YAKINLARININ ARASINDA SEVİNÇLİYDİ !

 


YAKINLARININ ARASINDA SEVİNÇLİYDİ!

İnşikak Suresi’nde Kıyamet, İnsan ve Sahte Güven

İnşikak Suresi, gökyüzünün yarılması, yeryüzünün genişletilip içindekileri dışarı atması gibi son derece sarsıcı kozmik sahnelerle başlar.

Fakat sure yalnızca bir kozmik yıkım tablosu çizmez.

Asıl çarpıcı olan, dış dünyadaki bu büyük değişim ile insanın iç dünyasındaki değişimin aynı anlatı içerisinde buluşturulmasıdır.

Gökyüzü yarılır.

Yeryüzü içindekileri dışarı atar.

İnsan Rabbine doğru durmaksızın çabalar.

Sonra herkes kendi kitabıyla karşılaşır.

Bir insan kitabını sağından alır ve sevinç içinde yakınlarına döner.

Bir başka insan ise kitabı arkasından verilenlerden olur.

Ve onun dünyadaki hayatına ilişkin çok çarpıcı bir cümle söylenir:

“O, yakınları arasında sevinçliydi.”

İşte surenin insan psikolojisine yönelen en sarsıcı noktalarından biri buradadır.

Çünkü Kur'an bize yalnızca kimlerin üzüldüğünü veya kimlerin sevindiğini anlatmaz.

Daha derin bir soru sorar:

İnsan neden mutluydu?

Ve daha da önemlisi:

İnsanın dünyadaki sevinci, gerçekten kurtuluşun işareti midir?


1. Dış Evren Yıkılırken İç Evren de Açığa Çıkıyor

Sure:

“Gökyüzü yarıldığı zaman...”

diye başlar.

Ardından:

“Yeryüzü genişletildiği ve içindekileri dışarı attığı, boşaldığı ve Rabbine boyun eğdiği zaman...”

anlamındaki sahneler gelir.

Burada yalnızca fiziksel bir değişim düşünmek yeterli değildir.

Çünkü hemen ardından insanın kendi Rabbiyle karşılaşması gelir.

Bu sıralama dikkat çekicidir:

Kozmik düzen açığa çıkar → insanın çabası ortaya konur → hesap gerçekleşir → insanın gerçek konumu belirir.

Dünyada sağlam sandığımız şeyler çözülür.

Gökyüzü artık alıştığımız gökyüzü değildir.

Yeryüzü artık alıştığımız zemin değildir.

İnsan da artık alıştığı kimliklerin arkasına saklanamaz.

Dünyada insanı koruyor gibi görünen birçok şey o gün anlamını kaybeder:

  • servet,

  • makam,

  • sosyal statü,

  • aile,

  • çevre,

  • itibar,

  • alışkanlık,

  • toplumsal kabul.

İnsan geriye yalnızca kendi hesabıyla kalır.


2. Yeryüzünün İçindekileri Dışarı Atması: Saklanan Hiçbir Şey Kalmıyor

Yeryüzünün içindekileri dışarı atması, surenin en güçlü imgelerinden biridir.

Dünya hayatında insanın yaptığı şeylerden biri de saklamaktır.

Niyetini saklar.

Gerçek düşüncesini saklar.

Yanlışını gerekçelendirir.

Kendisiyle ilgili hoşuna gitmeyen gerçekleri bastırır.

Toplum karşısında başka, kendi içinde başka bir insan olabilir.

Fakat hesap günü geldiğinde yeryüzünün içindekileri dışarı atması gibi, insanın hayatı da bütün sonuçlarıyla önüne serilir.

Artık:

“Ben aslında böyle demek istememiştim.”

“Herkes böyle yapıyordu.”

“Çevrem beni buna yönlendirdi.”

“Ben sadece yakınlarımın yanında huzurlu olmak istemiştim.”

gibi savunmaların güvenli bir alan oluşturması mümkün değildir.

Çünkü dışarı atılan artık yalnızca toprağın içindekiler değildir.

İnsanın hayatı da görünür hale gelir.


3. Evren Boyun Eğiyor, İnsan Kendisine Özgürlük İllüzyonu Kuruyor

İnşikak Suresi'nde gökyüzü ve yeryüzü için son derece dikkat çekici bir ifade kullanılır:

“Rabbine boyun eğmiştir ve ona yaraşan da budur.”

Burada insan için çok güçlü bir karşılaştırma ortaya çıkar.

Evren, bütün azametine rağmen Rabbine boyun eğmektedir.

Gökyüzü kendi başına bir iktidar iddiasında bulunmaz.

Yeryüzü kendi yasasını kendisi belirlemez.

Kozmik düzen, kendisine verilen düzene uygun hareket eder.

İnsan ise küçücük varlığına rağmen kendisini bağımsız bir otorite gibi görebilir.

Kendi arzusunu ölçü yapabilir.

Çevresinin beklentilerini ölçü yapabilir.

Geleneği ölçü yapabilir.

Yakınlarının onayını ölçü yapabilir.

Ve sonunda kendi oluşturduğu dünyayı “gerçek” zannedebilir.

İşte İnşikak Suresi'nin kozmik sahnesi insanın bu yanılsamasını sarsar:

Evren Rabbine boyun eğiyorsa, insanın kendisini Rabbinden bağımsız görmesi nasıl mümkün olabilir?


4. “Ey İnsan! Sen Rabbine Doğru Çabalayıp Durmaktasın”

Sonra sure birdenbire insanın yüzüne döner:

“Ey insan! Şüphesiz sen Rabbine doğru çabalayıp durmaktasın ve sonunda O’na varacaksın.”

Buradaki “kadh” kavramı, insanın zorlanarak, didinerek, yoğun bir çaba içinde ilerlemesini anlatan güçlü bir ifadedir.

Bu ayet insanın hayatını çok farklı bir açıdan gösterir.

İnsan zaten çabalamaktadır.

  • Çalışır.
  • Kazanır.
  • Kaybeder.
  • Koşar.
  • Yorulur.

Bir şeylerin peşinden gider.

Hayatını kurmaya çalışır.

Kendisine güvenli bir alan oluşturmaya çalışır.

Fakat bütün bu çabanın nihai yönü değişmez:

İnsan Rabbine doğru gitmektedir.

İster farkında olsun ister olmasın.

İster kabul etsin ister etmesin.

İster hakikati arasın ister dünyadaki konforunun içine saklansın.

Sonunda varacağı yer hesapla yüzleşmektir.


5. Herkes Çabalıyor, Fakat Herkes Aynı Yöne Bakmıyor

Burada çok önemli bir ayrım ortaya çıkar.

İki insan da yorulabilir.

İki insan da çalışabilir.

İki insan da hayatını sürdürebilmek için mücadele edebilir.

İki insan da çeşitli zorluklardan geçebilir.

Fakat birinin bütün çabası dünya içinde güvenli bir alan oluşturmak olabilir.

Diğerinin çabası ise hakikate uygun yaşamak olabilir.

Birinci insan:

“Nasıl daha rahat ederim?”

diye sorar.

İkinci insan:

“Nasıl doğru yaşarım?”

diye sorar.

İkisi de yorulur.

Fakat çabanın yönü farklıdır.

Bu yüzden İnşikak Suresi'nde asıl mesele insanın yorulup yorulmaması değildir.

Asıl mesele, yorulurken neyin peşinden gittiğidir.


6. “Yakınları Arasında Sevinçliydi”

Ve sonra surenin en sarsıcı insan portrelerinden biri gelir.

Kitabı arkasından verilen kişiden söz edilir ve onun dünya hayatına dair şöyle bir görüntü sunulur:

“O, yakınları arasında sevinçliydi.”

Bu ifade insan psikolojisine olağanüstü bir pencere açar.

Çünkü burada korku içinde yaşayan bir insan görüntüsü yoktur.

Tam tersine:

Yakınlarının arasındadır.

Sevinçlidir.

Kendini güvende hissetmektedir.

Yani insanın dünyadaki psikolojik durumu, onun hakikat karşısındaki konumunu garanti etmemektedir.

İşte burada çok ağır bir soru ortaya çıkar:

Ya senin huzur dediğin şey, seni sorgulamaktan alıkoyan bir güvenlik alanıysa?


7. Yakınlık Bazen Hakikatin Önüne Geçebilir

İnsan en fazla yakınlarının yanında kendisini güvende hisseder.

Çünkü yakın çevre insanın düşüncelerini onaylayabilir.

Aynı alışkanlıkları paylaşabilir.

Aynı kabulleri tekrar edebilir.

Aynı hataları normalleştirebilir.

Böylece insan kendi çevresinin içinde bir “sahte cennet” kurabilir.

Kimse onu rahatsız etmiyorsa,

kimse ona itiraz etmiyorsa,

herkes aynı düşünüyorsa,

insan kendisini doğru yerde zannedebilir.

Fakat hakikat, çoğunluğun verdiği psikolojik rahatlıkla belirlenmez.

İnşikak Suresi bu nedenle “yakınları arasında sevinçliydi” ifadesini özellikle sarsıcı bir bağlama yerleştirir.

Çünkü yakınlarının arasında mutlu olmak güzel bir şeydir.

Ama yakınlarının arasında mutlu olabilmek, hakikate uygun yaşadığının delili değildir.


8. İki Sevinç: Biri Dünyada, Biri Hesaptan Sonra

Şimdi surenin iki insanını yan yana getirelim.

Birinci insan:

Kitabını sağından alır.

Hesabı kolaylaştırılır.

Ve:

“Sevinç içinde yakınlarına döner.”

İkinci insan:

Dünyada:

“Yakınları arasında sevinçliydi.”

Fakat hesabıyla karşılaşınca sonuç bambaşkadır.

Burada Kur'an adeta iki farklı sevinci karşılaştırmaktadır.

Birinci sevinç, hakikatin sonucudur.

İkinci sevinç, dünyanın içinde yaşanan bir duygudur.

Aradaki fark budur.

Bu nedenle:

Mutlu olmak ile kurtulmuş olmak aynı şey değildir.


9. İnsan Sevinci Hakikatin Ölçüsü Sanıyor

İnsan çoğu zaman kendi duygularını hakikatin ölçüsü yapar.

“İçim rahat.”

“Ben huzurluyum.”

“Hayatım güzel.”

“Yakınlarım beni seviyor.”

“Çevrem benimle aynı düşünüyor.”

O halde doğru yerdeyim.

İnşikak Suresi bu çıkarımı bozar.

Çünkü insanın iç huzuru ile hakikate uygunluğu arasında zorunlu bir bağ yoktur.

Bir insan yanlış bir hayatın içinde son derece huzurlu olabilir.

Bir insan doğruyu ararken son derece zorlanabilir.

Hatta hakikati kabul etmek bazen insanın bütün konfor alanını yıkabilir.

Fakat bu yıkım kötü olmak zorunda değildir.

Çünkü bazen insanın kurtuluşu için önce sahte güvenlik alanının yıkılması gerekir.


10. Kozmik Kıyamet ile İçsel Kıyamet

İnşikak Suresi'ndeki kozmik sahneler bu açıdan insanın iç dünyasıyla birlikte okunabilir.

Gökyüzünün yarılması:

Sarsılmaz sandığın şeylerin sarsılmasıdır.

Yeryüzünün genişletilmesi:

Güvenli sandığın zeminin değişmesidir.

İçindekileri dışarı atması:

Gizli olanın görünür hale gelmesidir.

Rabbine boyun eğmesi:

Sonunda hiçbir şeyin kendi başına bağımsız olmadığının ortaya çıkmasıdır.

İnsanın Rabbine doğru çabalaması:

Bütün hayatın aslında bir varış süreci olduğunun ilanıdır.

Kitabın verilmesi:

İnsanın kendi hayatıyla yüzleşmesidir.

Ve sevinç:

Bu yüzleşmenin sonucudur.

Bu nedenle kıyamet yalnızca dışarıda gerçekleşen bir kozmik olay gibi okunmamalıdır.

Sure, insanın içinde de bir hakikatle yüzleşme yaşatmaktadır.


11. Sahte Cennetin Yıkılması

Dünyada insan kendisine küçük cennetler kurar.

Ailesi.

Evi.

Serveti.

İtibarı.

Dostları.

Konforu.

Alışkanlıkları.

Kendisini haklı hissettiren düşünceleri.

Ve bunların hepsini bir araya getirerek:

“Benim dünyam bu.”

der.

Fakat İnşikak Suresi bize dünyanın kendisinin bile değişeceğini gösterir.

Gökyüzü yarılacaktır.

Yeryüzü içindekileri dışarı atacaktır.

Ve insan kendi hayatıyla baş başa kalacaktır.

O halde asıl mesele:

Dünyada kendimize nasıl bir hayat kurduğumuz değil,

kurduğumuz hayatın hesap karşısında ne ifade edeceğidir.


12. Gerçek Sevinç Ne Zaman Geliyor?

Surede çok dikkat çekici bir sıra vardır:

Kitap sağdan veriliyor → hesap kolaylaştırılıyor → insan seviniyor → yakınlarına dönüyor.

Gerçek sevinç burada ortaya çıkıyor.

Yani sevinç:

önce değil, sonra.

Hakikatten önce değil, hakikatin sonucunda.

İnsan dünyada kendisini kandırarak mutlu olmak zorunda değildir.

Hakikati göze alabilir.

Kendisini sorgulayabilir.

Yanlışlarını terk edebilir.

Çevresinin onayını kaybetme pahasına doğruyu arayabilir.

Çünkü gerçek güven, insanın kendisini kandırmasından değil, hakikatle yüzleşebilmesinden doğar.


13. Asıl Sarsıcı Soru: “Sen Neden Mutlusun?”

İnşikak Suresi bugün yaşayan insanın karşısına çok güçlü bir soru koymaktadır:

Sen neden mutlusun?

Yakınların yanında olduğu için mi?

Çevren seni onayladığı için mi?

Maddi olarak rahat olduğun için mi?

Hayatın istediğin gibi gittiği için mi?

Hiç sorgulanmadığın için mi?

Yoksa gerçekten hakikate uygun yaşadığını düşündüğün için mi?

Çünkü insan yanlış bir hayatın içinde de gülebilir.

Yanlış bir düşüncenin içinde de huzur bulabilir.

Yanlış bir düzenin içinde de kendisini güvende hissedebilir.

Hatta yanlışını savunan insanların arasında çok daha mutlu olabilir.

Fakat İnşikak Suresi mutluluğu değil, mutluluğun sonunu gösteriyor.


SONUÇ: DIŞ DÜNYA YIKILMADAN İÇ DÜNYANI SORGULA

İnşikak Suresi'nin bütünlüğü içinde çok güçlü bir tablo ortaya çıkar:

Gökyüzü yarılır.

Yeryüzü genişler.

İçindekileri dışarı atar.

Evren Rabbine boyun eğer.

İnsan Rabbine doğru çabalayıp durduğunu öğrenir.

Sonunda O'na varır.

Kitabını alır.

Ve gerçek konumu ortaya çıkar.

İşte o zaman dünyadaki bütün sahte güvenlik alanları anlamını kaybeder.

Yakınlarının arasında sevinçli olmak,

tek başına kurtuluş değildir.

Çünkü insanın dünyadaki psikolojik rahatlığı, Allah'ın katındaki konumunu belirlemez.

Gerçek sevinç, hesabın sonucundan sonra gelen sevinçtir.

Bu nedenle İnşikak Suresi bize belki de şu en ağır uyarıyı bırakıyor:

Dışarıdaki gökyüzü yarılmadan önce, içindeki sahte gökyüzünü yar.

Yeryüzü içindekileri dışarı atmadan önce, kendi içinde sakladıklarını kendin ortaya çıkar.

Herkes seni onaylamadan önce kendini sorgula.

Yakınlarının arasında mutlu olmaktan önce, neden mutlu olduğunu sorgula.

Çünkü insanın en tehlikeli hali her zaman mutsuz olduğu hal değildir.

Bazen insanın en tehlikeli hali,

yanlış bir hayatın içinde huzur bulduğu haldir.

Ve İnşikak Suresi'nin sarsıcı sorusu tam burada yankılanır:

“Sen Rabbine doğru çabalayıp duruyorsun. Peki, vardığında kitabını hangi elinle almak istiyorsun?”

Yorumlar

Öne çıkan Makaleler

Kurana göre Sevgi ile Aşk ❤

YASAK MEYVE ? 🍎

Habibullah demek ŞİRKTİR 📣