CEHENNEMİN ODUNU: İNSAN NASIL “HATAB” OLUR?
CEHENNEMİN ODUNU: İNSAN NASIL “HATAB” OLUR?
Kur’an’da insanı sarsan ifadelerden biri Cin Suresi’nde geçer:
“Hak yoldan sapanlara gelince, onlar cehennemin odunlarıdır.”(Cin 72:15)
Burada kullanılan kelime **“hatab” (حَطَب)**dır.
Hatab, ateşte yakılan odun demektir.
Fakat ayetin dikkat çekici tarafı şudur: Kur’an, hak yoldan sapan insanları yalnızca “cehennemde yanacak kişiler” olarak tanımlamıyor; onları doğrudan “cehennemin hatabı”, yani ateşin odunu olarak nitelendiriyor.
Peki insan nasıl “hatab” olur?
Bu sorunun cevabını Kur’an’ın kendi bütünlüğünde aradığımızda, karşımıza oldukça düşündürücü bir tablo çıkıyor.
1. HATAB SADECE YANAN DEĞİL, ATEŞİ BESLEYENDİR
Odunun temel özelliği yalnızca yanması değildir.
Odun ateşi besler.
Ateşin devam etmesini, büyümesini ve yayılmasını sağlayan şeylerden biridir.
Cin Suresi’nde “hatab” ifadesinden hemen önce insanların iki farklı yönelişi anlatılır:
“İçimizde teslim olanlar da var, haktan sapanlar da var. Kim teslim olursa, işte onlar doğru yolu arayıp bulmuşlardır.”(Cin 72:14)
Ardından:
“Haktan sapanlara gelince, onlar cehennemin odunlarıdır.”(Cin 72:15)
Sonra ise:
“Eğer onlar yol üzerinde dosdoğru olsalardı, elbette onları bol su ile sulardık.”(Cin 72:16)
Ve devamında:
“Onları bununla sınamak için...”(Cin 72:17)
Buradaki ardışıklık oldukça dikkat çekicidir:
Dosdoğru yol → su → sınanma
Bunun karşısında:
Sapma → hatab → cehennem
Kur’an’ın burada kurduğu karşıtlık, insanın hayat içerisinde hangi yönde yürüdüğüne dikkat çekiyor.
Su hayatı besler.
Odun ise ateşi besler.
İnsan da sahip olduğu imkânlarla ya hayatı besleyen bir unsura dönüşür ya da yıkıcı bir sürecin parçası hâline gelir.
2. SUYUN KARŞISINDA HATAB
“Hatab” kelimesinden hareketle yapılan önemli bir düşünsel çağrışım vardır.
Odun, canlı bir ağacın kurumuş hâlidir.
Canlı ağaç suyla beslenir. Büyür, yaprak verir, meyve verir ve çevresine fayda sağlar.
Fakat ağaç kuruduğunda geriye başka bir işlev kalır:
Yanmak.
Burada dikkat edilmesi gereken nokta, Kur’an’ın doğrudan “insan ağaçtır” demediğidir. Ancak Cin 72:15-17’de hatab, su, dosdoğru yol ve sınanma ifadelerinin art arda gelmesi, üzerinde düşünülmesi gereken güçlü bir anlatım oluşturur.
İnsan da hakikatten uzaklaştıkça yalnızca kendi yönünü kaybetmez.
Ürettiği yanlışları taşıyabilir.
Yanlışları savunabilir.
Yanlışları başkalarına aktarabilir.
Hatta zamanla yanlışın yayılmasının aracı hâline gelebilir.
İşte “hatab” ifadesinin düşündürücü tarafı burada ortaya çıkar.
3. İNSAN NEYİ TAŞIYOR?
Kur’an’ın Mesed Suresi’ndeki anlatımı bu açıdan daha da dikkat çekicidir.
“Ebu Leheb’in elleri kurusun; kurudu da!”(Mesed 111:1)
“Malı ve kazandıkları ona fayda vermedi.”(111:2)
“Alevli bir ateşe girecektir.”(111:3)
“Karısı da odun taşıyıcısıdır.”(111:4)
“Boynunda liften örülmüş bir ip vardır.”(111:5)
Burada özellikle “hammâletel-hatab” ifadesi dikkat çeker:
حَمَّالَةَ الْحَطَبِ
Yani:
“Odun taşıyan.”
Bu ifade, “hatab” kavramını yalnızca yanmakla sınırlı bırakmıyor.
Ortada bir taşıma fiili vardır.
Odun bir yerden alınır ve ateşe taşınır.
Dolayısıyla mesele yalnızca insanın kötülüğ

Yorumlar
Yorum Gönder