Firavun’un "Küfür" İthamı
Firavun’un "Küfür" İthamı
I. Statükonun Dili: Minnet et
Firavun, Musa’nın mesajını duyar duymaz konuyu teolojik bir düzlemden çıkarıp siyasi bir sadakat ve geçmişteki bir "suç" zeminine çeker. Firavun’un ilk saldırısı, Musa’yı borçlu hissettirmek ve onun ahlaki otoritesini sarsmaktır:
"Firavun dedi ki: Biz seni çocukken yanımızda büyütmedik mi? Ömrünün birçok yılını aramızda geçirmedin mi?" (Şuara, 18)
Burada Firavun, devleti ve sarayı "nimetin kaynağı" olarak sunar. Hemen ardından gelen ayet ise suçun "kâfirlik" (nankörlük/ihanet) etiketiyle mühürlendiği andır:
"Sonunda yapacağını yaptın (o cinayeti işledin). Sen nankörlerden/kâfirlerdensin (ve fe'alte fa'letekelletî fe'alte ve ente minel kâfirîn)." (Şuara, 19)
Buradaki "kâfirin" ifadesi iki yönlüdür: Hem "iyiliğe karşı nankörlük" hem de Firavun’un ilahlık tasladığı "politik düzene ihanet" anlamını taşır.
II. Musa’nın Savunması: Bağlam ve Rahmani Hikmet
Nebimiz Musa, Firavun’un "kriminal kimlik" inşasına boyun eğmez. Eylemini inkar etmez ancak onu "siyasi bir başkaldırı" değil, insani bir yanılma olarak tanımlayarak oyunun kuralını değiştirir:
"Musa dedi ki: Ben o işi yaptığımda henüz doğru yolu bulamamış şaşkınlardan (dâllîn) idim." (Şuara, 20)
Musa, eylemini "bilinçli bir terör" kategorisinden çıkarıp, vahiy öncesi bir insani durum olarak niteler. Hemen ardından otoritenin kaynağını Firavun’dan alıp asıl sahibine iade eder:
"Sizden korkunca hemen aranızdan kaçtım. Sonra Rabbim bana hikmet/hüküm (hükmen) verdi ve beni peygamberlerden kıldı." (Şuara, 21)
III. Sahte Nimeti İfşa: Köleleştirme Gerçeği
Musa’nın en radikal ve politik çıkışı, Firavun’un "seni biz büyüttük" şeklindeki iyilik iddiasını parçaladığı andır. Bu, iktidarın tüm meşruiyetini elinden alan bir mantık devrimidir:
"Başıma kaktığın o nimet ise, İsrailoğullarını köleleştirmendir (en abbedte benî isrâîl)." (Şuara, 22)
Musa burada şunu söyler: Bir imparatorun bir bebeği sarayda büyütmesi, koca bir halkı zincire vurmuş olmasının diyeti veya örtüsü olamaz. Halkı köleleştiren bir sistemin bireye sunduğu "konfor", bir lütuf değil, bir suçtur.
IV. İdeolojik Kapatma ve Fiziksel Tehdit
Firavun, argümanları çöktüğünde önce Musa’nın akıl sağlığını hedef alır (Psikolojik etiket), ardından devletin çıplak gücünü devreye sokar:
"Firavun: Size gönderilen bu elçiniz mutlaka delidir (le mecnûn), dedi." (Şuara, 27)
Tartışmayı kaybettiğini anladığında ise kavramsal savaş biter ve yerini "zindan" tehdidine bırakır:
"Firavun: Benden başka bir ilah edinirsen, yemin olsun ki seni zindana tıkılanlardan (minel mescûnîn) yaparım! dedi." (Şuara, 29)
Sonuç: Küfrün Hakikati
Ayetler açıkça göstermektedir ki; Firavun için "küfür", onun kurduğu yapay tanrılık düzenine itaat etmemektir. Kur’an ise asıl küfrün, "insanları kula kul etmek" (Şuara, 22) ve "yeryüzünde büyüklük taslamak" (Kasas, 4) olduğunu ilan eder. Dolayısıyla Firavun’un Musa’ya attığı "kâfir" iftirası, aslında Firavun’un bizzat kendisinin sıfatıdır; çünkü o, adaletin üzerini zulümle, tevhidin üzerini şirkle örten bir "hakikat örtücüsü"dür.
UYARI / HATIRLATMA

Yorumlar
Yorum Gönder