Mezhepleşme ve Şirk ⛔️



O’na yönelin, O’ndan sakının, salâtı ikame edin ve müşriklerden olmayın.

Dinlerini parça parça eden, hiziplere ayrılanlardan…

Her hizip, kendinde olanla sevinip böbürlenir.”

(Rûm 31–32)


​HİZİP AYRILIR, İSİM DOĞAR: DİNİN PARÇALANMA MEKANİĞİ ⛔️

​Kur’an, dinin bozulmasını çoğu zaman bir inkâr meselesi olarak değil, bir parçalanma süreci olarak tarif eder. İnanç bütünüyle reddedilmez; aksine bölünerek "mülkiyet altına" alınır. Bu bağlamda Kur’an’ın müşrik tanımı, yalnızca putlara secde edenlerle sınırlı değildir. Müşriklik; Allah’ın indirdiği hakikati parça parça eden, sonra da bu parçaları kimliklere ve isimlere dönüştüren zihniyettir.

​1. İsimlendirme: Ayrılığın Meşruiyeti

​Rûm Suresi bu durumu çarpıcı biçimde açığa çıkarır: “Dinlerini parça parça edenler ve hiziplere ayrılanlar… Her hizip, kendinde olanla sevinir.” (30:32). Bu ayet bir tarih anlatısı değil, sürekliliği olan bir sosyolojik yasadır.

​Din parçalandığı anda doğal bir refleks doğar: İsimlendirme. Çünkü isim:

  • ​Ayrılığı meşrulaştırır.
  • ​Sorgulanamaz bir konfor alanı oluşturur.
  • ​"Biz"i kutsallaştırırken, "öteki"ni dışarıda bırakır.

​2. Kur'an'ın Kimliği vs. Tarihin Etiketleri

​Kur’an’da dikkat çekici bir sadelik vardır: Mezhep isimleri yoktur. Tek bir kimlik tanımlanmıştır:

​“O sizi daha önce de bu Kitap’ta da Müslimler diye isimlendirdi.” (Hac 22:78).


​Buna rağmen tarih boyunca yeni isimler üretilmiştir. Çünkü tek isim, tek kitap ve tek otorite; nefis için fazla bağlayıcı, sorumluluk için fazla ağırdır. İsimler çoğaldıkça hakikat yerini geleneğe, bilinç yerini kurumsal bir mirasa bırakır.

​3. "Ama" İle Başlayan Gizli Şirk

​İsimlendirme masum bir tanımlama değildir; bir dokunulmazlık kalkanı üretir. Bir görüş eleştirildiğinde mesele ayetle değil, "mezhebe saldırı" refleksiyle ele alınır. İşte bu noktada şirk görünür hâle gelir. Kimse açıkça "Allah’a ortak koştum" demez; fakat pratikte şunu söyler:

“Kur’an böyle buyuruyor olabilir ama bizim mezhebimiz/ekolümüz şöyle anlıyor.”


​İşte bu “ama”, tevhidin kırıldığı yerdir. Allah’ın hükmü ile insan yorumu yan yana getirilmez, yarıştırılır. Kur’an artık bir "hakem" değil, her hizbin kendi görüşünü haklı çıkarmak için kullandığı bir "delil deposu" haline gelir.

​4. Aidiyet Sarhoşluğu

​Rûm 32. ayetin en sarsıcı uyarısı şudur: “Her hizip, kendinde olanla sevinir.” Bu sevinç, iman huzuru değil; aidiyet sarhoşluğudur. İnsan doğruyu bulduğu için değil, bir gruba ait olduğu için kendini güvende hisseder. Kurtuluş artık ahlaktan ve adaletten değil, taşınan etiketten beklenir.

​Sonuç: İsmini Din Zannedenlerin Yanılgısı

​Savunulan şey dinin özü değil, hizbin ismidir. Hakikat eleştirilemez hale gelince din donuklaşır; dondukça sertleşir; sertleştikçe insanı ezer. Kur’an’ın uyarısı bugün de canlılığını koruyor:

Din parçalandığında isimler çoğalır, isimler çoğaldığında tevhid zedelenir. Ve en tehlikelisi; ismini din zannedenler, dini asla anlayamaz.

UYARI / HATIRLATMA


Bu metinlerde yer alan görüş, yorum ve çıkarımlar, beşerî çabanın bir ürünüdür.

Lütfen her ifadeyi Kur’an’ın bütünüyle değerlendirin; ayetlerin rehberliğinde tartın, ölçün ve doğrulayın. 

Hakikatin tek ölçüsü Allah’ın kitabıdır. Yanlış varsa bize, doğru varsa Allah’a aittir.

Diğer kategorize edilmiş yazılarımıza aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz

Yorumlar

Öne çıkan Makaleler

Kurana göre Sevgi ile Aşk ❤

YASAK MEYVE ? 🍎

Habibullah demek ŞİRKTİR 📣