YETİMLER ÜZERİNDEN SİSTEM ELEŞTİRİSİ
YETİMLER ÜZERİNDEN SİSTEM ELEŞTİRİSİ
Kur’ân’da Yetim: Sosyal Merhamet Değil, Kurumsal Sorumluluk
Müslüman toplum, “yetim”i asırlardır sadaka romantizmi içinde algıladı. Yardım, acıma ve sevap estetiği üzerinden okunan bu dosya; Kur’ân’ın asıl mesajını tamamen bozdu. Çünkü Kur’ân’da “yetim” duygusal özne değildir; aksine politik, hukuki ve iktisadî bir aktördür.
Yetim = Sistemin Zayıf Halkası
Kur’ân’daki yetim, dört özellik taşır:
-
Güçsüz
-
Hukuku çiğnenen
-
Sisteme katılamayan
-
Mülkiyet riski taşıyan aktör
Bu tanım, modern devlet terminolojisinde üç başlıkta karşılık bulur:
-
Sosyal devlet
-
Mülkiyet koruması
-
Kamu güvencesi ve regülasyon
Dolayısıyla mesele merhamet değil, kurumsal düzendir.
I. Yetim — Mülkiyetin Zayıf Sahibi
Kur’ân yetim meselesini en çok mülkiyet hukuku üzerinden işler. Bakara 2:220’de açıkça:
“Yetimler hakkında sana soruyorlar. De ki: Onların işleri için hayırlı olan (tedbir) daha iyidir…”
Bu cevap, hukuki prosedür + idari karar + kamu yararı dilidir. Burada “hayırlı” salt ahlâk değil, optimal düzenlemedir.
Nisâ 4:2 ise doğrudan emval kavramı üzerinden konuşur:
“Yetimlerin mallarını onlara verin; temiz olanı pis olanla değiştirmeyin; onların mallarını kendi mallarınıza katıp yemeyin…”
Burada üç düzlem var:
-
Mülkiyetin devri
-
Korumalı yönetim
-
Kamu suçu
Çünkü malları “katmak” kapitalist gaspın erken biçimidir.
II. Yetim — Ekonomik Aktör
Nisâ 4:6, modern hukuk diliyle tam bir reşitlik + finansal ehliyet + ekonomik katılım maddesidir:
“Yetimleri nikâh çağına varıncaya kadar deneyin. Olgunluk ve akılca bir rüşd görürseniz mallarını kendilerine teslim edin…”
Bu ayet, üç şey yapar:
-
Denetim (test etmek / kurumsal kontrol)
-
Rüşd (ehliyet + ekonomik bilinç)
-
Mülkiyet devri
Bu, modern sistemde şudur:
-
Çocuk koruma sistemi
-
Reşitlik hukuku
-
Vesayet kurumları
-
Miras hukuku
-
Kamu denetimi
Yani Kur’ân’da yetim = ekonomik oyuncu; asla pasif mağdur değil.
III. Yetim — Sisteme Katılım Hakkı
En sert uyarı Maûn Suresi’ndedir:
“Yetimi itip kakan…” (107:2)
Bu, bir tek kişinin kötü niyeti değildir; sistemik dışlama pratiğidir. Yetimi “itemek”, sosyal politikada katılımı engellemek demektir.
Bugün aynı şey:
-
eğitimden dışlama
-
istihdamdan dışlama
-
mülkiyetten dışlama
-
haklardan dışlama
şeklinde işler.
IV. Devlet Modeli: Yetim Üzerinden Kurulur
Nisâ 4:10:
“Yetimlerin mallarını haksız yere yiyenler, karınlarına ateş doldurmuş olurlar…”
Bu, sadece ahlâkî değil cezai müeyyide tehdididir. “Ateş” burada kamu hukuku mantığıyla “dünyevî cezaya” da referans verir.
Dolayısıyla Kur’ân’da yetim politikası:
-
güvenlik
-
mülkiyet
-
sosyal destek
-
hak koruması
-
yaptırım
üzerine kurulur.
Modern devlet literatüründe bunlar:
-
sosyal devlet
-
çocuk koruma sistemi
-
vesayet ve denetim
-
kamu yaptırımı
-
risk yönetimi
-
ekonomik düzenleme
olarak adlandırılır.
V. Sadaka vs Sistem
İslâm dünyasının bugünkü çöküşü tam da buradadır: Yetim dosyası sadaka estetiğine hapsedildi; Kur’ân ise kurumsal sistem teorisi kuruyordu.
Bugün hâlâ cami çıkışı “yardım toplamak”la bu mesele çözülemez; Kur’ân bunu devlet ve nizam meselesi yaptı.
Sonuç: Yetim = Sistem Testi
Kur’ân’da yetim, toplumun en zayıf halkasıdır. Nizam, en zayıf halkasında test edilir:
-
Kapitalist sistemde bu işçi
-
Refah devletinde vatandaş
-
Kur’ân’da ise yetim
Bu yüzden yetim konusu, İslâmî dindarlığın değil siyasal-iktisadi düzenin turnusol kağıdıdır.
UYARI / HATIRLATMA
.jpg)
Yorumlar
Yorum Gönder