Zekat vermek için ÇALIŞMAK❗️



Zekât ve Üretim İlkesi

Zekât Algısındaki Daralma

İslam düşüncesinde zekât, çoğu zaman yalnızca mali bir aktarım olarak ele alınmıştır. Oysa Kur’an’ın zekât kavramına yüklediği anlam, basit bir “verme” fiilinin çok ötesindedir. 

Özellikle Mü’minûn Suresi 4. ayet, bu algı daralmasını kıran temel bir anahtar sunar. Bu ayet, zekâtı edilgen bir ödeme değil; aktif, bilinçli ve dönüştürücü bir fiil olarak tanımlar.:

Zekât verebilen birey olmak için çalışmak gerekir; zekât verilen kimselerden olmamak için...


1. Mü’minûn 4: Dilsel ve Kavramsal Bir Kırılma

Mü’minûn 23/4 ayeti şöyledir:

“Ve’l-lezîne hum li’z-zekâti fâilûn.”

Bu ayette dikkat çeken husus, Kur’an’ın alışıldık "zekâtı verdiler" (آتوا الزكاة) kalıbını kullanmamasıdır. Bunun yerine “fâilûn” ifadesi tercih edilmiştir. “Fâil”, bir işi sürekli yapan, onu fiil hâline getiren, etkin özne anlamına gelir.

Bu tercih, zekâtı:

  • Anlık bir mali işlem olmaktan çıkarır
  • Süreklilik arz eden bir hayat pratiğine dönüştürür
  • Bireyi edilgen alıcı değil, aktif dönüştürücü konumuna yerleştirir

Dolayısıyla Mü’minûn 4’te zekât, sonuç değil; süreçtir.


2. Zekâtın Kök Anlamı: Arınma ve Gelişim

Zekât kelimesi Arapça ز ك و (z-k-w) kökünden gelir. Bu kökün temel anlam alanları şunlardır:

  • Arınmak
  • Temizlenmek
  • Gelişmek
  • Olgunlaşmak

Bu bağlamda zekât:

  • Sadece malın temizlenmesi değil
  • İnsanın kendisini üretken kılarak arındırmasıdır

Çalışmayan, üretmeyen, sürekli alan konumunda kalan bir bireyin tezkiye sürecinden geçtiğini söylemek güçtür. Çünkü Kur’an’da arınma, pasiflik ile değil; çaba ve sorumluluk ile ilişkilidir.


3. Zekât Verebilmek: Çalışmanın Ahlaki Boyutu

Zekât verebilmek, yalnızca mala sahip olmakla ilgili değildir. Nasıl ve hangi bilinçle sahip olunduğu belirleyicidir. Bu noktada çalışma, zekâtın ayrılmaz bir parçası hâline gelir.

Çünkü:

  • Çalışmak → bağımlılıktan arınmadır
  • Üretmek → toplumsal yük olmamaktır
  • Kazanmak → başkasının sırtından geçinmemektir

Bu anlamda zekât verilen olmamak, kibir değil; sorumluluktur. Mü’min, kendisini sürekli yardıma muhtaç kılan bir düzenin nesnesi olmayı değil; yardımı mümkün kılan bir düzenin öznesi olmayı hedefler.


4. Zekât ve Fakirlik Kültürünün Reddi

Kur’an, fakiri romantize etmez. Fakirlik bir erdem değil; aşılması gereken bir durumdur. Zekâtın amacı, sürekli alanlar üretmek değil; verenlerin çoğalacağı bir toplumsal denge kurmaktır.

Bu nedenle zekât:

  • Tembelliği kutsamaz
  • Dilenciliği yüceltmez
  • Sürekli yardıma bağımlı bireyler üretmez

Aksine zekât, bireyi:

  • Ayağa kalkmaya
  • Üretmeye
  • Kendi ayakları üzerinde durmaya çağırır

5. Zekât Anlayışının Günümüz Şartlarına Taşınması

Mümin tanımlamasındaki zekât vurgusu, bugünün dünyası için son derece güncel bir ilke sunar. Çünkü vahiy dönemi toplumu gibi modern toplumlar da derin sınıfsal uçurumlar, servet tekelleşmesi ve yapısal bağımlılık ilişkileri üretmektedir. Bu bağlamda zekât, yalnızca bireysel hayırseverlik değil; ekonomik ve zihinsel bağımlılıklara karşı bir duruş olarak yeniden okunmalıdır.

Günümüzde:

  • Zekât, sadece paranın dolaşımı değil; emeğin değersizleştirilmesine karşı bilinçtir.

  • Zekât, sadaka kültürüyle fakirliği kalıcılaştırmak değil; üretim ve yeterlilik imkânlarını artırmaktır.

  • Zekât, sosyal yardımlarla geçinen kitleler oluşturmak değil; çalışma onurunu ve ekonomik özgürlüğü tesis etmektir.

Vahiy dönemi zekât anlayışı, bireyi devlete, cemaate ya da hayır mekanizmalarına bağımlı kılmayı değil; bireyin kendi ayakları üzerinde durmasını hedefler. Bu yönüyle zekât, modern çağda:

  • Mesleki beceri kazandırmayı
  • Üretime erişimi
  • Adil kazanç imkânlarını

ahlaki bir sorumluluk hâline getirir.


Sonuç: Vahiy dönemi Bir İlke Olarak Zekât ve Müminin Sorumluluğu

Mü’minûn 4’teki zekât anlayışı, tarihsel bir uygulama değil; zamanlar üstü bir ilkedir. Bu ilke, bugünün dünyasında da mümini edilgen bir alıcı olmaktan çıkarıp aktif bir özne hâline getirmeyi amaçlar.

Bu nedenle gerçek zekât, yalnızca verilen miktarlarla değil; insanı alan el konumundan çıkaran yapılarla ölçülür. Mümin, başkasının verdiğiyle ayakta kalan değil; başkasına vermeyi mümkün kılan bir hayat inşa eden kişidir.


UYARI / HATIRLATMA


Bu metinlerde yer alan görüş, yorum ve çıkarımlar, beşerî çabanın bir ürünüdür.

Lütfen her ifadeyi Kur’an’ın bütünüyle değerlendirin; ayetlerin rehberliğinde tartın, ölçün ve doğrulayın. 

Hakikatin tek ölçüsü Allah’ın kitabıdır. Yanlış varsa bize, doğru varsa Allah’a aittir.

Diğer kategorize edilmiş yazılarımıza aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz

Yorumlar

Öne çıkan Makaleler

Kurana göre Sevgi ile Aşk ❤

YASAK MEYVE ? 🍎

Habibullah demek ŞİRKTİR 📣