bize, mallarımızda dilediğimizi yapmamamızı emrediyor?” (Hûd 11/87)
Bu cümle tarihteki ilk "Din ve Dünya ayrımı" çabasıdır. Medyen halkı şu tezi savunuyordu: “İbadetini camide/mabette yap, ancak kâr marjımıza ve ticaret hukukumuzu biz belirleyelim.”
5. Islah Metodu: Zorbalık Değil, İlkeli Duruş
Nebimiz Şuayip’in tavrı, ideal bir tebliğ metodudur:
- Israr ve İhlas: "Gücüm yettiğince ıslah etmek istiyorum."
- Tevazu: Başarıyı şahsına değil, Allah’a nispet eder (Tevekkül).
- Otorite Reddî: Kendini bir baskı aracı olarak değil, bir yol gösterici olarak sunar.
6. Helâk: Zulmün Doğal Sonucu
Medyen halkı sadece namaz kılmadığı için değil;
- Ekonomik zulmü meşrulaştırdıkları,
- Hileyi akıllılık saydıkları,
- Adalet uyarısını alayla karşıladıkları için "o müthiş çığlık" (Hûd 11/94) ile yakalandılar.
Sonuç: Şuayip Kıssasından Bugüne Kalanlar
Hz. Şuayip'in mirası bize dört hayati ders bırakır:
- Etik Üretmeyen Dindarlık: Hayata dokunmayan secdeler, Kur'anî tanıma göre eksiktir.
- Piyasadaki Tevhid: Allah'ın birliğine inanmak, O'nun adaletinin çarşıda da geçerli olduğunu kabul etmektir.
- Mülkiyet Sorumluluğu: Mülk üzerinde "dilediğini yapma" özgürlüğü yoktur; mülkiyetin sınırı "hak" tır.
- En Büyük Fesâd: Güçlülerin çıkarı için dinin araçsallaştırılması, toplumsal helâkin başlangıcıdır.
UYARI / HATIRLATMA

Yorumlar
Yorum Gönder