Beyyine Gelince Maskeler Neden Düşer?
Hakikat Gelince Maskeler Neden Düşer?
İnsanlık yüzyıllarca “hakikat gelse de birleşsek” hayaliyle yaşadı. Belirsizliğin kaosa; bilgisizliğin ayrışmaya yol açtığına dair köklü bir kanaat oluştu. Oysa Kur’ân, Beyyine Suresi üzerinden bu iyimser yanılsamayı yıkan bir gerçeklik bildirir: İnsanlar cehalet içindeyken değil, “Beyyine (apaçık delil)” geldikten sonra ayrıştılar.
Çünkü hakikat bir ışık değil, bir turnusol kağıdıdır: geldiğinde renkleri ortaya çıkarır; saklananı ifşa eder; kimliğin konforunu değil, tercihin çıplaklığını görünür kılar.
1. Belirsizliğin Sahte Birliği
Beyyine gelmeden önce herkes kendi doğrusu içinde masumdur. Müşrik atalarının yolunda olduğunu, Kitap ehli kendi vahyine sadık kaldığını iddia eder. Bu çatışmasız birlik, hakikatin yokluğundan değil; ölçünün yokluğundan doğar.
Fakat Beyyine (Resul + Kitap + Tebliğ) sahneye çıktığında bu puslu alan çözülür. Hakikat kişiyi tercihe zorlar. Saflar işte burada belirir; çünkü bazıları hakikati, bazıları ise hakikatin sağladığı konforu sever.
2. İlmin Geldiği Yerde Kopuş
Beyyine Suresi 4. ayet durumu çarpıcı biçimde özetler:
“Onlar kendilerine ilim geldikten sonra ihtilafa düştüler.”
Demek ki ayrışmanın nedeni anlamamak değil, işine gelmemektir. Bu yüzden kopuş entelektüel değil; ahlakîdir. Kur’an’ın “bagyen beynehüm” (azgınlık, kıskançlık, rekabet) vurgusu da bunu doğrular. Beyyine, cehaleti giderir fakat kibri tedavi etmez; bilakis onu görünür kılar.
3. “Kutub Qayyime” — Hakikatin İçeriği
Beyyine’nin ayrıştırıcı gücü içeriğindeki vahyin niteliğinden doğar. Sûre şöyle der:
ف۪يهَا كُتُبٌ قَيِّمَةٌ
Bu ifade için doğru ve derin bir çeviri şöyledir:
“Onlarda doğruya ileten sağlam ölçüler vardır.”
Burada kutub, yazılı hükümler / bağlayıcı emirler;
qayyime ise eğrilmeyen, bozulmayan, istikamet üzere duran nizam demektir.
Yani hakikat nötr değil; mizan koyan, ölçü getiren, nizam kuran bir vakıadır. Belki de dinin bugün en çok unutulan boyutu budur.
4. Din’in Furkan Boyutu: Birleştirmek mi Ayırt Etmek mi?
Modern zihin dini toplumsal barış projesi olarak okumaya meyillidir; ancak Beyyine bunun yerine Furkan boyutunu hatırlatır. Hakikat:
-
Furkan’dır → ayırır,
-
Beyyine’dir → ifşa eder,
-
Mizan’dır → tartar,
-
Kutub Qayyime’dir → doğruyu dik tutar.
Bu yüzden surenin sonunda insanlık iki kutba ayrılır:
hayru’l-beriyye
şerru’l-beriyye
Kimlikler değil, tercihlerin hakikatle ilişkisi esas alınır.
5. Bugünün Beyyine Sınavı
-
yüzyılda bilgi arttıkça kutuplaşmanın derinleşmesi şaşırtıcı değildir. Çünkü Beyyine’nin kanunu işler:
Işık şiddetlendikçe gölgeler belirginleşir.
Belki de korkumuz hakikati bulamamak değil; onu bulduğumuzda vazgeçmek zorunda kalacağımız sahte kimliklerimizdir.
Sonuç: Beyyine Bir Liman Değil, Bir Sınavdır
Beyyine geldiğinde artık “bilmiyordum” diyemezsiniz. O, hakikatin değil; maskelerin vedasıdır. Kimi hakikate teslim olup yücelir; kimi hakikate direnip kendi karanlığında derinleşir.
Tıpkı güneş gibi:
Doğduğunda sadece dünyayı aydınlatmaz;
aynı zamanda kimlerin gözlerini kapattığını da gösterir.
UYARI / HATIRLATMA
.jpg)
Yorumlar
Yorum Gönder