ÇOCUK EVLİLİĞİ MESELESİ: ÖLÇÜYÜ KİM KOYACAK?
ÇOCUK EVLİLİĞİ MESELESİ: ÖLÇÜYÜ KİM KOYACAK?
Kur’an’ın bütünlüğü içinde bir değerlendirme
Son zamanlarda “İslam’da çocuk evliliği vardır” iddiası üzerinden tartışmalar yürütülüyor. Kimi, fıkıh kitaplarından hükümler aktarıyor; kimi tarihsel uygulamaları delil gösteriyor; kimi de “Kur’an’da evlilik için belirli bir yaş yoktur” diyerek meseleyi kapatıyor.
Oysa Müslüman açısından asıl soru bunların hiçbiri değildir:
Allah bu konuda ne söylemiştir?
Çünkü din adına hüküm koyma yetkisi insanlara değil Allah’a aittir:
“Hüküm yalnız Allah’ındır.”Yûsuf 12:40
Ve:
“Allah’tan başka bir hakem mi arayayım? Oysa O, Kitab’ı size açıklanmış olarak indirmiştir.”En‘âm 6:114
Öyleyse ölçümüz fıkıh kitapları, mezhepler, tarihsel uygulamalar veya kişilerin kanaatleri değil; Kur’an’ın kendisi ve onun bütünlüğüdür.
1. Nikâh basit bir sözleşme değildir
Kur’an evliliği sıradan bir akit gibi sunmaz.
Allah, eşlerin birbirlerinden “ağır bir misak” aldığını söyler:
“Siz birbirinizle kaynaşıp bütünleşmişken ve onlar sizden ağır bir misak almışken onu nasıl geri alabilirsiniz?”Nisâ 4:21
Buradaki ifade son derece önemlidir:
مِيثَاقًا غَلِيظًا — ağır bir misak.
Demek ki Kur’an açısından evlilik; iki çocuğun veya sorumluluğu kavrayamayacak kişilerin basitçe bir araya getirilmesi değildir.
Evlilik ciddi bir misak, yani sorumluluk doğuran bağdır.
Kur’an ayrıca evlilikte sevgi, huzur ve merhametten söz eder:
“Kendileriyle huzur bulasınız diye size kendi nefislerinizden eşler yaratması ve aranıza sevgi ve merhamet koyması da O’nun ayetlerindendir.”Rûm 30:21
Burada karşımıza çıkan tablo açıktır:
Huzur + sevgi + merhamet + karşılıklı bağ + ağır misak.
Bu tabloyu çocuklukla özdeşleştirmek mümkün değildir.
2. Kur’an “nikâh çağı”ndan söz eder
En önemli ayetlerden biri Nisâ 4:6’dır:
“Yetimleri, nikâh çağına ulaşıncaya kadar deneyin. Onlarda bir rüşd gördüğünüzde mallarını kendilerine verin...”
Ayet iki önemli kavramı birlikte kullanır:
“Nikâh çağına ulaşmak”
ve
“Rüşd sahibi olmak.”
Burada özellikle dikkat edilmesi gereken nokta şudur:
Kur’an, insanın sorumluluk taşıma yeterliliğini önemser.
رُشْد — rüşd, kişinin sağlıklı biçimde karar verebilmesi, doğruyu yanlıştan ayırabilecek bir olgunluğa erişmesi anlam alanına sahiptir.
Ayetin konusu yetimlerin mallarıdır; dolayısıyla buradan “evlilik için kesin yaş şudur” şeklinde matematiksel bir yaş çıkarmak doğru olmaz.
Fakat tam tersine, bu ayetten “çocuklukta evlilik için Kur’an açıkça ruhsat veriyor” sonucunu çıkarmak da mümkün değildir.
Kur’an'ın ortaya koyduğu ölçü:
nikâh çağı + rüşd + sorumluluk.
3. Kur’an çocukluk ile ergenlik arasındaki ayrımı bilir
Nûr 24:59'da Allah şöyle buyurur:
“Çocuklarınız ergenlik çağına ulaştıklarında, kendilerinden öncekilerin izin istedikleri gibi izin istesinler...”
Burada Kur’an açıkça bir geçişten söz eder:
Çocukluk → ergenlik.
Bu ayrım önemlidir.
Çocukluk dönemi ile yetişkin sorumluluğunun aynı şey olmadığını Kur’an’ın kendisi ortaya koymaktadır.
Dolayısıyla “Kur’an çocuk evliliğini yasaklamıyor” cümlesini alıp bundan:
“Öyleyse çocuk evliliği dinen serbesttir.”
sonucunu üretmek, Kur’an'ın söylediğinden daha fazlasını söylemektir.
4. “Kur’an’da yaş yazmıyor” demek meseleyi çözmez
Bir hükmün Kur’an’da rakamsal olarak belirtilmemiş olması, onunla ilgili hiçbir ölçünün bulunmadığı anlamına gelmez.
Kur’an çoğu zaman hükmü bir rakamla değil, ilkeyle verir.
Örneğin evlilikte:
- nikâh çağı,
- rüşd,
- karşılıklı irade,
- ağır misak,
- huzur,
- sevgi,
- merhamet,
- sorumluluk
gibi kavramları önümüze koyar.
Dolayısıyla tartışmayı yalnızca “kaç yaş?” sorusuna indirgemek Kur’an'ın yöntemini daraltmaktır.
Asıl soru şudur:
Evlilik sorumluluğunu taşıyabilecek bir insan var mı?
5. Boşanma ayeti çocuk evliliğine ruhsat değildir
Çocuk evliliği tartışmalarında sıkça gündeme getirilen ayetlerden biri Talâk 65:4'tür.
Ayet boşanmış kadınların bekleme sürelerini düzenler ve menstruasyon görmeyenlerden de söz eder.
Ancak ayetin yaptığı şey son derece açıktır:
Bir boşanma gerçekleştiğinde bekleme süresinin nasıl hesaplanacağını düzenlemektedir.
Ayet:
“Çocuklarla evlenin”
dememektedir.
“Çocukları evlendirin”
dememektedir.
“Çocuk evliliği helaldir”
dememektedir.
Bir olayın hukukî sonucunu düzenleyen bir ayetten, o olayın başlatılmasına yönelik genel bir ruhsat üretilemez.
Bu, Kur’an'ın metnine hüküm eklemek olur.
6. Yetimlerin malları konusunda bile “rüşd” aranıyorsa...
Nisâ 4:6'da Allah yetimlerin mallarının kendilerine verilmesi konusunda rüşd şartını gündeme getiriyor.
Düşünün:
Kur’an, kişinin kendi malını yönetebilmesi konusunda bile rüşdü önemserken, evlilik gibi “ağır bir misak” söz konusu olduğunda kişinin iradesini, olgunluğunu ve sorumluluk kapasitesini tamamen yok sayan bir anlayışı Kur’an adına savunmak ne kadar tutarlıdır?
Kur’an'ın genel mantığı:
Sorumluluk → bilinç → rüşd → irade.
Bunun yerine:
Çocuk → başkalarının kararı → evlilik → ağır sorumluluk
şeklinde bir model kurmak Kur’an'ın bütünlüğüyle bağdaşmaz.
7. “Falanca böyle yaptı” Kur’an'dan delil değildir
Çocuk evliliğini savunmak için zaman zaman tarihsel kişiler, toplumlar veya rivayetler gündeme getiriliyor.
Fakat Kur’an'ın ölçüsü çok nettir:
“Allah’ın indirdiğiyle hükmet.”Mâide 5:48
Bir insanın ne yaptığı, ne söylediği veya bir toplumun geçmişte neyi normal kabul ettiği, kendiliğinden Allah'ın hükmü haline gelmez.
Hele konu din adına helal-haram belirlemekse, tarihsel uygulamayı vahyin önüne koyamayız.
Çünkü Allah şöyle soruyor:
“Yoksa onların, Allah’ın izin vermediği şeyleri dinde kendilerine meşru kılan ortakları mı var?”Şûrâ 42:21
8. Din adına konuşmanın da bir sınırı vardır
Burada çok daha temel bir problem ortaya çıkıyor.
Bir insan:
“Fıkıh kitabında böyle yazıyor.”
diyebilir.
“Ben böyle düşünüyorum.”
diyebilir.
“Tarih boyunca böyle uygulanmış.”
diyebilir.
Ama:
“Allah’ın dini budur.”
dediği anda artık Kur’an'ın ölçüsüne başvurmak zorundadır.
Çünkü Allah şöyle buyurur:
“Dillerinizin yalan olarak nitelediği şeyler için ‘Bu helaldir, şu haramdır’ demeyin; Allah’a karşı yalan uydurmuş olursunuz.”Nahl 16:116
Bu ayet, din adına konuşan herkes için ciddi bir uyarıdır.
Allah'ın söylemediğini Allah söylemiş gibi sunmamak.
9. Kur’an'ın ortaya koyduğu evlilik anlayışı
Kur’an'ın evlilikle ilgili ayetleri birlikte okunduğunda karşımıza mekanik bir “nikâh akdi” değil, ciddi bir insanî ve ahlâkî sorumluluk çıkar.
Evlilik:
Bu nedenle Kur’an'dan hareketle çocukların evlendirilmesini meşrulaştırmaya çalışmak yerine, Kur’an'ın ortaya koyduğu rüşd, sorumluluk, irade ve ağır misak ölçülerini esas almak gerekir.
SONUÇ: ÖLÇÜ FIKIH DEĞİL, VAHİYDİR
Meseleyi bir mezhebin görüşüne, bir fıkıh kitabına veya tarihsel bir uygulamaya teslim ettiğimizde artık Kur’an'ın değil, insanların ürettiği dinî mirasın hükmünü tartışıyoruz.
Bizim sorumuz ise basit:
Allah ne diyor?
Allah:
“Hüküm yalnız Allah'ındır.”Yûsuf 12:40
diyor.
Allah:
“Kitab’ı size açıklanmış olarak indirmiştir.”En‘âm 6:114
diyor.
Allah:
“Nikâh çağına ulaşıncaya kadar... onlarda bir rüşd gördüğünüzde...”Nisâ 4:6
diyor.
Allah evliliği:
“Ağır bir misak”Nisâ 4:21
olarak tanımlıyor.
Ve çocuklarla yetişkinler arasındaki geçişi:
“Çocuklarınız ergenlik çağına ulaştıklarında...”Nûr 24:59
şeklinde ifade ediyor.
Öyleyse Kur’an'ın söylemediği bir şeyi Kur’an'a söyletmeyelim.
Çocuk evliliğini savunmak için önce Kur’an'dan açık bir ruhsat göstermek gerekir.
Bir tarihsel uygulama, bir rivayet veya bir fıkıh hükmü Allah'ın ayeti değildir.
Ve din adına son söz söylenecekse:
Söz Allah'ındır. Ölçü Kur’an'dır.

Yorumlar
Yorum Gönder