NEBÎ, ÖNCEKİ ELÇİLERE NASIL SORACAKTI?


ZUHRUF 45: NEBÎ, ÖNCEKİ ELÇİLERE NASIL SORACAKTI?

Kur’an’da bazı ayetler vardır ki tek başına okunduğunda bir soru bırakır; fakat Kur’an’ın bütünüyle birlikte düşünüldüğünde o soru, çok daha büyük bir hakikatin kapısını açar. Zuhruf Suresi 45. ayet de bunlardan biridir:

“Senden önce gönderdiğimiz elçilerimize sor: Rahmân’dan başka kendilerine kulluk edilen ilahlar kıldık mı?”
Zuhruf 43:45

İlk bakışta insanın zihnine şu soru gelir:

Muhammed Nebî, kendisinden önce gönderilmiş elçilere nasıl soracaktı?

Onlarla yeniden görüşüp konuşması mı isteniyordu?

Ayetin mesajını bu şekilde anlamaya çalışmak yerine, Kur’an’ın kendi açıklamalarına bakmak gerekir. Çünkü Kur’an, nebilerin mesajını birbirinden kopuk dinler olarak değil, aynı ilahî çağrının devamı olarak sunar.

TARİHSEL VE METİNSEL TANIKLIK: “SOR” EMRİ

Ayetteki “sor” emrini mutlaka fiziksel bir görüşme şeklinde anlamak gerekmez. Burada önceki resullere indirilen vahiylerin metinsel ve tarihsel tanıklığına müracaat söz konusu olabilir.

Nasıl ki bugün “tarihe sorun” dediğimizde tarihin kendisinin konuşmasını değil, tarihsel kayıtların, belgelerin ve tanıklıkların incelenmesini kastederiz; burada da önceki elçilerin bıraktığı ilahî mirasa ve onların vahyî mesajına başvurulması anlamı öne çıkar.

Çünkü Kur’an'ın verdiği cevap zaten açıktır:

“Senden önce hiçbir resûl göndermedik ki ona: ‘Benden başka ilah yoktur; öyleyse bana kulluk edin’ diye vahyetmiş olmayalım.”
Enbiyâ 21:25

Demek ki geçmiş resullerin mesajında ortak bir eksen vardır:

Tevhid.

Allah’tan başka ilah yoktur ve kulluk yalnız Allah’a yapılır.

EHL-İ KİTAP’A YÖNELTİLEN MEYDAN OKUMA

Zuhruf Suresi'nin Mekke döneminde indiği düşünüldüğünde ayetin muhataplığı daha da anlamlı hâle gelir.

Mekke müşrikleri Allah’ın varlığını bütünüyle reddeden insanlar değildi. Sorunları, Allah’ın yanında başka varlıkları da aracılar ve ilahlar konumuna yükseltmeleriydi.

Kur’an onların sözünü şöyle aktarır:

“Biz onlara ancak bizi Allah’a daha fazla yaklaştırsınlar diye kulluk ediyoruz.”
Zümer 39:3

İşte Zuhruf 45 bu zihniyete karşı çok güçlü bir meydan okumadır:

Önceki nebilerin getirdiği vahye bakın!

Hiçbir gerçek nebi, Allah’ın yanında başka ilahlar edinilmesini öğretmemiştir.

Bu açıdan ayet, Ehl-i Kitab’ın elindeki vahyî mirasa ve geçmiş nebilerin gerçek mesajına da dikkat çekmektedir. Tevrat ve İncil’in tarih boyunca geçirdiği süreç ayrı bir tartışma konusu olmakla birlikte, Kur’an’ın temel iddiası açıktır: Allah’ın gönderdiği hiçbir nebi şirk öğretmemiştir.

SÜNNETULLAH'IN DEĞİŞMEYEN İLKESİ

Burada daha büyük bir Kur’an ilkesi ortaya çıkar:

Allah’ın tevhid çağrısı değişmez.

Şeriatların uygulamaya ilişkin bazı hükümlerinin farklılaşması mümkündür. Nitekim Kur’an şöyle der:

“Her biriniz için bir şeriat ve bir yol belirledik.”
Mâide 5:48

Fakat akidenin temelinde değişiklik yoktur.

Allah birdir.

Kulluk O’nadır.

Şirk reddedilir.

Nebilerin görevi Allah’ın mesajını insanlara ulaştırmaktır.

Bu nedenle Kur’an, nebilerin mesajını aynı ilahî çizginin devamı olarak gösterir.

Nuh’tan İbrahim’e, Musa’dan İsa’ya ve Muhammed Nebî’ye kadar temel çağrı aynıdır:

Allah’a kulluk edin ve O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın.

İBRAHİM’İN MİLLETİ DE AYNI ÇAĞRIDIR

İbrahim hakkında Kur’an şöyle der:

“İbrahim ne Yahudi idi ne de Hristiyan. Fakat o, hanif bir Müslümandı; müşriklerden değildi.”
Âl-i İmrân 3:67

İbrahim’in oğullarına vasiyeti ise şöyledir:

“Allah sizin için bu dini seçti. Öyleyse Müslümanlar olarak ölmekten başka bir şekilde ölmeyin.”
Bakara 2:132

Bu ayetler bize önemli bir gerçeği gösterir:

Dinin kaynağı nebilerin şahsı değil, onları gönderen Allah’tır.

Nebiler kendi adlarına din üretmediler. Kendilerine vahyedilene uydular.

BUGÜNÜN DİN ANLAYIŞINA SORULMASI GEREKEN SORU

İşte Zuhruf 45'i bugün okumak, bizi kaçınılmaz olarak şu soruya götürür:

Allah’ın gönderdiği nebiler ne öğretti?

Eğer Allah’ın nebileri yalnız Allah’a kulluğu tebliğ ettiyse, sonradan dine eklenen hangi otoriteler Allah’ın yanına konulabilir?

Eğer Allah:

“Hüküm yalnız Allah’ındır.”
Yusuf 12:40

diyorsa, Allah’ın hükmüne insan sözlerini mutlak dinî otorite olarak ortak etmek nasıl açıklanabilir?

Mesele tam olarak burada düğümlenmektedir.

Nebilerin dini ile insanların sonradan oluşturduğu din birbirinden ayrılmalıdır.

Bunun ölçüsü de kişilerin makamı, geleneklerin eskiliği veya toplumdaki yaygınlığı değildir.

Ölçü vahiydir.

SONUÇ: NEBİLERİN ORTAK ŞEHADETİ

Zuhruf 45 yalnızca geçmiş nebiler hakkında tarihsel bir bilgi değildir. Aynı zamanda insanı dinin kaynağı konusunda düşünmeye zorlayan güçlü bir ölçüdür.

Ayetteki “sor” emri; önceki vahiylerin, tarihsel tanıklığın ve nebilerin ortak mesajının araştırılmasına yönelten bir çağrı olarak okunabilir.

Bu araştırmanın Kur’an’daki sonucu ise açıktır:

Hiçbir gerçek nebi Allah’ın yanında başka ilahlar edinilmesini öğretmemiştir.

Enbiyâ 21:25 bu ortak mesajı açıkça özetler:

“Benden başka ilah yoktur; öyleyse bana kulluk edin.”

Öyleyse bugün sorulması gereken soru şudur:

Biz hangi dinin peşindeyiz?

Nebilerin Allah’tan getirdiği vahyin mi?

Yoksa zaman içerisinde insanların eklediği, kutsallaştırdığı ve Allah’ın dininin yanına koyduğu otoritelerin mi?

Zuhruf 45 bizi geçmişe bakmaya çağırırken aslında bugünü sorgulatıyor:

Nebilerin mirasına dön. Vahyin tanıklığına bak. Tevhidin değişmeyen çizgisini gör.

Çünkü nebilerin ortak çağrısı değişmedi:

Allah’tan başka ilah yoktur.

Kulluk yalnız O’nadır.

Hüküm yalnız O’nundur.

Ve din adına ortaya konan her iddia, sonunda aynı ölçünün karşısında sınanmalıdır:

“Bunu Allah mı söyledi, yoksa insanlar mı Allah’ın dinine ekledi?”


Yorumlar

Öne çıkan Makaleler

Kurana göre Sevgi ile Aşk ❤

YASAK MEYVE ? 🍎

Habibullah demek ŞİRKTİR 📣