Kur’an’da Tebliğ, Ücret ve Nebî Ahlakı

 




Hakikat Satılmaz: Kur’an’da Tebliğ, Ücret ve Nebî Ahlakı

Giriş: Din Ticareti Sorunu

Din, insanı özgürleştirmek ve sorumluluk bilinci kazandırmak için gönderilmiş ilahî bir çağrıdır. Ne var ki tarih boyunca bu çağrı, kimi zaman iktidarın, kimi zaman sermayenin, kimi zaman da kişisel çıkarların hizmetine sokulmuştur. Bugün “din anlatmak” adı altında maaş alan, kitap ve içerik pazarlayan, hakikati metalaştıran bir düzenle karşı karşıyayız. Bu durum Kur’an merkezli bir sorgulamayı zorunlu kılar: Hakikat satılabilir mi? Tebliğ ücretle yapılabilir mi?

Kur’an’ın İlkesel Tavrı: Ücret Talep Etmeyenler

Kur’an, tebliğ ahlâkını son derece net bir ilke üzerine bina eder:

“Sizden hiçbir ücret istemeyenlere uyun; onlar doğru yoldadır.” (Yâsîn 36/21)

Bu ayet, yalnızca bir öğüt değil; ölçüdür. Hakikatin güvenilirliği, onu taşıyanın maddî beklentilerinden arınmış olmasıyla doğrudan ilişkilidir. Ücret talebi başladığı anda mesaj, bağımsızlığını yitirir. Çünkü ücret, kaçınılmaz olarak beklenti doğurur; beklenti ise hakikati eğip bükmeye başlar.

Nebîlerin Ortak Dili: ‘Ben Sizden Ücret İstemiyorum’

Kur’an’da anlatılan tüm nebî kıssalarında tekrar eden bir cümle vardır:

  • “Ben sizden hiçbir ücret istemiyorum.” (bkz. Yûnus, Hûd, Şuarâ sureleri)

Bu ifade bir tevazu gösterisi değil, tebliğin ahlâkî zeminidir. Nebîler, mesajın sahibi olmadıklarını; emanetçisi olduklarını bilirler. Emanet ise satılmaz. Nebîlerin geçimi ayrı, tebliğ sorumluluğu ayrıdır. Hiçbiri mesajı geçim kapısına çevirmemiştir.

Maaşlı Tebliğ ve Hakikatin Metalaşması

Bugün “din hizmeti” adı altında kurulan sistemler, tebliği bir meslek, hakikati ise bir ürün hâline getirmiştir. Maaşlı kadrolar, sponsorlu içerikler, sürekli pazarlanan kitaplar ve markalaşmış din adamları… Bu tablo, Kur’an’ın çizdiği nebî modelinden ciddi bir kopuştur.

Sorun, kitabın yazılması ya da bilginin paylaşılması değildir. Sorun, hakikatin pazarlanmasıdır. Hakikat, alıcısına göre şekillendirildiği anda bozulur. Satış kaygısı, mesajın keskinliğini törpüler; iktidar ve kitle kaygısı, hakikati susturur.

Hakikat–İktidar–Para İlişkisi

Kur’an’da şirk yalnızca putlara tapınmak değildir; otoriteyi ve çıkarı ilahlaştırmak da şirktir. Din üzerinden gelir elde eden düzenler, zamanla mevcut iktidarlarla uyumlu hâle gelir. Çünkü maaş ve pazar, itirazı sevmez. Oysa nebîler, tam da bu yüzden ücret almamışlardır: Sözleri bağımsız kalsın diye.

‘Güzel Örnek’ Olarak Nebîler

Kur’an, nebîleri “üsve-i hasene” yani güzel örnek olarak sunar. Güzel örneklik, yalnızca ahlâkî davranışlarda değil; duruşta ortaya çıkar. Nebî duruşu:

  • Hakikati karşılıksız söylemektir.
  • Mesajı geçim aracına dönüştürmemektir.
  • İktidar ve sermaye karşısında bağımsız kalmaktır.

Bu yüzden Kur’an, hakikati anlatanların değil; hakikati satanların peşinden gidilmemesini öğütler.

Sonuç: Hakikat Satılmaz, Tebliğ Ücretle Yapılmaz

Din, maaşlı bir anlatı değil; sorumluluk çağrısıdır. Hakikat, pazarın malı değil; vicdanın yüküdür. Kur’an’ın çağrısı açıktır: Ücret istemeyenlere uyun. Çünkü ancak onlar, sözü özgürce söyleyebilir.

Bugün yeniden nebî ahlâkına dönme zamanı. Hakikati satmadan, eğmeden, pazarlamadan… Nebîlerimizi güzel örnek alarak. ⚠️


UYARI / HATIRLATMA


Bu metinlerde yer alan görüş, yorum ve çıkarımlar, beşerî çabanın bir ürünüdür.

Lütfen her ifadeyi Kur’an’ın bütünüyle değerlendirin; ayetlerin rehberliğinde tartın, ölçün ve doğrulayın. 

Hakikatin tek ölçüsü Allah’ın kitabıdır. Yanlış varsa bize, doğru varsa Allah’a aittir.

Diğer kategorize edilmiş yazılarımıza aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz

Yorumlar

  1. Adsız11:14:00

    Selamlar
    MaaşAllah, tüm güç ve kuvvet Hakim olan ALLAHIN dır.Anlamaya, Hakkı bulmaya niyetlendiğimiz şu ortamda, gerekli bir çalışma olmuş inşAllah.
    Vesile EDENE Hamd olsun.

    YanıtlaSil
  2. Tüm izzet ve şeref Alemlerin rabbinindir. Aleyküm selam

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Öne çıkan Makaleler

Kurana göre Sevgi ile Aşk ❤

YASAK MEYVE ? 🍎

Habibullah demek ŞİRKTİR 📣