Kayıtlar

Ocak, 2026 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Putlar Allah’a yaklaştırmaz❗️

Resim
Putlar Allah’a yaklaştırmaz. Ama insanlar yaklaştırdığını zanneder. Mekanizma burada işler. Kur’an’ın ifadesi çok net: “Biz onlara sadece bizi Allah’a daha çok yaklaştırsınlar diye kulluk ediyoruz.” (Zümer 3) Yani mesele “Allah yok” demek değildir. Tam tersine: Allah vardır ama ulaşılmaz görülür. 1. Put nasıl “yaklaştırıcı” olur? Put, Allah’ın yerini almaz, önüne geçer. İnsan zihni şunu kurar: Allah mutlak, yüce, korkutucu Ben sıradanım, kirliyim, eksiğim O hâlde aracı gerekir Put bu boşluğu doldurur: Somut Dokunulabilir Kontrol edilebilir Pazarlık yapılabilir Bu yüzden Kur’an putperestliği “inkâr” değil şirk olarak adlandırır. 2. Yaklaştırma iddiası bir aldatmadır Kur’an bu iddiayı psikolojik ve ontolojik bir sapma olarak görür: “Onların çoğu Allah’a iman eder ama şirk koşmadan iman etmez.” (Yusuf 106) Yani: Allah’a inanıyor Ama yetkiyi, aracılığı, hüküm koymayı başkasına veriyor Put burada taş değildir. Yetki verilen her şey puttur. 3. Modern putlar daha tehlikelidir Bugün kimse taşı...

Kader ve İnsanın Kuşu

Resim
Kader, Sorumluluk ve İnsanın Kuşu: Kendi Hikâyenin Yazarı Olmak "Yazılmış Senaryo" Yanılgısı İnsan zihnini en çok meşgul eden sorulardan biri şudur: Eğer her şey Allah’ın bilgisi dâhilindeyse, ben sadece bir kaderi mi yaşıyorum? Yaptıklarımdan dolayı suç bana mı, yoksa Tanrı’ya mı aittir? Kur’an bu soruya soyut felsefî tartışmalarla değil; sorumluluk, tercih ve sonuç ekseninde cevap verir. Anahtar ayetlerden biri şudur: “Her insanın kuşunu (amelini/bahtını) kendi boynuna doladık. Kıyamet günü onun için açılmış bir kitap çıkarırız.” (İsrâ 13) Bu ayet, kader tartışmasının merkezini net biçimde belirler: Yük insana aittir; kayıt ise ilahîdir. 1. "Kuş" Metaforu: Taşınan Yük, Seçilen Yol Kur’an’daki “ta'ir” (kuş) kavramı, kadim Arap dilinde kişinin talihini, yönelişini ve yaptıklarının toplamını ifade eder. Ayet, bu kuşun insanın boynuna dolandığını söyler. Boyun, kaçınılamayan ve sürekli taşınan yerdir. Buradaki vurgu açıktır: Kuş, Allah’ın kuluna zorla dayattığı ...

Allah’a Şer İçin Dua Etmek

Resim
  Allah’a Şer İçin Dua Etmek: Kur’an’da Bozulmuş Talep Bilinci Giriş: Dua Masum Mudur? Dua genellikle “iyi bir şey istemek” olarak algılanır. Oysa Kur’an’a göre dua; insanın niyetinin, idrak seviyesinin ve Allah tasavvurunun aynasıdır . Bu nedenle Kur’an, sadece kabul edilen dualardan değil; yanlış yönelmiş, bozulmuş ve hatta şer talep eden dualardan da söz eder. Kur’an’ın sarsıcı tespiti şudur: “İnsan hayrı ister gibi şerri ister. İnsan çok acelecidir.” (İsrâ 11) Bu ayet, Allah’a şer için dua etme hâlinin istisna değil, insanın fıtrî zaaflarından biri olduğunu açıkça ortaya koyar. 1. Şer Duasının Kaynağı: Acelecilik ve Körlüğü Kur’an’a göre insanın temel problemlerinden biri aceleciliktir (ʿacel) . Acelecilik, olayların hikmetli sonucunu değil, yalnızca anlık rahatlamayı hedefler: “Eğer Allah, insanlara hayrı acele istedikleri gibi şerri de acele verseydi, onların işi bitirilmiş olurdu.” (Yûnus 11) Bu ayet, ilahî rahmetin bir tecellisi olarak Allah’ın her duaya “istendiği gibi...

Dinde Sarsıcı Gerçek: MEHCURLAŞTIRMA

Resim
  Kur’an’da Ayeti Etkisizleştirmenin Derin Mekanizması: “Mehcûrlaştırma” Kur’an’da ayeti etkisizleştirme çabası, farklı yöntemler gibi görünse de aslında tek bir ana stratejinin alt başlıklarıdır : Ayetin hayattan hicret ettirilmesi. Bu yüzden Kur’an, meselenin adını bizzat Resul’ün ağzından koyar: “Resul dedi ki: ‘Ey Rabbim! Kavmim bu Kur’an’ı mehcûr bıraktı.’”  (Furkân 30) Mehcûr , sadece “terk edilmiş” demek değildir. Bu kelime, yaşanması gereken bir hakikatin, hayatın merkezinden sürgün edilmesi anlamına gelir. Ayet vardır. Okunur. Asılıdır. Ama yönetmez . İşte Kur’an’ın teşhis ettiği bütün “ayet etkisizleştirme” yöntemleri, bu mehcûrlaştırma sürecinin farklı yüzleridir . Mehcûrlaştırmanın Katmanları (Tek Mekanizmanın Farklı Yüzleri) 1. Ayetin Durağanlaştırılması (Ritüele Hapsedilmesi) Mehcûrlaştırmanın ilk adımı, ayeti hareketsiz hâle getirmektir . Ayet konuşur ama hayata müdahale etmez . “Bu Kur’an’ı mehcûr bıraktılar…” ( Furkân  30) Ayet inkâr ed...

Allah’a Eziyet Mümkün mü?

Resim
  Allah’a Eziyet Mümkün mü? “Allah’a ve Resûlü’ne eziyet edenler var ya; Allah onlara dünyada da ahirette de lanet etmiştir ve onlar için alçaltıcı bir azap hazırlamıştır.” (Ahzâb, 57) Bu ayet, Kur’an’ın okuyucuyu bilinçli biçimde duraksattığı eşik ayetlerden biridir. Çünkü soru kaçınılmazdır: Mutlak, Ganiyy, Azîz olan Allah’a nasıl eziyet edilebilir? Bu soru, basit bir itiraz değil; Kur’an’ın tenzih ilkesini (Allah’ı her türlü noksanlıktan uzak tutma) ciddiye alan her okuyucunun zihninde doğması gereken meşru bir sorudur. Ayetin gücü de tam burada ortaya çıkar: Kur’an, Allah’ı savunmak için değil, insanı ifşa etmek için bu dili kullanır. 1. Tenzih ve Beşerî Dil Arasındaki İlahi Denge Kur’an, Allah hakkında konuşurken iki uçtan da kaçınır: Allah’ı insanlaştıran kabalık, Allah’ı hayattan koparan soyut metafizikten. Bu nedenle Kur’an’da: Allah’a “borç verilmesi”, Allah’a “yardım edilmesi”, Allah’ın “unutulması”, Allah’a “eziyet edilmesi” gibi ifadele...

Donmuş Vicdanın Portresi

Resim
  Kur’ânî Bir Karakter Analizi Sorumluluktan Kaçan ve Diliyle Savaşan Tip  Kur’ân-ı Kerîm, insanı yalnızca inanç beyanlarıyla değil, kriz anlarında sergilediği tutumlarla tanımlar. Ahzâb Suresi 19. ayet, bu bağlamda, iman iddiası ile fiilî duruş arasındaki kopuşu gözler önüne seren en çarpıcı pasajlardan biridir. Ayet, belirli bir tarihsel bağlama (Hendek süreci) otursa da, sunduğu karakter portresi zamandan bağımsız bir ruh hâlini resmeder. 1. Hayra Cimrilik ve Menfaat Odaklı Din Algısı Ahzâb 19’daki karakterin ilk ayırt edici vasfı şudur: “eşihhatun ale’l-hayr” – hayra karşı son derece cimridirler. Buradaki cimrilik, dar anlamda mal cimriliği değildir. Kur’an bağlamında bu tutum; Vakit cimriliği, Risk almaktan kaçınma, Sorumluluk üstlenmeme, Bedel gerektiren iyilikten uzak durma şeklinde tezahür eder. Bu tip, Kur’an’da “kıyısından ibadet eden” karakterle örtüşür: “İnsanlardan öylesi vardır ki, Allah’a kıyısından kenarından kulluk eder. Eğer kendisine bir hayır dokunursa o...

Kanalları Kapat, Sistem Kurusun

Resim
Kur’an’da Dönüşüm Mantığı: Kanalları Kapat, Sistem Kurusun  Beklenmedik Bir Hakikat İslam eleştirilerinde en sık tekrarlanan iddialardan biri, köleliğin İslam tarafından meşrulaştırıldığıdır. Oysa Kur’an’a yakından bakıldığında bambaşka bir tablo ortaya çıkar: Köleliği kalıcı bir hukuk kurumu hâline getirmek yerine, onu adım adım çözen ve özgürlüğü insanın asli hâli olarak inşa eden bir perspektif. Kur’an, mevcut zulüm düzenlerini kutsamaz; onları içeriden dönüştürerek etkisizleştirir. Kölelik meselesi bunun en çarpıcı örneklerinden biridir. 1. Kölelik Öncesi Dünyada İnsanlık Manzarası İslam öncesi dünyada kölelik, sadece Arap toplumuna özgü bir uygulama değildi. Roma’dan Pers’e, Hindistan’dan Çin’e kadar bütün büyük medeniyetlerde kölelik ekonomik ve askerî düzenin ayrılmaz parçasıydı. İnsan: Savaşta esir alınıyor, Pazarlarda alınıp satılıyor, Doğuştan köle olarak dünyaya geliyordu. İnsan onuru, düzenin değil; düzen insanın üstündeydi. 2. Kur’an’da Dönüşüm Mantığı: Kanalları Kap...

Bilginin Değil, İstikametin Kaybı

Resim
  Bilginin Değil, İstikametin Kaybı Kur’an’da Hareket, Yol ve Akleden Kalp Kur’an Statik Bir Kitap Değil, Yürüyen Bir Hitaptır Kur’an, insanı bilgilendirmekten çok yerinden kaldırmayı amaçlayan bir hitaptır. Bu yüzden onun dili, masa başı bir epistemolojinin değil; yol, sefer, hicret ve dolaşma metaforlarıyla örülü dinamik bir varoluş çağrısıdır . Hacc Suresi 46. ayette geçen şu soru, bu çağrının en çarpıcı örneklerinden biridir: “Yeryüzünde dolaşmıyorlar mı ki kendileriyle akledecek kalpleri, kendileriyle işitecek kulakları olsun? Gerçek şu ki kör olan gözler değil, göğüslerdeki kalplerdir.” Bu ayet, insanın sorununu bilgi eksikliği olarak değil, istikamet kaybı olarak teşhis eder. Kur’an’a göre hakikat, zihinde biriken bir veri değil; yürüdükçe açılan bir ufuktur. 1. Akıl Bir Nesne Değil, Bir Eylemdir Geleneksel bilgi felsefesi bilmeyi, zihinsel bir tasavvur olarak tanımlar. Kur’an ise radikal bir kopuşla şunu söyler: Bilmek, oturarak değil; yürüyerek gerçekleşir. ...

Kur’anda Kapısı Olan Duvar

Resim
  Eşik ve Engel Kur’an’ın Mimarisinde Kapısı Olan Duvar Giriş: Hakikatin Mekânla Konuşması Kur’an-ı Kerim, insanın hakikatle ilişkisini çoğu zaman somut mekân tasvirleri üzerinden kurar. Ancak bu tasvirler süsleyici anlatılar değil; kalbin yönelişini, niyetin ağırlığını ve amelin akıbetini gösteren ilahî işaretlerdir. Bu bağlamda Kur’an’da geçen duvar , perde , set , yükseklik gibi kavramlar; coğrafî engellerden çok, iman ile gösteriş , samimiyet ile oyalama , teslimiyet ile erteleme arasındaki sınırları temsil eder. Bu mimarinin en sarsıcı örneklerinden biri, Hadîd Suresi 13. ayette karşımıza çıkan “kapısı olan duvar” tasviridir: “Aralarına, kapısı olan bir duvar çekilir. İç tarafında rahmet, dış tarafında ise azap vardır.” (Hadîd, 57/13) Bu duvar, taş ve topraktan değil; niyetlerden, tercihlerden ve ertelenmiş sadakatlerden örülmüştür. 1. Yakınlık İçindeki Ayrılık: Aynı Saf, Farklı Akıbet Hadîd Suresi’nde bu duvar, inkârcılarla inananlar arasına değil; inananla...