Kur'an'da "Biz" "evrensel icraatın dili"
Kur'an'da Allah Neden "Biz" Diyor?
Şah Damarından Yakın Olan "Biz"
Kur'an-ı Kerim'de ilk bakışta dikkat çeken ifadelerden biri, Allah'ın kendisinden bazen "Ben", bazen de "Biz" diye söz etmesidir.
Bir tarafta:
"Şüphesiz Ben Allah'ım. Benden başka ilah yoktur."(Tâhâ 20:14)
diye başlayan açık bir tekillik varken;
diğer tarafta:
"Şüphesiz zikri Biz indirdik." (Hicr 15:9)
"Biz gökleri ve yeri yarattık." (Kaf 50:38)
"Sizi Biz yarattık." (Vâkıa 56:57)
"Biz ona şah damarından daha yakınız." (Kaf 50:16)
ifadeleri yer alır.
Peki tek olan Allah neden bazen "Ben", bazen de "Biz" demektedir?
Bu sorunun cevabı yalnızca dil bilgisiyle değil, Kur'an'ın bütünlüğü içinde okunabilecek ontolojik ve varoluşsal bir bakış açısıyla anlaşılabilir.
"Ben" ve "Biz": Kur'an'da İki Farklı Vurgu
Kur'an'da zamir kullanımı gelişigüzel değildir.
Her kullanımın ait olduğu bağlam farklıdır.
"Ben"
"Ben" zamiri çoğunlukla Allah'ın doğrudan zatını tanıttığı, kulluğun yalnızca O'na yöneltilmesini istediği ve tevhidin açık biçimde ilan edildiği yerlerde kullanılır.
Örneğin:
"Şüphesiz Ben Allah'ım. Benden başka ilah yoktur. Bana kulluk et."(Tâhâ 20:14)
ve
"Şüphesiz Ben Allah'ım."(Kasas 28:30)
Burada konu Allah'ın kim olduğudur.
Dolayısıyla vurgu birlik üzerinedir.
"Biz"
Buna karşılık "Biz" zamiri çoğunlukla Allah'ın gerçekleştirdiği büyük fiiller anlatılırken kullanılır.
Örneğin;
yaratmak,
vahyi indirmek,
rızık vermek,
gökleri yönetmek,
insanı yaşatmak,
hayatı sürdürmek,
ilahî sistemi işletmek.
Kur'an'da bunun birçok örneği vardır.
"Şüphesiz zikri Biz indirdik ve onu koruyacak olan da Biziz."(Hicr 15:9)
"Şüphesiz Biz onu Kadir gecesinde indirdik."(Kadr 97:1)
"Şüphesiz Biz sana Kevser'i verdik."(Kevser 108:1)
"Biz gökleri, yeri ve ikisi arasındakileri yarattık."(Kaf 50:38)
"Sizi Biz yarattık."(Vâkıa 56:57)
Buradaki "Biz", sayısal bir çoğulluk değil; ilahî kudretin, azametin ve evrensel icraatın dilidir.
Çünkü aynı Kur'an kesin biçimde şöyle der:
"De ki: O Allah birdir."(İhlâs 112:1)
ve
"Sizin ilahınız tek bir ilahtır."(Bakara 2:163)
Dolayısıyla "Biz" ifadesini birden fazla ilah bulunduğu şeklinde yorumlamak, Kur'an'ın en temel ilkesi olan tevhidle bağdaşmaz.
"Biz" Sayıyı Değil, İcraatı Anlatır
Kur'an'da "Biz" denildiğinde dikkat çekici olan şey, Allah'ın fiillerinin hiçbir zaman tek boyutlu anlatılmamasıdır.
Bir tohumun filizlenmesi sadece toprağa düşen çekirdekle açıklanamaz.
Arkasında;
su döngüsü,
güneş,
atmosfer,
toprak,
genetik kod,
fotosentez,
zaman,
ölçü,
enerji,
milyarlarca biyolojik süreç vardır.
İnsan tohumu eker.
Fakat tohumu canlı hâle getiren insan değildir.
İşte Vâkıa Suresi tam burada insanı sarsar:
"Ektiğiniz tohumu gördünüz mü? Onu siz mi bitiriyorsunuz, yoksa Biz mi?"(Vâkıa 56:63-64)
İnsan sadece sebebe dokunur.
Hayatı meydana getiren ise ilahî yasadır.
Dolayısıyla Kur'an'ın "Biz" demesi, evrenin her noktasında aynı anda işleyen ilahî kudretin kuşatıcılığını gösterir.
Kehf Suresi: "Benim Bahçem" Yanılsaması
Bu anlayış yalnızca yaratılışta değil, mülkiyet konusunda da karşımıza çıkar.
Kehf Suresi'nde bahçe sahibi şöyle der:
"Benim malım daha çoktur."
Bahçeyi kendisinin yaptığını zanneder.
Fakat Kur'an ona şu soruyu sordurur:
"Bahçene girdiğinde neden 'Maşallah! Güç yalnız Allah'ındır.' demedin?"(Kehf 18:39)
Çünkü bahçenin görünen sahibi insan olabilir.
Ancak görünmeyen sistem bütünüyle Allah'a aittir.
İnsan;
tapuya sahip olabilir,
traktörü kullanabilir,
sulama yapabilir.
Fakat;
yağmuru indiremez,
çekirdeğe hayat veremez,
DNA'yı yazamaz,
güneşi doğduramaz.
Dolayısıyla Kur'an'ın "Biz" dili, insanın kurduğu sahte "ben yaptım" dünyasını yıkar.
İnsan Sebebe Dokunur; Sonucu Yaratan Allah'tır
Bu nedenle Kur'an insanı sürekli şu gerçekle yüzleştirir:
| İnsan | İlâhî İcraat |
|---|---|
| Tohumu eker | Hayatı başlatır |
| Suyu taşır | Suyu yaratır ve döngüsünü kurar |
| Toprağı işler | Toprağa verim kazandırır |
| Bahçeye sahip olur | Bahçeyi yaşatan sistemi işletir |
| Kazandığını sahiplenir | Rızkın bütün sebeplerini yaratır |
İnsan yatay düzlemde faaliyet gösterir.
Allah ise dikey düzlemde bütün sistemi ayakta tutar.
İnsan sebepleri görür.
Kur'an ise sebeplerin arkasındaki faili gösterir.
"Biz Ona Şah Damarından Daha Yakınız"
Kur'an'daki en dikkat çekici "Biz" ifadelerinden biri Kâf Suresi'ndedir.
"Andolsun, insanı Biz yarattık. Nefsinin ona ne fısıldadığını da biliriz. Biz ona şah damarından daha yakınız."(Kâf 50:16)
Burada dikkat edilmesi gereken nokta şudur:
Allah,
"Ben ona şah damarından daha yakınım"
dememektedir.
"Biz ona şah damarından daha yakınız."
demektedir.
Peki neden?
Çünkü ayetin konusu yalnızca Allah'ın zatı değildir.
Konu;
yaratılış,
bilgi,
gözetim,
ilahî tasarruf,
insanın sürekli ilahî sistem içinde bulunmasıdır.
Şah damarı, insanın biyolojik yaşamını temsil eder.
Kur'an ise bundan daha derin bir yakınlıktan söz eder.
İnsanın varlığını her an ayakta tutan ilahî düzen, ona şah damarından bile daha yakındır.
Bu yakınlık;
fiziksel mesafe değildir,
mekânsal temas değildir,
beden içinde bulunmak anlamına gelmez.
Bu yakınlık;
yaratılışın sürekliliği, ilmin kuşatıcılığı ve ilahî tasarrufun kesintisiz işlemesidir.
Nitekim hemen sonraki ayetler bunu açıklar:
"Sağında ve solunda oturan iki alıcı..."(Kâf 50:17)
ve
"İnsan hiçbir söz söylemez ki yanında hazır bir gözetleyici bulunmasın."(Kâf 50:18)
Yakınlık, bağlam içinde bilgi, kayıt ve gözetim ekseninde açıklanmaktadır.
"Biz" ve İlâhî Yasaların İşleyişi
Kur'an'da Allah birçok işi doğrudan kendisine nispet ederken, bu işlerin yaratılmış sebepler ve görevlendirilen varlıklar üzerinden gerçekleştiğini de bildirir.
Örneğin vahiy hakkında şöyle denilir:
"Allah, melekleri ve Rûh'u emrinden olan vahiy ile indirir."(Nahl 16:2)
ve
"Onu güvenilir Ruh senin kalbine indirdi."(Şuarâ 26:193-194)
Vahyin sahibi Allah'tır.
Ancak vahyin ulaştırılmasında ilahî görev dağılımı vardır.
Dolayısıyla Kur'an'daki "Biz indirdik" ifadesi, ilahlığın paylaşılması değil; Allah'ın kurduğu kusursuz ilahî düzenin ve O'nun mutlak hâkimiyetinin bir anlatımıdır.
Kur'an'ın hiçbir yerinde bu düzen, Allah'ın birliğini gölgeleyen bağımsız güç odakları olarak sunulmaz. Sebepler, yasalar ve görevli varlıklar, yalnızca O'nun iradesiyle işleyen yaratılmış araçlardır.
Kur'an'ın İnsana Yönelttiği Asıl Eleştiri
Kur'an'ın "Biz" dili, sadece dilbilgisel bir tercih değildir.
Aynı zamanda insanın en eski hastalığına yöneltilmiş güçlü bir eleştiridir.
İnsan sürekli şöyle der:
Ben yaptım.
Ben kazandım.
Ben ürettim.
Benim malım.
Benim bahçem.
Benim başarım.
Kur'an ise her defasında görünmeyen hakikati hatırlatır:
Tohumu büyüten sen değilsin.
Kalbi çalıştıran sen değilsin.
Yağmuru yağdıran sen değilsin.
Hücreyi bölüştüren sen değilsin.
Rızkı oluşturan sen değilsin.
Sen sebeplere dokunursun.
Varlığı meydana getiren ise Allah'ın kurduğu kusursuz düzendir.
Bu nedenle Kur'an'daki "Biz", insanın sahte öznelliğini kıran ilahî bir hitaptır.
Sonuç: "Biz" Kudretin, "Bir" Zâtın Adıdır
Kur'an'ın bütünlüğü içinde bakıldığında "Ben" ve "Biz" arasında hiçbir çelişki yoktur.
"Ben", Allah'ın zatını, ulûhiyetini ve tevhidi vurgular.
"Biz" ise O'nun yaratma, yönetme, koruma, rızık verme, vahyetme ve evreni kesintisiz işleten kudretini ifade eder.
Dolayısıyla Kâf Suresi'ndeki:
"Biz ona şah damarından daha yakınız."
ifadesi, Allah'ın sayısal bir çoğulluğunu değil; insanın varlığını her an kuşatan ilahî bilgiyi, kudreti, yasaları ve tasarrufu anlatmaktadır.
Kur'an'ın mesajı açıktır:
İnsan, sebepler dünyasında çalışan sınırlı bir özne olabilir; fakat hayatı var eden, düzeni işleten ve bütün varlığı kuşatan yalnızca Allah'tır.
Bu yüzden Kur'an'da "Biz" vardır; fakat asla "birden fazla Allah" yoktur.
Çünkü "Biz", kudretin dilidir; "Bir" ise Zât'ın hakikatidir.

Yorumlar
Yorum Gönder