Delilsiz Dindarlık
Delilsiz Dindarlık
Giriş: Mücadele mi, Delil mi?
Kur’an, iman iddiasını hiçbir zaman başıboş bırakmaz. İnanç, salt bir aidiyet ya da duygusal yönelim değil; bilgiye, rehberliğe ve aydınlatıcı bir yazılı temele dayanan bilinçli bir duruştur. Lokman Suresi 20. ayet, bu ilkeyi çarpıcı biçimde ortaya koyar:
“İnsanlardan öylesi vardır ki; ne bir ilme, ne bir hüden’e (rehbere), ne de aydınlatıcı bir kitaba dayanmaksızın Allah hakkında mücadele eder.” (Lokman, 31/20)
Bu ayet, yalnızca inkârcıları değil; Allah adına konuştuğunu iddia eden fakat dayanağı olmayan her söylemi sorguya açar.
1. İlim: Sabit Koordinatlar Üzerine Kurulu Bilgi
Kur’an’da ilim, rastgele bilgi yığını değil; insanı Allah’a ulaştıran, yönü ve ölçüsü olan sabit koordinatlara dayalı bilgidir. Bu ilim:
- Vahyin dilini doğru anlamayı mümkün kılar,
- Hikmetle ilişkilidir,
- Dil bilgisi (sarf–nahiv–iştikak) ve bağlam sadakati gerektirir,
- Davranışları şekillendiren bir bilinç üretir.
İlimden yoksun bir din dili, kolaylıkla hurafeye, taklide ve otorite putçuluğuna dönüşür.
2. Hüden: Yol Göstermek Değil, Yolu İşletmek
Hüden, sadece yön tabelası değildir. Kur’an’ın sunduğu hüden:
- Hedefi gösterir,
- Yolu tanımlar,
- Yöntemi öğretir,
- Pratikte yürütülür hâle getirir.
Bu nedenle hüden; ayet, yazı (kitap), dil düzeni ve maksat uyumunun bütünüdür. Rehberlik iddiasında olup da yöntemi Kur’an’dan kopuk olan her çağrı, hüden vasfını yitirir.
3. Kitâb-ı Münîr: Aydınlatıcı Yazılı Temel
Ayetin dikkat çekici yönlerinden biri, “bir kitap” dememesi; “kitâbin münîr” ifadesini kullanmasıdır. Bu, nitelikli bir yazıya işaret eder:
- İddiasını aydınlatan,
- Delillendiren,
- Yazılı ve denetlenebilir olan,
- Lafzın dil düzenine sadakatle okunan bir metin.
Bu ilke, sözlü kültürün keyfîliğine karşı yazının bağlayıcılığını öne çıkarır. Allah adına konuşmanın meşruiyeti, ancak aydınlatıcı bir yazılı temele dayanmakla mümkündür.
4. Cidal: Hakikatin Savunusu mu, Egonun Mücadelesi mi?
Cidal, Kur’an’da nötr bir kavram değildir. Bir iddiayı ispat amacıyla yapılan zihinsel ve sözlü mücadeleyi ifade eder. Ancak Lokman 20’de eleştirilen cidal:
- Delilsizdir,
- Rehbersizdir,
- Yazısızdır,
- Sonuçta Allah adına konuşma iddiası taşır.
Bu tür cidal, hakikati savunmaz; kişinin kendi zanlarını, mezhebini veya geleneğini ilahlaştırır.
Sonuç: Allah Adına Konuşmanın Ahlakı
Lokman 20, dindarlığın ahlaki çerçevesini çizer. Allah için mücadele etmek:
- Bilgiye dayanmayı,
- Rehberliğe bağlı kalmayı,
- Aydınlatıcı yazılı delil sunmayı zorunlu kılar.
Bunlardan yoksun her söylem, ne kadar dindar görünürse görünsün, Kur’an’a göre “en-Nâs’tan olmak” ile sınırlıdır; yani sıradan, zanla konuşan, sorumluluk taşımayan bir iddiadan ibarettir.
Kur’an, Allah adına konuşmayı serbest bırakmaz. Delilsiz iman iddiası, Kur’an’a göre bir cesaret değil; bir sapmadır.
UYARI / HATIRLATMA

Yorumlar
Yorum Gönder