Donmuş Vicdanın Portresi
Kur’ânî Bir Karakter Analizi
Sorumluluktan Kaçan ve Diliyle Savaşan Tip
1. Hayra Cimrilik ve Menfaat Odaklı Din Algısı
Ahzâb 19’daki karakterin ilk ayırt edici vasfı şudur:
“eşihhatun ale’l-hayr” – hayra karşı son derece cimridirler.
Buradaki cimrilik, dar anlamda mal cimriliği değildir. Kur’an bağlamında bu tutum;
Vakit cimriliği,
Risk almaktan kaçınma,
Sorumluluk üstlenmeme,
Bedel gerektiren iyilikten uzak durma
şeklinde tezahür eder.
Bu tip, Kur’an’da “kıyısından ibadet eden” karakterle örtüşür:
“İnsanlardan öylesi vardır ki, Allah’a kıyısından kenarından kulluk eder. Eğer kendisine bir hayır dokunursa ona gönlü yatışır; başına bir bela gelirse gerisin geri dönüverir.” (Hac, 11)
Ahzâb 19’daki kişi, konfor alanı korunabildiği sürece dindardır. İman onun için bir istikamet değil, şartlara bağlı bir sözleşmedir. Risk başladığında, ‘kıyıdan’ ibadet ettiği için ilk geri çekilen odur.
2. Korku Anında Çözülme ve Kalpteki Maraz
Ayetin en çarpıcı sahnelerinden biri korku anındaki bakıştır:
“Ölüm baygınlığı geçiren kimse gibi sana bakarlar.” (Ahzâb, 19)
Bu bakış, fiziksel bir korkudan ziyade içsel bir boşluğun dışa vurumudur. Kur’an bu hâli, başka bir yerde açıkça kalpteki hastalıkla ilişkilendirir:
“Kalplerinde hastalık olanların, üzerlerine ölüm baygınlığı çökmüş kimsenin bakışı gibi sana baktıklarını görürsün.” (Muhammed, 20)
Bu ‘ölüm bakışı’, tevekkül eksikliğinin bedensel tezahürüdür. Allah’a dayanmayan, anlam ve amaçla beslenmeyen kalp; somut tehdit karşısında sığınacak bir merkez bulamaz. Sonuç: zihinsel ve ahlaki felç.
Kur’an’a göre iman korkuyu yok etmez; fakat korkunun insanı yönetmesini engeller.
3. Keskin Diller ve Güvenli Alan Kabadayılığı
Ahzâb 19’un üçüncü safhasında dikkat çeken dönüşüm şudur:
“Korku gidince, keskin dilleriyle sizi incitirler.”
Tehlike anında sinen, risk ortadan kalkınca saldırganlaşan bu tip; cesaretini imanından değil, güvenli ortamdan alır.
Kur’an bu dili başka bir ayette şöyle teşhis eder:
“İnsanlardan öylesi vardır ki, dünya hayatına dair sözleri senin hoşuna gider… Oysa o, düşmanların en azılısıdır.” (Bakara, 204)
Bu keskin dil;
Müminleri demoralize etmek,
Fitne üretmek,
Kendi korkaklığını örtbas etmek
için kullanılır.
Eylemde yokturlar; fakat eleştiride en öndedirler. Kur’an’ın ifadesiyle bu, “sözün süsü”ne sığınan bir ahlaki savunma mekanizmasıdır.
4. Amellerin Boşa Çıkması ve “Habt” Kavramı
Ayetin final hükmü son derece nettir:
“İşte bunlar iman etmemiştir; Allah da amellerini boşa çıkarmıştır.”
Burada geçen “habt”, Kur’an’ın en ağır uyarı kavramlarından biridir. Bu, amelin görünürde var olup değerini tamamen yitirmesi anlamına gelir.
Benzer bir tasvir Furkan Suresi’nde yer alır:
“Yaptıkları her işin önüne geçeriz de onu savrulmuş toz zerreleri haline getiririz.” (Furkan, 23)
Neden Boşa Çıkar?
Çünkü:
İhlas yoktur,
İstikamet yoktur,
Motivasyon Allah rızası değil; statü, güvenlik ve çıkar hesaplarıdır.
Bu nedenle yapılan işler, ahiret perspektifinde karşılıksız yatırımlar hâline gelir.
İman Bir Güvenlik Poliçesi Değil, Sorumluluktur
Ahzâb 19’un öğrettiği temel hakikat şudur:
İman, huzur zamanında ne söylediğinle değil; korku anında nerede durduğunla ölçülür.
Krizde kaçan, tehlike geçince diliyle savaşan kişi; Allah’a değil, kendi nefsinin güvenliğine tapmaktadır. Kur’an’a göre amellerin değeri, büyüklüğüyle değil; o amelin arkasındaki sarsılmaz duruşla belirlenir.
Bu ayet, ‘rahat iman’ anlatısını kökten reddeder ve mümini şu soruyla baş başa bırakır:
“Hayır senden bedel istediğinde, hâlâ aynı yerde misin?”
UYARI / HATIRLATMA

Yorumlar
Yorum Gönder