Allah’ın Adını Kullanmak
Allah’ın Adını Kullanmak ve Ondan Sakınmak
Giriş: İsim Bir Söz Değil, Bir Yükümlülüktür
Kur’an’da Allah’ın adı basit bir hitap, ritüel bir başlangıç cümlesi ya da kutsallık çağrışımı yapan bir sembol değildir. “İsim”, Kur’an dilinde yetki, nispet ve sorumluluk anlamı taşır. Bu sebeple Allah’ın adını anmak; O’nun adına konuşmak, hüküm vermek, meşrulaştırmak ya da kutsamak anlamına gelebilir. Bu da beraberinde ağır bir ahlâkî ve hukûkî yük getirir.
Bu makalede, Allah’ın adının nasıl kullanılması gerektiği, hangi durumlarda ondan sakınılmasının emredildiği ve adın istismarının Kur’an’da nasıl eleştirildiği ayet merkezli olarak incelenecektir.
1. Kur’an’da “Allah’ın Adı” Ne Anlama Gelir?
Kur’an’da “Allah’ın adı” (ismullah), yalnızca telaffuz edilen bir kelime değildir. İsim;
Nispet kurar (kimin adına?),
Yetki üretir (kimden izinli?),
Meşruiyet sağlar (hangi ölçüyle?).
Bu yüzden Kur’an, Allah’ın adının rastgele kullanılmasını değil, hakla ilişkilendirilmesini ister:
“Allah’ın adıyla olanı yiyin; eğer O’nun ayetlerine iman ediyorsanız.” (En‘âm 6/118)
Burada mesele seslendirme değil; kaynak ve ölçüdür. Allah’ın adı, fiilin arkasındaki ilkesel dayanağı temsil eder.
2. Allah’ın Adını Kullanmak: Meşruiyet mi, İstismar mı?
Kur’an’da Allah’ın adını kullanmak iki zıt bağlamda yer alır:
a) Hak İçin Kullanım
Allah’ın adı;
Zulme karşı duruşta,
Adaletin ikamesinde,
Helâl–haram sınırının korunmasında bir tanıklık ve sorumluluk ifadesidir.
“Allah’ın adını anarak yeminlerinizi, iyilik yapmaya, takvaya ve insanlar arasında barışı sağlamaya engel kılmayın.” (Bakara 2/224)
Bu ayet, adın iyiliği bloke eden bir araç haline getirilmesini açıkça reddeder.
b) Çıkar İçin Kullanım (İstismar)
Allah’ın adını;
Kendi görüşünü mutlaklaştırmak,
Beşerî hükümleri ilâhî gibi sunmak,
İnsanları baskı altına almak amacıyla kullanmak Kur’an’da en ağır sapmalardan biri olarak gösterilir.
“Dilleriyle yalanı uydurup: ‘Bu Allah katındandır’ diyenlerin vay hâline!” (Âl-i İmrân 3/78)
Burada sorun, yanlış söz değil; Allah adına konuşma cüretidir.
3. Allah’ın Adından Sakınmak: Pasiflik Değil, Tevhid Bilincidir
Kur’an’da dikkat çeken bir ilke şudur: Allah’ın adını her yere sürmemek, onu korumanın bir yoludur.
“Allah’ın adını yeminlerinize hedef yapmayın.” (Bakara 2/224)
Bu, Allah’ı hayattan dışlamak değil; O’nu araçsallaştırmaktan sakınmak demektir.
Allah’ın adından sakınmak;
Her tartışmayı “Allah böyle dedi” noktasına taşımamak,
Kendi yorumunu ilâhî mutlaklıkla paketlememek,
Dini, güç ve tahakküm diline dönüştürmemektir.
Bu tavır, tevhidin nezaketidir.
4. Yemin, Kutsama ve Dinî Dilin Tehlikesi
Kur’an, özellikle yemin ve kutsama dili üzerinden yapılan istismara dikkat çeker:
“Onlar yeminlerini kalkan edinip Allah yolundan alıkoydular.” (Münâfikûn 63/2)
Yani Allah’ın adı;
Hakikati savunmanın değil,
Eleştiriden korunmanın aracı haline getirildiğinde yoldan alıkoyan bir perde olur.
Bugün “Allah adına” başlayan birçok sözün;
Merhamet üretmediği,
Adalet doğurmadığı,
Ahlâk inşa etmediği görüldüğünde, sorun Allah’ın adı değil; adın kullanılış biçimidir.
5. Kur’an’ın Ölçüsü: İsim Değil İlke
Kur’an, Allah’ın adını yüceltirken şunu öğretir:
“Rabbinin adını yücelt.” (A‘lâ 87/1)
Bu yüceltme;
Sesi yükseltmekle değil,
İlkeyi korumakla olur.
Allah’ın adı;
Adaletle kirlenir mi?
Zulümle anılır mı?
Çıkarla yan yana gelir mi?
Kur’an’ın cevabı nettir: Hayır.
Sonuç: Allah’ın Adını Korumak, Dini Korumaktır
Allah’ın adını kullanmak;
Bir hak değil,
Bir emanettir.
O adı her cümleye koymak dindarlık değil; bazen sorumluluktan kaçış, bazen de tahakküm üretme biçimidir.
Gerçek saygı;
Allah’ın adını dilden düşürmekte değil,
O adın temsil ettiği hak, adalet ve merhameti hayatta ikame etmektedir.
Kur’an’ın öğrettiği denge şudur:
Allah’ın adını an, ama onu kullanma. Allah’tan söz et, ama O’nun yerine konuşma.
İşte bu, tevhidin ahlâkıdır.

Yorumlar
Yorum Gönder