ALLAH’IN PAYI MI, ALLAH "adına" AYRILAN PAY MI?

 


ALLAH’IN PAYI MI, ALLAH ADINA AYRILAN PAY MI?

Kur’an’ın “Allah ve Rasûlü” İfadelerini Yeniden Okumak

Kur’an’da bazı ifadeler vardır ki, onları alışılmış kalıplarla okuduğumuzda ayetin önümüze koyduğu anlam dünyasını daraltabiliriz.

Bunlardan biri Enfâl 41. ayettir:

“Bilin ki ganimet olarak elde ettiğiniz herhangi bir şeyin beşte biri Allah’ın, Rasûlün, yakınların, yetimlerin, yoksulların ve yolcunundur.”

Burada çok basit fakat son derece önemli bir soru soralım:

Ganimetin beşte biri Allah’a, beşte biri de Rasûle mi ayrılıyor?

Hayır.

Ayet “iki beşte bir” demiyor. “Onun beşte biri” diyor. Ardından bu tek payın kimlere tahsis edileceğini sıralıyor:

Allah – Rasûl – yakınlar – yetimler – yoksullar – yolcular.

Peki Allah’ın payı nerededir?

Bir kasa mı vardır?

Bir sandık mı vardır?

Allah adına ayrılan mal Allah tarafından tüketilecek midir?

Elbette hayır.

Çünkü Kur’an Allah hakkında şöyle der:

“Ey insanlar! Siz Allah’a muhtaçsınız. Allah ise zengindir, övülmeye layıktır.” (Fâtır 35:15)

Ve başka bir ayette:

“Allah zengindir, siz ise fakirsiniz.” (Muhammed 47:38)

Öyleyse mesele Allah’ın maddi ihtiyacını karşılamak değildir.

Buradaki “Allah’ın payı”, Allah’ın kendisinin gelip kullanacağı bir mal değil; Allah’ın hükmü doğrultusunda tahsis edilen paydır.

Peki “Rasûlün payı” nedir?

Burada da aynı problem ortaya çıkar.

Rasûl, Allah gibi ilah değildir.

Dolayısıyla “Allah ve Rasûlü” ifadesini yan yana görünce otomatik olarak:

Allah = bir pay
Rasûl = başka bir pay

şeklinde matematiksel bir bölüştürme yapmak doğru olmayabilir.

Nitekim Enfâl 1'de:

“Ganimetler Allah’a ve Rasûle aittir.”

buyrulur.

Bu ifade, ganimetlerin Allah’ın mülküne geçtiği anlamında Allah’ın şahsi bir servet edinmesi değildir.

Çünkü Kur’an’ın tamamı dikkate alındığında Allah zaten her şeyin sahibidir.

“Göklerin ve yerin mülkü Allah’ındır.” (Âl-i İmrân 3:189)

Öyleyse “Allah’a ait” demek, burada Allah’ın hükmüne ve tasarrufuna bırakılmış anlam dünyasında okunmalıdır.

Aynı dil başka yerlerde de karşımıza çıkıyor

Kur’an yalnızca ganimet konusunda böyle bir dil kullanmaz.

“Allah’a borç vermek”

Kur’an şöyle der:

“Kim Allah’a güzel bir borç verirse, Allah da onu kendisi için kat kat artırır.” (Bakara 2:245)

Şimdi soralım:

Allah borca mı muhtaçtır?

Allah’ın malî bir ihtiyacı mı vardır?

Hayır.

İnsan Allah’a para vermemektedir.

Buradaki ifade, Allah yolunda yapılan infakın Allah’a borç verilmesi şeklinde güçlü bir teşbihle anlatılmasıdır.

Aynı şekilde:

“Allah’a güzel bir borç veren kimdir?” (Hadîd 57:11)

ifadesi de Allah’ın fakir olduğu anlamına gelmez.

Çünkü aynı Kur’an:

“Allah zengindir.” (Muhammed 47:38)

demektedir.

Demek ki Kur’an’ın dilinde Allah’a nispet edilen şeyleri bağlamından koparıp maddi bir mülkiyet kategorisine dönüştürmek ciddi bir anlam problemi doğurabilir.

“Allah’ın evi” nerede?

Kur’an Kâbe hakkında:

“Evimi temiz tutun...” (Bakara 2:125)

ifadesini kullanır.

Peki Allah bir binada mı yaşamaktadır?

Elbette hayır.

Kâbe “Allah’ın evi” olarak anıldığında bu, Allah’ın orada ikamet ettiği anlamına gelmez.

Allah’a nispet, mekânın Allah’a ait bir kutsal alan olduğunu bildirir.

Aynı mantığı başka ifadelerde de görmek mümkündür.

“Allah’ın devesi”

Sâlih’in kavmine gönderilen deve için:

“Bu Allah’ın devesidir.” (A‘râf 7:73)

denilir.

Bu, Allah’ın biyolojik anlamda kendisine ait bir hayvanı olduğu anlamına gelmez.

Deve Allah’ın yaratmasıdır ve ayette Allah’a nispet edilerek onun ilahî bir ayet ve dokunulmazlık sınırı olduğu vurgulanmaktadır.

“Allah’ın ipi”

Kur’an:

“Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı sarılın...” (Âl-i İmrân 3:103)

der.

Gökyüzünden fiziksel bir ip mi indirilmiştir?

Hayır.

Burada da “Allah’ın” nispeti, ifadenin ilahî kaynaklı olduğunu ve insanları birleştiren bağın Allah’ın rehberliğiyle ilişkisini ortaya koymaktadır.

O hâlde Enfâl 41’e dönelim

Ayetin bütününe bakalım.

Ganimetten ayrılan tek bir beşte birlik pay vardır.

Bu pay:

  • Allah,
  • Rasûl,
  • yakınlar,
  • yetimler,
  • yoksullar,
  • yolcular

bağlamında zikredilmektedir.

Ardından Haşr 7’de fey malları konusunda son derece önemli bir ilke açıklanır:

“Böylece o mallar, içinizden yalnız zenginler arasında dolaşan bir servet olmasın.”

İşte burada meselenin toplumsal amacı açığa çıkar:

Servetin belirli bir zümrenin elinde toplanmasını engellemek.

Dolayısıyla Kur’an’ın ekonomik düzenlemelerini yalnızca “kim ne kadar alacak?” sorusuna indirgemek eksik kalır.

Kur’an aynı zamanda:

Servet kimin elinde toplanıyor?
Kim mahrum bırakılıyor?
Yetim ne olacak?
Yoksul ne olacak?
Yolda kalmış ne olacak?

sorularını gündeme getiriyor.

Asıl mesele belki de “Allah’ın payı” değil, Allah adına kimin konuştuğudur.

Çünkü tarih boyunca en tehlikeli noktalardan biri şudur:

Allah’a ait olanı insanlar adına sahiplenmek.

Birileri çıkıp:

“Bu Allah’ın payıdır.”

dediğinde şu soru sorulmalıdır:

Allah bunu nerede, nasıl ve kim için emretmiştir?

Kur’an burada ölçüyü kendisi koyar:

“De ki: Allah’ın size indirdiği rızkın bir kısmını helal, bir kısmını haram mı yaptınız?” (Yûnus 10:59)

Ve:

“Dillerinizin yalan yere nitelendirmesiyle ‘Şu helaldir, şu haramdır’ demeyin...” (Nahl 16:116)

Demek ki Allah adına hüküm üretmek son derece ağır bir sorumluluktur.

Bu nedenle Enfâl 41'i okurken yalnızca:

“Ganimetin beşte biri nasıl bölüştürülecek?”

diye sormak yetmez.

Şunu da sormalıyız:

“Allah’a nispet edilen bu payın gerçek muhatabı kimdir ve ayetin toplumsal amacı nedir?”

Kur’an’ın bütünlüğü içerisinde bakıldığında Allah’ın bir mala ihtiyacı yoktur.

Allah zengindir.

Dolayısıyla “Allah’ın payı” Allah’ın ekonomik ihtiyacını karşılamak için değil, Allah’ın hükmü doğrultusunda belirlenmiş bir tahsis ve sorumluluk alanını ifade eder.

Ve belki de en önemli soru şudur:

Allah’ın payını ayırdığını söyleyenler, gerçekten Allah’ın emrini mi uyguluyorlar; yoksa Allah adına kendilerine bir pay mı çıkarıyorlar?

Kur’an’ın istediği şey, Allah adına konuşanların çoğalması değil;

Allah’ın ne söylediğinin sorgulanmasıdır.

Yorumlar

Öne çıkan Makaleler

Kurana göre Sevgi ile Aşk ❤

YASAK MEYVE ? 🍎

Habibullah demek ŞİRKTİR 📣