KUR’ANCILARA KARŞI: KUR’ANSIZLAR
KUR’ANCILARA KARŞI: KUR’ANSIZLAR
Kur’an’ı dinin temel ve belirleyici ölçüsü kabul eden insanlara “Kur’ancı” deniyor.
Peki neden?
Bir Müslüman, Allah’ın kitabını ölçü aldığını söylediğinde neden ona yeni bir kimlik verilmek isteniyor? Neden “Kur’ancı” deniliyor da Kur’an’ın yanında insan sözlerini, rivayetleri ve mezhepsel kabulleri dinin vazgeçilmez kaynakları olarak görenler için aynı sorgulama yapılmıyor?
Çünkü mesele çoğu zaman bir isimlendirme meselesi değil; dinin kaynağı ve ölçüsü meselesidir.
Kur’an, Allah’ın kitabını hakem olarak ortaya koyar:
“Allah size Kitab’ı ayrıntılı olarak indirmişken O’ndan başka bir hakem mi arayayım?”En‘âm 6:114
Bu ayet, Müslümanın önüne çok net bir soru koyar:
Allah’ın kitabı varken din konusunda başka bir hakem aramak neden gerekli olsun?
Kur’an yine açıkça:
“Hüküm yalnız Allah’ındır.”Yûsuf 12:40
buyurur.
Öyleyse insanların sözleri, tarihsel kabuller veya gelenekler nasıl olur da Allah’ın hükmüyle aynı seviyeye çıkarılabilir?
Burada dikkat edilmesi gereken nokta şudur: İnsanların tarih, kültür veya bilgi aktarımı yapması ayrı bir konudur. Asıl mesele, insan sözlerinin dinî hüküm koyan bağımsız bir otoriteye dönüştürülmesidir.
Kur’an’ın kendisi hakkında söylediğine bakalım:
“Şüphesiz bu Kur’an, en doğru yola iletir.”İsrâ 17:9
Ve yine:
“Yoksa sizin bir kitabınız var da onda mı okuyorsunuz?”Kalem 68:37
Bu soru bugün de geçerlidir.
Din adına söylediğimiz şey gerçekten Allah’ın kitabında var mı?
Yoksa Allah’ın kitabına sonradan eklediğimiz kabulleri mi din diye savunuyoruz?
İşte Kur’an’ın ayetleri burada insanın kendi inancını sorgulamasını ister.
Kur’an’a başvuran insan, yeni bir din icat etmiyor.
Yeni bir mezhep kurmuyor.
Kendisine ayrıcalıklı bir kimlik oluşturmuyor.
Tam tersine, dinin kaynağını Allah’ın vahyine döndürmeye çalışıyor.
Bu nedenle “Kur’ancı” sözüyle küçümsenmeye çalışılması, aslında temel soruyu değiştirmiyor:
Allah’ın kitabı din konusunda yeterli bir ölçü müdür, değil midir?
Eğer yeterliyse, Kur’an’ı ölçü alan Müslümana neden “Kur’ancı” diyerek ayrı bir sınıf oluşturuyoruz?
Belki de asıl sorgulanması gereken, Kur’an’a sarılanların neden böyle adlandırıldığı değil; Kur’an’ın yanına din adına başka otoritelerin neden konulduğudur.
Çünkü Kur’an bir grubun, mezhebin, cemaatin veya din adamlarının mülkü değildir.
Kur’an Allah’ın kitabıdır.
Ve Allah’ın kitabı üzerinde hiç kimsenin mülkiyet hakkı yoktur.
PEKİ BİZ KİMİZ?
İşte bütün bu tartışmanın sonunda asıl cevap burada ortaya çıkıyor.
Bize “Kur’ancı” diyorlar.
Fakat biz kendimize bu ismi vermedik.
Bizi Rabbimiz isimlendirdi.
Kur’an şöyle buyuruyor:
“O, sizi Müslümanlar olarak isimlendirdi.”Hac 22:78
İşte bizim kimliğimiz budur:
MÜSLÜMAN
Ne “Kur’ancı” etiketi bizim kimliğimizdir, ne mezhep, ne cemaat, ne de başka bir insan yapımı aidiyet.
Bizi Rabbimiz Müslüman olarak isimlendirmiştir.
Kur’an’a sarılmamızın sebebi de “Kur’ancı” diye ayrı bir din kurmak değildir.
Müslüman olduğumuz için Rabbimizin kitabına sarılıyoruz.
Kur’an bizim kitabımızdır.
Allah bizim Rabbimizdir.
Hüküm O’nundur.
Ve din adına konuştuğumuzda ölçümüz, Allah’ın indirdiği vahiydir.
Bu yüzden bize “Kur’ancı” diyerek bir etiket yapıştırılabilir.
Ama bizim cevabımız nettir:
Biz Kur’ancı değiliz; biz Müslümanız.
Kur’an’a sarılıyoruz çünkü Rabbimiz bizi Müslüman olarak isimlendirdi.
Ve Müslümanlığımızı belirleyen en temel kaynak, Rabbimizin indirdiği Kitap’tır.
MÜSLÜMAN.
UYARI / HATIRLATMA

Yorumlar
Yorum Gönder