TEDRİS EDİLEN BİR KİTAPLAR

 


KUR’AN SADECE OKUNAN BİR KİTAP MI, YOKSA TEDRİS EDİLEN BİR KİTAP MI?

Kur’an hakkında konuşurken çoğu zaman “okumak” ve “dinlemek” kelimelerini kullanıyoruz. Peki Allah, Kitabıyla nasıl bir ilişki kurmamızı istiyor?

Bu sorunun cevabı, çoğu zaman gözümüzün önünden geçen fakat üzerinde yeterince durulmayan bir kelimede saklıdır:

Tedris.

Âl-i İmrân 79’da Allah şöyle buyurur:

“Allah’ın kendisine Kitab’ı, hükmü ve nebîliği verdiği hiçbir insanın, sonra insanlara: ‘Allah’ı bırakıp bana kullar olun’ demesi mümkün değildir. Fakat: ‘Kitabı öğretiyor olmanız ve onu tedris ediyor olmanız sebebiyle rabbaniler olun’ der.”

Burada iki önemli faaliyet birlikte zikredilir:

Kitabı öğretmek ve Kitabı tedris etmek.

Tedris; ders çalışmak, öğrenmek, incelemek, üzerinde çalışmak anlam alanına sahiptir.

Demek ki Kitap yalnızca okunacak bir metin değildir.

Kitap tedris edilir.


KUR’AN'DA TEDRİS EDİLEN ŞEY NEDİR?

Bu kelimenin Kur’an’daki diğer kullanımları konuyu daha da açık hâle getirir.

A‘râf 169’da Allah, Kitab’a mirasçı olan bir topluluktan söz eder:

“Onlardan sonra Kitab’a mirasçı olan bir nesil geldi. Şu aşağılık dünyanın geçici menfaatini alıyor ve ‘Biz bağışlanacağız’ diyorlardı. Kendilerine bunun benzeri bir menfaat daha gelirse onu da alıyorlardı. Kitab’ın misakı, Allah hakkında yalnızca hakkı söylemeleri konusunda onlardan alınmamış mıydı? Üstelik Kitab’ın içindekileri tedris etmişlerdi. Takva sahipleri için ahiret yurdu daha hayırlıdır. Hâlâ akletmeyecek misiniz?”

Burada son derece dikkat çekici bir durum vardır:

Kitab’ın içindekileri tedris etmişlerdi.

Yani Kitab'ı bilmiyor değillerdi.

Fakat bilmeleri onları otomatik olarak hakka ulaştırmamıştı.

Çünkü aynı ayette onların Allah hakkında gerçek olmayan şeyler söylemeleri eleştiriliyor.

Bu çok önemli bir uyarıdır:

Kitab’ı bilmek başka, Kitab’a teslim olmak başkadır.

İnsan çok okuyabilir, çok ezberleyebilir, çok konuşabilir; fakat Allah hakkında Kitab’ın söylemediğini söylemeye devam edebilir.


SEBE 44: TEDRİS EDİLEN KİTAPLAR

Sebe 44'te ise şöyle buyurulur:

“Biz onlara tedris edecekleri kitaplar vermedik ve senden önce onlara hiçbir uyarıcı göndermedik.”

Burada da Kitap ile tedris doğrudan ilişkilendirilmiştir.

Artık soru daha da belirginleşiyor:

Biz Kur’an’ı gerçekten tedris ediyor muyuz?

Yoksa Kur’an'ı yalnızca okuyor, fakat ne söylediğini araştırmayı başkalarına mı bırakıyoruz?


KUR’AN HAKKINDA MI, KUR’AN'DAN MI ÖĞRENİYORUZ?

Bugün din adına konuşulduğunda çoğu insanın ilk başvurduğu yer Kur’an olmayabiliyor.

“Falanca âlim ne demiş?”

“Bu mezhep ne diyor?”

“Bu hoca nasıl açıklıyor?”

“Gelenekte bunun karşılığı nedir?”

Bunların hepsi araştırılabilir.

Fakat temel soru değişmez:

Allah ne diyor?

Çünkü Allah şöyle buyuruyor:

“Hüküm yalnızca Allah’ındır. O, kendisinden başkasına kulluk etmemenizi emretmiştir. Dosdoğru din budur; fakat insanların çoğu bilmiyor.” (Yûsuf 12:40)

Dinin hüküm koyucusu Allah ise, Allah'ın kitabı da dinin temel ölçüsüdür.

Öyleyse Kur’an'ı tedris etmek, başkalarının Kur’an hakkında söylediklerini ezberlemek değildir.

Kur’an'ın kendisini incelemektir.


KUR’AN KENDİSİNİ NASIL TANIMLIYOR?

Nahl 89'da Allah şöyle buyurur:

“Sana Kitab’ı her şeyi açıklayan, hidayet, rahmet ve Müslümanlar için müjde olarak indirdik.”

Bu ifade Kur’an'ın konumunu anlamak açısından son derece önemlidir.

Allah Kitab'ı açıklayıcı olarak tanımlıyor.

Öyleyse Kur’an'ı anlamaya çalışırken ilk yapılması gereken şey, Kur’an'ın kendi açıklamalarını takip etmektir.

Bir ayeti diğer ayetlerden koparmak yerine aynı konudaki ayetleri bir araya getirmek...

Bir kavramın anlamını dışarıdan dayatmak yerine Kur’an'ın o kavramı nerelerde ve nasıl kullandığını araştırmak...

Bir hükmü tek bir ayetten çıkarmak yerine konu bütünlüğünü görmek...

İşte tedris budur.


SADECE TİLAVET ETMEK YETERLİ Mİ?

Kur’an'ın okunması elbette önemlidir.

Fakat Kur’an'ın amacı yalnızca seslendirilmek değildir.

Bir kitabı sürekli seslendirdiğiniz hâlde içeriğini araştırmıyorsanız, o kitabın mesajıyla gerçek anlamda buluşmuş olur musunuz?

Kur’an insanları düşünmeye çağırıyor:

“Onlar Kur’an’ı düşünmüyorlar mı? Yoksa kalplerinin üzerinde kilitler mi var?” (Muhammed 47:24)

Demek ki Kur’an ile ilişki:

okumak → düşünmek → anlamak → hayatımıza taşımak

şeklinde ilerlemelidir.


ASIL SARSICI NOKTA

Belki de bugün kendimize sormamız gereken soru:

“Kur’an’ı okuyor muyum?” değil.

Daha ağır olan soru şudur:

“Kur’an’ı tedris ediyor muyum?”

Çünkü okumak birkaç dakika sürebilir.

Ezberlemek yıllar sürebilir.

Fakat tedris etmek, Kitab'ın hayatımıza müdahale etmesine izin vermektir.

Ayet geldiğinde görüşümüzü değiştirebilmek...

Alışkanlığımız ayete ters düşüyorsa alışkanlığımızı sorgulamak...

Toplumun kabul ettiği bir din anlayışı Kur’an'a uymuyorsa toplumu değil Kitab'ı ölçü almak...

İşte gerçek yüzleşme burada başlar.


KUR’AN’I KİMİN DİNİ OLARAK YAŞIYORUZ?

Âl-i İmrân 79 bize çok önemli bir ölçü verir:

Kitabı öğretmek ve Kitabı tedris etmek.

A‘râf 169 bize başka bir uyarı verir:

Kitab'ın içindekilerini tedris etmiş olmak, insanı otomatik olarak haklı çıkarmaz.

Sebe 44 ise kitapların tedris edilebileceğini açıkça ifade eder.

Öyleyse mesele sadece:

“Kur’an elimizde mi?”

değildir.

Asıl mesele:

“Kur’an hayatımızda mı?”

Çünkü Kur’an'ı rafta bulundurmak başka,

Kur’an'ı okumak başka,

Kur’an'ı tedris etmek başka,

Kur’an'a teslim olmak ise bambaşkadır.

Bugün belki de en büyük problem Kur’an'ın insanların elinden alınması değil;

Kur’an'ın insanların elinde olup, hükmünün hayatlarından çıkarılmasıdır.

Kitap okunuyor olabilir.

Ezberleniyor olabilir.

Üzerine konferanslar veriliyor olabilir.

Fakat Allah'ın Kitabı gerçekten tedris ediliyor mu?

İşte cevaplamamız gereken soru budur.

Kur’an'ı sadece okumayın.
Kur’an'ı tedris edin.
Çünkü Allah'ın Kitabı, hakkında konuşulacak bir nesne değil; hayatımıza hükmedecek bir vahiydir.

Yorumlar

Öne çıkan Makaleler

Kurana göre Sevgi ile Aşk ❤

YASAK MEYVE ? 🍎

Habibullah demek ŞİRKTİR 📣