ÖLÜNÜN ARDINDAN KUR’AN NE EMREDİYOR?

 


ÖLÜNÜN ARDINDAN KUR’AN NE EMREDİYOR?

Kabir, Cenaze Salâtı ve Dua Üzerine Kur’an Merkezli Bir Değerlendirme

Bir insan öldüğünde toplumda hemen birtakım dinî uygulamalar devreye girer: Cenaze salâtı, kabir başında beklemek, belirli günlerde okumalar, mevlitler, hatimler ve çeşitli merasimler...

Peki bunların hangisi Allah’ın Kitabı’nda vardır?

Ölüm gibi ciddi bir konuda ölçümüz gelenek, mezhep veya din adına konuşan insanların kanaatleri değil, Kur’an olmalıdır.

Çünkü din adına hüküm koyma yetkisi Allah’ındır:

“Hüküm yalnızca Allah’ındır.”
En‘âm 6:57

CENAZE SALÂTI KUR’AN’DA VAR MI?

Bu konuda en önemli ayetlerden biri Tevbe 9:84'tür:

“Onlardan ölen hiçbirinin üzerine asla salât etme ve kabri başında durma. Çünkü onlar Allah’ı ve Elçisini inkâr ettiler ve fasık olarak öldüler.”

Ayet son derece dikkat çekicidir.

Allah, inkâr üzere ölenler hakkında iki şeyi yasaklıyor:

“Onlardan ölen hiçbirinin üzerine salât etme.”

ve

“Kabri başında durma.”

Dolayısıyla Kur’an, ölmüş bir kişinin üzerine salât edilmesi kavramını bilmektedir. Fakat burada yasak, inkâr üzere ölenler hakkındadır.

Buradan şu sonucu çıkarmak doğru değildir:

“Kur’an cenaze salâtını tamamen yasaklıyor.”

Hayır.

Aynı şekilde şu da söylenemez:

“Kur’an bugünkü şekliyle cenaze namazını bütün ayrıntılarıyla tarif ediyor.”

Bu da doğru değildir.

Kur’an'da cenaze salâtının;

  • kaç tekbir olacağı,
  • hangi duaların okunacağı,
  • nasıl saf tutulacağı,
  • hangi sırayla yapılacağı

gibi ayrıntılı bir ritüel tarifi bulunmaz.

Dolayısıyla burada dikkat edilmesi gereken şey şudur:

Kur’an’da “ölünün üzerine salât” ifadesi vardır; fakat bugün uygulanan cenaze namazının bütün ritüel ayrıntıları Kur’an’da tarif edilmemiştir.

PEKİ MÜMİN ÖLDÜĞÜNDE NE YAPACAĞIZ?

Kur’an’ın açıkça gösterdiği bir şey vardır:

Allah’tan bağışlanma dilemek.

Haşr 59:10:

“Rabbimiz! Bizi ve bizden önce iman etmiş kardeşlerimizi bağışla. Kalplerimizde iman edenlere karşı bir kin bırakma. Rabbimiz! Şüphesiz Sen çok şefkatlisin, çok merhametlisin.”

Burada müminler, kendilerinden önce iman etmiş kardeşleri için Allah’a dua ediyorlar.

Dikkat edin:

Ölüden bir şey istenmiyor.

Kabirden yardım beklenmiyor.

Bir din adamından aracılık talep edilmiyor.

Doğrudan Allah’a yönelinmektedir.

Nûh 71:28'de de şöyle dua edilir:

“Rabbim! Beni, anne-babamı, evime mümin olarak gireni ve bütün mümin erkekleri ve mümin kadınları bağışla...”

Demek ki Kur’an'ın gösterdiği yol açıktır:

Bağışlanmayı Allah’tan dile.

“SALÂT” İLE “DUA”YI BİRBİRİNE KARIŞTIRMAYALIM

Kur’an’daki salât kavramını otomatik olarak bugün “cenaze namazı” dediğimiz belirli bir ritüelle özdeşleştirmek doğru değildir.

Tevbe 9:103'te şöyle buyurulur:

“Onların mallarından sadaka al; bununla onları temizler ve arındırırsın. Ve onlar için salât et. Şüphesiz senin salâtın onlar için bir huzurdur. Allah işitendir, bilendir.”

Buradaki bağlam hayatta olan insanların mallarından verdikleri sadaka ve onların arındırılmasıdır.

Bu nedenle her “salât” kelimesini otomatik olarak bugünkü teknik anlamıyla “namaz” diye çevirmek veya her salâtı aynı ritüel kabul etmek yerine, ayetlerin bağlamına bakmak gerekir.

KABİR BAŞINDA NE YAPACAĞIZ?

Kur’an şöyle buyurur:

“Dirilerle ölüler de bir değildir. Şüphesiz Allah dilediğine işittirir. Sen kabirlerde bulunanlara işittirecek değilsin.”
Fâtır 35:22

Bu ayet, kabirlerde bulunanları dinî anlamda muhatap alma konusunda ciddi bir uyarıdır.

Kur’an'ın yönlendirmesi yine Allah’a doğrudur.

Ölülerden istemek yerine Allah’tan istemek.

Kabirlerden medet ummak yerine Allah’a yönelmek.

PEKİ ÖLÜNÜN ARDINDAN KABİR BAŞINDA SALÂT?

Tevbe 9:84'te Allah, inkâr üzere ölenler hakkında:

“...kabri başında durma...”

buyuruyor.

Bu ayetten hareketle Kur’an’ın ölülerin kabirlerini bir dinî ritüel merkezi haline getirmediği açıktır.

Ancak bu ayet, mümin bir insanın mezarını ziyaret etmesini veya yakınlarının mezarı başında bulunmasını genel olarak haram ilan eden bir ayet değildir.

Burada önemli olan, ayetin bağlamını aşmadan konuşmaktır.

ÖLÜNÜN ARDINDAN ASIL SORUMLULUKLAR

Kur’an ölümden sonra yapılacakları yalnızca kabir etrafında şekillendirmez.

Ölen kişinin vasiyeti ve mirası da son derece önemlidir.

Bakara 2:180:

“Size, birinizin ölümü yaklaştığında, eğer bir hayır bırakacaksa anne-babaya ve yakınlara uygun bir biçimde vasiyet etmesi yazıldı...”

Nisâ 4:11–12 ve 4:176'da miras paylaşımının ölçüleri açıklanır.

Yani Kur’an'ın ölüm sonrası yaklaşımı sadece:

“Mezara ne okuyacağız?”

sorusundan ibaret değildir.

Asıl soru şudur:

Ölen kişinin bıraktığı hakları yerine getiriyor muyuz?

Vasiyetine uyuyor muyuz?

Mirası Allah’ın belirlediği ölçülerle paylaşıyor muyuz?

DİNE EKLEME YAPMAK

Asıl problem burada ortaya çıkar.

Bir uygulama yüzlerce yıldır yapılıyor olabilir.

Toplum tarafından benimsenmiş olabilir.

Din görevlileri tarafından tavsiye edilebilir.

Fakat bunların hiçbiri onu otomatik olarak Allah’ın emri haline getirmez.

Kur’an soruyor:

“Yoksa onların, Allah’ın izin vermediği şeyi kendileri için din olarak koyan ortakları mı var?”
Şûrâ 42:21

İşte ölçü budur.

Allah emretmiş mi?

Emretmişse uyarız.

Allah'ın kitabında açıkça bulunmayan bir uygulamayı ise Allah’ın diniymiş gibi insanlara dayatamayız.

SONUÇ: ÖLÜNÜN ARDINDAN KUR’ANİ TAVIR

Kur’an’dan gördüğümüz çerçeveyi açıkça ortaya koyalım:

Ölmüş müminler için Allah’tan bağışlanma dilemek vardır.
Haşr 59:10; Nûh 71:28

Ölen kişinin vasiyetini yerine getirmek vardır.
Bakara 2:180

Mirası Allah’ın belirlediği ölçülere göre paylaşmak vardır.
Nisâ 4:11–12, 176

İnkâr üzere ölenler için salât etmemek ve kabri başında durmamak vardır.
Tevbe 9:84

Kabirlerde bulunanlara işittirecek gücümüz olmadığı bildirilmektedir.
Fâtır 35:22

Fakat Kur’an'da bugün uygulanan cenaze namazının tekbirlerinden dualarına kadar ayrıntılı bir ritüel tarifi yoktur.

Öyleyse dürüst olalım.

Kur’an’ın söylediğini Kur’an’ın söylediği kadar söyleyelim.

Kur’an’ın söylemediğini ise Allah söylemiş gibi anlatmayalım.

Çünkü mesele ölen kişinin ardından ne kadar tören yaptığımız değildir.

Asıl mesele:

Allah’ın dinine ne kadar sadık kaldığımızdır.

“Bugün size dininizi tamamladım...”
Mâide 5:3

Din tamamlandıysa bizim görevimiz dine yeni hükümler ve ritüeller eklemek değil, Allah’ın indirdiğine teslim olmaktır.

Yorumlar

Öne çıkan Makaleler

Kurana göre Sevgi ile Aşk ❤

YASAK MEYVE ? 🍎

Habibullah demek ŞİRKTİR 📣